Ercilasun: Rusya Anayasası, Türklerin kazanılmış haklarını gasp ediyor!

20 Mart 2020, 21:38

Ozan Barış Erim/ QHA Ankara

Rusya, 22 Nisan 2020’de “Anayasa referandumuna” gitmekte kararlı. Koronavirüs tehlikesi bile Rus olmayan halkların haklarını gasp edecek referandumu engelleyemedi.

Tarihçi Prof Dr. Konuralp Ercilasun, Putin’in göreve geldiğinden beri kanun tanımadığının altını çiziyor. Ercilasun anayasa değişikliği için, “Rusya’nın bu hamlesi, Rusya vatandaşı olan Türklerin tarihi kazanılmış haklarının gaspı anlamına gelir” dedi.

Anayasa değişikliğinde, Rusya Federasyonu içerisindeki Rus olmayan milletlere yönelik temel hak ve hürriyetlere ciddi kısıtlamaların getirilmesi planlanıyor. Kremlin’in önerdiği anayasa değişikliği taslağında, Ruslara “devlet kurucu halk” statüsü veriliyor. Bu hüküm ile, Rusya Federasyonu içindeki Rus olmayan milletlerin temel hak ve hürriyetleri yok edilme seviyesine getiriliyor. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Konuralp Ercilasun, Rusya Federasyonu içindeki Rus olmayan milletlerin temel hak ve hürriyetlerini yok etmeyi öngeren anayasa referandumu ile ilgili Kırım Haber Ajansı’na (QHA) değerlendirmelerde bulundu.

“RUSLAR RUS DIŞI HALKLARIN KİMLİKLERİNİ SİNDİRMEYE ÇALIŞTI”

Prof. Dr. Ercilasun, Rusya’nın bu anayasa hamlesi ile Rusya vatandaşı olan Türklerin tarihi kazanılmış haklarını gasp etmeyi amaçladığını belirterek, “Rusya’nın bu hamlesi, Rusya vatandaşı olan Türklerin tarihi kazanılmış haklarının gaspı anlamına gelir. Rus komünistleri 1917’deki devrim sırasında yayımladıkları beyannamede bütün Rus olmayan halklara bağımsızlık çağrısı yapmışlardı. Beyannamede bağımsızlığı elde etmek için bu halkların baskıcı Çarlık rejimine karşı Rus komünistlerine yardım etmeleri isteniyordu. Bu beyanname sayesinde Rus olmayan halkların desteğini kazandılar. İktidarı ele geçirdikten sonra ise adım adım sınırlarını eski Çarlık Rusyası sınırlarına ulaştırmaya çalıştılar. Fakat, İdil-Ural, Kırım, Kafkas ve Türkistan’ın bütün bölgelerinde Türkler kendi ayrı devletlerini kurmuşlardı. Rus komünistleri güçlendikleri zaman, o zamanki söylemlerinde Rusluğu değil komünizmin beynelmilelliğini kullanarak ortak bir devlet vaadiyle ve güç de kullanarak bu devletlerin bağımsızlıklarını ellerinden aldılar. Ama Çarlık gibi yapacak güçleri de olmadığından zaman içerisinde 15 alt-devletli güya istediği zaman ayrılabilecek bir birlik kurdular. Zaman geçince ise Rus dışı halkların kimlikleri iyice sindirilerek Ruslukta birlik sağlanmaya çalışıldı. SSCB geçmişi buydu.” diye konuştu. 

“RUSYA MERKEZİ BİR DEVLET DEĞİL, BİR FEDERASYONDUR”

Konuşmasını Rusya’nın merkezi bir devlet değil bir federasyon olduğunu belirterek devam eden Prof. Dr. Ercilasun, şöyle konuştu:

“SSCB çöktükten sonra 15 birlik devleti bağımsız oldu. Otonom cumhuriyetler ise yeni Rusya Federasyonunun kurucu ortakları hâline geldiler. Onlar, kurucu ortak olmak zorundaydı. Çünkü devlet yeniden kuruluyordu ve başta Çeçenistan, Tataristan ve Yakutistan olmak üzere Rus olmayan halkların yeni düzende farklı sözler söylediklerini gördük. Nihayetinde bunlardan kısmen Tataristan modeli benimsenerek Moskova ile federe devletler arasında yeniden bir hukuki statü belirlendi. Bütün bu uzun anlatımın sebebi Rusya Federasyonunun tarihî süreçte bir merkezî devlet değil, bir federasyon olduğunun temellerini belirtmektir. 

“PUTİN BAŞA GELDİĞİNDEN BERİ HUKUKA SAYGI DUYMADI”

Putin, başa geldiğinden beri çeşitli söylemlerinden anlaşılacağı üzere mevcut hukuka hiçbir zaman saygı duymadı. Eline her fırsat geçtiğinde hukuksuzlukla federe devletlerin alanlarını daraltmaya çalıştı. Daha 2004 yılında federe devletlerin alfabesine karışmıştı. Bugün gelinen noktadaki bu hamle artık, federe devletlerin birer vilayet statüsüne düşürülmesi hamlesidir. Vilayet statüsüne düşmek demek Rus olmayan halkların kendi bölgeleri, kendi meclisleri, kendi başkanları, kendi eğitim kurumları ve kendi dilleri gibi birçok kazanılmış haklarını kaybetmeleri demektir. 

“PUTİN’İN NİHAİ HEDEFİ ÇARLIK SINIRLARINA ULAŞMAK”

Ancak Putin’in hedefleri, Rusya’yı merkezileştirmekle sınırlı değildir. Tıpkı Rus komünistlerinin vaktiyle yaptığı gibi Putin’in de nihai hedefi Çarlık sınırlarına ulaşmaktır. Putin bu düşüncesini bir konuşmasında ’20. yüzyılın en büyük felaketi SSCB’nin çökmesidir’ diyerek dile getirmişti. Bu sebeple içeride yarattığı dikensiz gül bahçesinden sonra sıra komşularına gelecektir. Bunun ilk adımını Kırım’ı işgal ederek atmıştır. Kırım’ın işgali göstermiştir ki uluslararası hukuk, güç dengelerine bağlıdır. Dünya sistemi, ABD’nin Irak’a girmesine engel olamadığı gibi Rusya’nın da Kırım’ı işgalini geri döndürememiştir. Dolayısıyla Putin’in hırslarının dizginlenmesi ancak çevresindeki devletlerin ona karşı koyabilecek güçte olmalarına bağlıdır. Rusya’ya yakın devletlerin, direnebilecek kadar güçlü olmaları, uluslararası hukuktan daha önemlidir.”

Anayasa
Putin
Rusya
Bunlara da bakın: