Eski Bakü Askeri Ataşesi Tuğgeneral Karauz Karabağ harekatını değerlendirdi

21 Ekim 2020, 22:30

Ömer Cihad KAYA
QHA Ankara

Türkiye’nin eski Bakü Askeri Ataşesi, Milli Savunma Bakanlığı eski Askeri Başdanışmanı Em. Tuğgeneral Yücel Karauz, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki tarihi harekatını Kırım Haber Ajansı için değerlendirdi. Azerbaycan’ın harekata hem devlet, hem ordu hem de halk olarak hazır olduğunu ifade eden Karauz, Karabağ’daki sürecin seyrine ilişkin “Harekat planlandığı şekilde doruk noktasına kadar devam etmeli. Eğer olayların ilerleyişi bu şekilde devam ederse bir problem yok ama olaylar yine 27 sene önceki çözümsüzlük üzerinde devam ederse, ‘bir millet bir devlet’  olmak için gerekli adımlar atılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan, Güney Kafkasya’nın kalbi Karabağ’a vurulan bir hançer niteliğindeki Ermeni işgaline son vermek ve uluslararası kabul edilmiş topraklarını kurtarmak amacıyla başlattığı harekâta, 27 Eylül 2020’den bu yana kararlı bir şekilde devam ediyor. Ermenistan, harekata karşı çareyi cephede savaşarak değil Azerbaycan’ın sivil yerleşim birimlerine saldırmakta buldu. Tüm bunların arefesinde, Erivan’ın isteğiyle 9 Ekim 2020 tarihinde taraflar, Moskova’da geçici ateşkes imzaladı. Sözde ateşkes süreci, insani amaçlarla yapılsa da Ermenistan, Azerbaycan’ın sivil yerleşim birimlerini balistik füzeler ile vurmaya devam etti. 17 Ekim’de Gence’ye gerçekleştirilen füze saldırısında çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Ermenilerin saldırısının ardından bir kez daha insani ateşkes imzalandığı duyuruldu. 

Azerbaycan’da askeri ataşe görevinde bulunan Emekli Tuğgeneral Yücel Karauz, Azerbaycan ordusunun Karabağ’daki ilerleyişinin taktik ve stratejik ipuçlarını, harekatın genel seyrini, Türkiye-Azerbaycan arasındaki askeri savunma işbirliği hamlelerinin sahaya yansımalarını ve Karabağ’daki sürecin geleceğine ilişkin QHA’nın sorularını yanıtladı.

-27 Eylül 2020’den bu yana devam eden harekatın seyrini nasıl görüyorsunuz? Son olarak Zengilan şehri de işgalden kurtarıldı. Sahadaki şartları da göz önünde bulundurursak, Azerbaycan ordusu harekata nereye kadar devam edebilir, nereye kadar devam etmelidir?

Em. Tuğgeneral Yücel Karauz

Başından itibaren harekat, üç farklı istikamette devam etmektedir. Bir yukarı harekat alanı, Murovdağı, Sugovuşan ve Kelbecer istikameti, ikincisi Ağdere ve Hocalı istikameti merkez yarmanın yapılacağı bölge ve üçüncüsü de Fuzuli, Cebrayıl Zengilan ve Kubadlı ile beraber Kurt Kapanı’nın tamamlanacağı bir harekat planı çerçevesinde faaliyetler yürütülüyor. Ayrıca, Fuzuli, Cebrayıl, Harbend ve Şuşa istikametinde de operasyonlar devam ediyor. Uygulanan taktikler, modern harbin, geçmişi tarihi tecrübelerden de istifade edilerek azami düşman imhası, azami düşman silah araçlarının imhası ve minimum derecede insan zayiatı üzerine kurgulanmıştır.

“LAÇIN KORİDORUNA ULAŞILDIKTAN SONRA DÜŞMANIN TESLİM OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Bu harekat, Dağlık Karabağ ve 7 rayon azad edilinceye kadar sürmelidir. Laçın koridoruna el atıldıktan sonra, düşmanın tamamen teslim olacağını, harekatın doruk noktasına ulaşacağını değerlendiriyorum.

“KARABAĞ, AZERBAYCAN’IN ÇANAKKALE’Sİ, SAKARYA SAVAŞI’DIR”

Azerbaycan tarafı, devleti ve devlet başkanı harekatın bitmesi ve barışın gelmesi için dört şartı öne sürmüştür. İşgal edilen toprakların azad edilmesi, Dağlık Karabağ’daki kondurma rejime son verilmesi ve askeri varlığının sona ermesi, çekilmeyle ilgili bir yol haritasının en kısa sürede sunulması ve daha sonra da Karabağ bölgesinde yaşamak isteyen Ermenilerle Azerbaycanlıların beraber yaşaması. Bunların dışındaki hiçbir şey çözüm olmayacaktır, olmamalıdır. Çünkü, Karabağ, Azerbaycan’ın Çanakkalesi, Sakarya Savaşı’dır varlık yokluk savaşıdır. Azerbaycan devleti, bunu başaracak güçtedir.

-Azerbaycan’ın sahadaki kazanımlarının Türkiye ile imzalanan savunma sanayi anlaşmaları ve özellikle SİHA’ların önemli etkisi olduğu söyleniyor. Bunun sahaya yansımalarını, 1990’lı yıllardan bugüne Azerbaycan ordusuna kazandırdıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Azerbaycan ordusu, 1992 yıllarında ordu niteliği dahi olmayan, gönüllülerden oluşan bir yapıda idi. Çünkü, Rus sistemi, Azerbaycanlıların önemli askeri okullarda okumasını, kritik yerlere gelmesini, teşkilat ve teçhizat olarak donatılmasını engellemişti. Geçen 29 yıllık süre zarfında, Azerbaycan ordusu, hem eğitim olarak, hem teşkilat olarak hem de teçhizat (harp silah araçları) olarak kendini yeniledi. Bunun yenilerken aslında, ağırlıklı Türkiye olmak üzere, dünyanın sayılı ordularına askeri öğrenciler ve eğitim için personel gönderdi. Dolayısıyla Sovyet sistemi ile NATO sisteminin entegrasyonunu sağladı. 1992 yılından itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri, danışmanlık faaliyeti, birlik komutanlığı, askeri okullarda öğrenci faaliyeti gibi faaliyetlerle, Azerbaycan ordusunun harp etme ve muharebe etme yeteneği gelişti.

“TÜRK SİHA’LARI MUHARABE SAHASININ KARAR SİLAHI OLDU”

Ayrıca savunma sanayi alanında, Türkiye Savunma Sanayisinin, modern teçhizatlarını, kendi silahlı kuvvetlerine kazandırdılar ve modern harbin ihtiyacı olan her türlü teçhizatı, milli güç unsurlarının ihtiyacı olduğu şekilde, savaşı Silahlı Kuvvetler Diplomasinin bir vasıtası olacak şekilde geliştirdiler.

Tabii ki, Türk SİHA’ları, Bayraktar TB-2’ler muharebe sahasının karar silahı olmaya aday oldu . Libya’da da Suriye’de böyleydi. Karabağ’da da sonucu belirleyen temel unsurlardan biri oldu.

-Azerbaycan Ordusunun 1990’lı yıllardaki durumu, 1. ve 2. Karabağ savaşında geri çekilmek zorunda kalması ve neticesinde Karabağ ile beraber 7 bölgenin de işgal edilmesinden, bugünkü güçlü durumuna gelmesi açık şekilde görülüyor. Azerbaycan ordusu nasıl böyle güçlü bir hale geldi? Türkiye’nin burada katkısı nedir?

1992’den beri Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine başta danışmanlık sonra komutanlık seviyesindeki faaliyetler, özellikle eğitim-öğretim faaliyetlerinde askeri öğrencilerin okutulması ve NATO tecrübesinin aktarılması, ki NATO’da başta Afganistan olmak üzere beraber faaliyetler yapıldı. Azerbaycan’ın NATO ve NATO sistemi ile ilgili tecrübesi kazanmasında en önemli faktör Türkiye’nin sağlamış olduğu destektir. Ayrıca 2013 yılından itibaren ortak tatbikatlar yapıldı. Dolayısı ile hem karada hem de havada beraber hareket edebilme kabiliyeti kazanıldı. 92’de sıfırdan çıkan ordu, bugün dünyanın 54. büyük silahlı kuvvetleri haline geldi.

“TÜRKİYE, SAVUNMA SANAYİ ANLAMINDA NE İMKANI VARSA AZERBAYCAN ORDUSUNA SUNDU”

Dolayısıyla barışta ter döktü ve silahlı kuvvetlerini eğitim açısından iyi seviyeye getirdi. Sovyet doktrini ile NATO sistemini birleştirdi. İnsanlar 27-28 senedir bugünleri bekliyordu, silahlı kuvvetler de bugünü bekliyordu. Dolayısıyla bugün sahada uyguladıklarıyla Türkiye’ye NATO’ya entegre olmuş bir silahlı kuvvetleri görüyoruz. Bu da başarıyı beraberinde getiriyor. Şu ana kadar Azerbaycan devlet olarak da, silahlı kuvvetler olarak da bu harekatta tek bir hata yapmamıştır.

Türkiye’nin savunma sanayi anlamında ne imkan ve kabiliyeti varsa Azerbaycan ordusunun istifadesine sunuldu. Beraber çalışmalar yapıldı ve özellikle gelişen modernizasyon faaliyetleri kapsamında muharebe sahasının karar silahı olmaya aday Siha’larla, muharebe sahasını minimum zayiatla maksimum tahrip etmek esasına dayalı bir sistem geliştirdi. Ermenistan ordusunun yüzde 60’ını harp silahları araçları olarak imha etti. Ve insan gücünün yaklaşık yüzde 20-25’ini ortadan kaldı bu dünya askeri tarihi açısından da örnek bir silahlı kuvvetler ve geldiği seviye açısından örnek bir seviyedir.

-Azerbaycan’ın harekatıyla ilgili başta Ermenistan tarafı olmak üzere Türkiye’ye önemli bir uluslararası baskı var. Uluslararası kabul edilen sınırlarını korumaya çalışan Azerbaycan’a ve onu her alanda destekleyen Türkiye’ye bu denli baskı yapılmasının asıl nedeni sizce nedir?

Karabağ konusu, yalnızca Azerbaycan’ın konusu değildir. 1990’larda da Azerbaycan’ın konusu değildi bugün de öyle. Ayrıca, 1992’de Ermenistan buraları işgal ederken de yalnız başına değildi. Karabağ konusu Türk dünyası ile, Müslüman dünyası ile ilintili bir konudur. Türklüğün davasıdır. Türklüğün davası olan her şeyde Türkiye’nin davasıdır.

“TÜRKİYE, BUGÜN OYUN KURAN BİR POZİSYONDADIR”

Şöyle ki, aslında Türkiye bugün bir bölgesel güç olmuştur, oyunbozan bir pozisyona gelmiştir. Oyun bozmasının yanı sıra oyun kuran bir pozisyondadır. Dolayısıyla, Suriye’de olsun, Libya’da olsun, Doğu Akdeniz’de olsun ve Kafkaslarda olsun. Türkiyesiz, Türkiye’nin ilgi ve etki alanına giren gönül coğrafyasında olan hak ve hukuk davası olan her yerde, Türkiye’nin milli güç unsurlarının geldiği seviye itibariyle olayları etkileşim ve yönlendirme imkan kabiliyeti ortaya çıkmıştır. Tabii ki, 1918 Kafkas İslam ordusu Harekatı ile Bakü Nuri Paşa tarafından nasıl halas edildiyse bu 27 Eylül tarihinden itibaren başlayan büyük vatan muharebesinde de Türkiye’nin duruşu ve manevi desteği, savunma sanayi ile ilgili desteği bugün 27 Eylül’den bugüne bu harekatın başarılı bir şekilde yürümesi ve diplomatik alanda desteklenmesi ve Azerbaycan’ın daha önce Nisan 2016’da olduğu gibi durdurulmasının önüne geçmiştir.


Türkiye-Azerbaycan Ortak Tatbikatı



“GEREKİRSE ‘BİR MİLLET BİR DEVLET’ OLMAK İÇİN GEREKEN ADIMLAR ATILIR”

Türkiye, Azerbaycan’a bizi nerede görmek istiyorsanız biz oradayız, masada da sahada da Silahlı Kuvvetleri olarak da yanındayız mesajı vermiştir. Bunun karşılığı olarak da Azerbaycan ordusu bir dosta güvenmenim getirdiği haklı davasını yürütme anlamında moral ve manevi destek bulmuştur.

Eğer olayların ilerleyişi bu şekilde devam ederse bir problem yok ama olaylar yine 27 sene önceki çözümsüzlük üzerinde devam ederse Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in söylediği barış şartları oluşmazsa, gerekirse “bir millet bir devlet” olmak için gerekli adımlar atılacaktır.

-27 Eylül 2020’den bu yana iki defa geçici ateşkes imzalandı. Ateşkesi ısrarla arzulayan Ermenistan, bunu adeta fırsat bilerek, Azerbaycan’ın sivil yerleşim alanlarına saldırıyor. Erivan yönetiminin bu ateşkes ihlalleri yıllardır var ama bugün bu fiilleri özellikle sivil yerleşim yerlerine yönelik işlemesinin ardında ne yatıyor? Başka ülkeleri masaya veya sahaya çekmek için bir taktik mi?

Ermenistan bu bölgede 200 yıldır terör üretiyor. Zaten varlığını ve mevcudiyetini, bu teröre borçludur. Bu terör faaliyetlerini, en son geçici ateşkes döneminde ve ondan önce Tovuz saldırısından itibaren başlayan, askeri bölge olmayan tamamen sivillerin olduğu bölgede yeniden başlattı. Dolayısıyla bu terörist devlet, haydut devlet, tanımının yanı sıra sivilleri katleden Ermenistan ve onun başbakanı Paşinyan iktidarı çocuk katilidir.

“İNSANİ ATEŞKES İSTEMELERİNİN TEMEL NEDENİ MUHAREBE MEYDANINDA YENİLMELERİDİR”

İnsani ateşkes istemelerinin temel sebebi muharebe meydanında yenilmişlerdir. Bu yenilgiden dolayı demin yukarıda da ifade ettim, harp silah araçlarının yüzde 60’ını kaybetmişlerdir, insani gücünün yüzde 25’ini kaybetmiştir, milli birlik ve beraberlikleri bozulmuştur, insan gücü problemi çekmektedir savaşacak insan bulamadığımdan dolayı Lübnan’dan Suriye’den PKK’lı YPG’li ve oradaki yaşayan Ermenileri hatta Kanada’dan Ermenileri getirerek muharebe sahasının takviye etmeye çalışmaktadır. Fakat askerlerini kaçmasınlar diye araçlara binalara zincirlemektedirler. Dolayısıyla bu durum tarihi açısından da Ermenistan iktidarını tarih sayfasına gömecek.

Benzer haber: Azerbaycan ordusuna karşı PKK taktiği: Ermeniler Rus bayrağı açtı!

“ERMENİSTAN, BU SALDIRILARI DOLAYISIYLA SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMESİNDE YARGILANACAK”

İleride bu yaptıkları savaş suçları mahkemesinde yargılanacak bir pozisyondadır. Şu ana kadar toplam 61 sivil masum, Çoluk çocuk, yaşlı genci hak etmiştir bu bir savaş Aynı zamanda da insanlık suçudur.

“YAKINDA BİR ATEŞKES DAHA GELEBİLİR!”

Dolayısıyla ben, bugün yarın Bir insani Ateşkes girişiminin daha yapılacağını değerlendiriyorum. Tamamen oyalama taktiğidir. Tamamen farklı düşüncelerle hareket edilmektedir. Kendileri sivil hedeflere vururken Azerbaycan sadece işgal edilmiş toprakları, harekat alanındaki askeri hedefleri vurmaktadır. En önemlisi de, Azerbaycan, 61 tane sivil vatandaşını kaybetmesine rağmen hiçbir hukuk dışı faaliyet yapmamıştır. Ermenistan özellikle sivil yerleşim yerlerine uzun menzilli atış yapmaktadır. Azerbaycan bunların yerlerini tespit etmesine rağmen bunları dahi yok etmemektedir.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 9 Ekim 2020’de Moskova’da imzalanan geçici ateşkesin detayları için tıklayınız: Azerbaycan-Ermenistan “ateşkes” süreci: Şimdi ne olacak?

“ERMENİSTAN’IN AMACI, RUSYA’YI DA DAHİL EDEREK ÇATIŞMAYI BÖLGESEL DÜZEYE TAŞIMAKTIR”

Çünkü kendi muharebe alanından atış yapan kendi ana karasından atış yapan Ermenistan devletinin amacı, bu Dağlık Karabağ harekat alanından olayı, Ermenistan-Azerbaycan çatışması haline getirmek ve Kolektif Güvenlik Anlaşması kapsamında Rusya’yı devreye sokmaktır. Rusya’nın da devreye girdiği sistemde Türkiye’nin de devreye gireceğini bildiği için çatışmayı, bir bölgesel bir çatışma alanı haline getirmeyi ve buradaki 27 senedir haksız hukuksuz işgalini devam ettirmeyi düşünmektedir.







AZERBAYCAN’IN TOPRAKLARINI 
İŞGALDEN KURTARIYOR

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki topraklarını kurtarmak için başlattığı kara harekatı kararlılıkla devam ediyor. Azerbaycan, 27 Eylül 2020’de başlatılan harekat kapsamında, şu ana kadar çok yüksek ve stratejik öneme sahip dağlık bölgeler de dahil olmak üzere şehir, kasaba ve köyleri bir bir işgalci güçlerden temizliyor.

ŞU ANA KADAR İŞGALDEN KURTARILAN BÖLGELER

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için başlattığı harekât kapsamında bugüne kadar Füzuli, Zengilan ve Cebrail şehrini, Mincivan, Şugovuşan ve Hadrut kasabasını ve Karahanbeyli, Aşağı Seyitahmetli, Mehdili, Aşağı Maralyan, Kuycak, Kend Horadiz, Çakırlı, Büyük Mercanlı, Şeybey, Taliş, Karkulu, Şükürbeyli, Yukarı Maralyan, Cereken, Daşkesen, Horovlu, Dejan, Mahmutlu, Caferabat, Papı köyleri olmak üzere toplamda 22 yerleşim yerinde kontrolü ele aldı. Azerbaycan, 5 Ekim 2020 tarihinde Cebrayıl ilinin (rayonunun) Şıhali Ağalı, Sarıcalı ve Mezre köylerin de işgalden kurtardı.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da Ermeni işgalinden kurtardığı diğer köyleri ise 14 ve 15 Ekim’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev duyurdu. 14 Ekim 2020 tarihinde; Fuzuli ilinin Karadağlı, Hatunbulak, Karakollu, Hocavend ilinin Bulutan, Melikcanlı, Kemertük, Teke, Tağaser köylerini işgalden kurtarıldığı kaydedildi. Azerbaycan ordusu, 15 Ekim 2020 tarihinde ise, Fuzuli ilinin Arış, Cebrail ilinin Doşulu, Hocavend ilinin Edişe, Düdükçü, Edilli, Çiraguz köylerini işgalden kurtardı. Azerbaycan ordusu, 16 Ekim 2020 tarihinde, Hocavend ilinin Hırmancık, Akbulak ve Ahullu köylerinden Ermeni birliklerini çıkardı.

Azerbaycan ordusu, 17 Ekim 2020 tarihinde stratejik anlamda önemli olan Füzuli şehrinin işgalden kurtarıldığını açıkladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 19 Ekim’de Azerbaycan ordusunun 13 köyü daha Ermenistan’ın işgalinden kurtardığını açıkladı. Cebrayıl iline bağlı bu köyler; Soltanlı, Emirvarlı, Maşanlı, Hasanlı, Alikeyhanlı, Kumlak, Hacılı, Göyerçinveyselli, Niyazgullar, Keçel Memmedli, Şahvelli, Hacı İsmayıllı ve İsaklı.
Ayrıca, Fuzuli’nin Koçahmetli, Çimen, Cuvarlı, Pirahmetli, Musabeyli, Işıklı ve Dedeli  köyleri de Ermeni işgalinden kurtarıldı. Ayrıca, 20 Ekim’de ise Zengilan kent merkezi ve 6 köyü ile Fuzuli, Cebrail ve Hocavend’e bağlı 18 köyün işgalden kurtarıldığı açıklandı. 21 Ekim’de ise Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 21 köy ve Zengilan iline bağlı Mincivan kasabasının işgalden kurtarıldığını duyurdu.

İlgili haber: Azerbaycan ordusu İran sınırındaki Hüdaferin köprüsüne bayrak dikti!

ERMENİSTAN NEDEN SİVİLLERİ VURUYOR?

Azerbaycan’ın Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’daki topraklarını kurtarmak için geniş çapta başlattığı kara harekatı, 27 Eylül 2020’de başladı. Azerbaycan ordusu, adım adım ilerlerken, Ermenistan da ısrarla sivillere saldırmaya devam etti. Cephede sıkışan Ermenistan, Azerbaycan’ın yerleşim yerlerine ve şehirlerine top atışları ve füze atışları gerçekleştiriyor.

ERMENİSTAN, ATEŞKES ŞARTLARINA UYMUYOR

Moskova’da varılan geçici ateşkesten hemen sonra Ermenistan, Azerbaycan’ın Ağdam ve Tatar bölgelerine saldırdı. Ermenistan’ın saldırıları Hadrut ve Cabrayil yönünde devam etti. Sukavuşan’da Ermeni askerlerinin cesetlerini toplayan ve beyaz bayraklı bir ambulans, Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından vuruldu. Saldırı sonucu bir sağlık çalışanı ağır yaralandı. Gence’ye düzenlenen saldırıda ise çocuklar dahil 7 sivil öldü ve 39 kişi yaralandı. Azerbaycan ve Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da geçici ateşkes, 9 Ekim 2020 tarihinde imzalandı. Ermeni tarafı, ateşkesin ilk dakikalarından itibaren Azerbaycan’ın sivil yerleşim birimlerini vurmaya başladı. Azerbaycan Başsavcılığı, 11 Ekim 2020’de Ermenistan’ın ateşkes sonrası Azerbaycan’ın en büyük ikinci kenti olan Gence’deki sivillere yönelik saldırıda bilançoyu açıkladı. Başsavcılık, Ermenistan’ın saldırısında 41 sivilin hayatını kaybettiğini ve 207 kişinin yaralandığını duyurdu.

17 EKİM GENCE SALDIRISI: ERMENİSTAN ATEŞKESİ İHLAL EDEREK SİVİLLERİ KATLEDİYOR

Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova’da yapılan görüşmelerde, 10 Ekim saat 12.00’den itibaren geçerli olmak üzere Dağlık Karabağ’daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören insani amaçlı “ateşkes” kararı almıştı.
Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden Azerbaycan’ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 10 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı.
15 Ekim’de de Terter kentinde defin töreni için mezarlığa giden sivillere yönelik düzenlenen saldırıda, 4 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi yaralı kurtulmuştu.
Ermenistan, 17 Ekim’de Gence’ye füzelerle bir saldırı daha düzenlemiş, 13 sivil yaşamını yitirmiş, 50’nin üzerinde sivil yaralı olarak enkaz altından çıkartılmıştı.










DAĞLIK KARABAĞ NE ZAMAN İŞGAL EDİLMİŞTİ?

Karabağ, Azerbaycan’da Kür ve Aras nehirleri arasındaki dağlık bölgeye Azerbaycan Türkleri tarafından verilen bir isimdir. Bölgede,Ağdam, Kelbecer, Laçın, Cebrail, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan isimli yerleşim yerleri bulunmaktadır. Sovyetler Birliğinin 1989’da bölgede önce özerklik ilan edip sonradan Azerbaycan’a bağlamasını kabul etmeyen Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın başkenti Hankendi’de Azerbaycanlılara saldırmaya başladı. Rusya’nın da desteğini alan ve Azerbaycan’ın hazırlıksız olmasını fırsat bilen Erivan, sivil katliamlarıyla Dağlık Karabağ ve çevresine yönelik işgal sürecini başlattı. Tarihler 28 Aralık 1991’i gösterdiğinde Ermeni birlikleri Dağlık Karabağ’ın merkezi Hankendi’yi işgal etti.

DAĞLIK KARABAĞ’DA İŞGAL VE ERMENİLERİN HOCALI SOYKIRIMI

İşgal sonrası, 1992 tarihinde, 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gecede Sovyetlerden kalma Rus 336. Mekanize Alayının desteğindeki Ermenistan kuvvetlerinin Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrinde yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı toplu şekilde katliam yaptı. Hocalı kasabasında, Azerbaycan’ın resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin katledilmiş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.

27 Eylül 2020’de toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak için harekete geçen Azerbaycan, Dağlık Karabağ’daki ilerleyişini açıkça “kurtuluş savaşı” olarak nitelendirdi. Uluslararası ilişkiler literatüründe “dondurulmuş sorun” olarak ifade edilen Dağlık Karabağ’da çatışma her geçen gün şiddetleniyor. Azerbaycan, en üst perdeden çözümün artık müzakere masasında değil sahada olduğunu vurguladı ve Dağlık Karabağ’daki topraklarını işgalden kurtarmak için kara harekatı başlattı.

Azerbaycan-Ermenistan çatışması ve Karabağ sürecine ilişkin benzer haberlere ulaşmak için:

Prof. Dr. Sarıkaya: Azerbaycan, toprak bütünlüğünü temin etmeden harekâtı bitirmeyecektir

Azerbaycan-Ermenistan “ateşkes” süreci: Şimdi ne olacak?

Doç. Dr. Asker: Kremlin’den umduğunu bulamayan Paşinyan çaresiz bir şekilde yenilgiyi seyrediyor

“Rusya olmazsa Dağlık Karabağ’da işgal sürdürülemez”

Azerbaycan
Ermenistan
Bunlara da bakın: