Emel Fikir ve Kültür Konferanslarında bu hafta “Ölümünün 90. yılında Mehmet Niyazi ve Kırım” konuşuldu

Diaspora
Mehmet Berk Yaltırık
28 Kasım 2021, 18:31
Mehmet Berk Yaltırık
28 Kasım 2021, 18:31

Emel Fikir Kültür Konferanslarında, bu hafta “Ölümünün 90. yılında Mehmet Niyazi ve Kırım” konferansı gerçekleştirildi. Konferansın konuşmacısı Dr. Cezmi Karasu oldu. Karasu, Kırım Tatar halk şairi, Romanya Tatarlarının milli şahsiyeti Mehmet Niyazi’nin yaşamını ve Kırım davası için yaptıklarını anlattı.

Emel Kırım Vakfı’nca düzenlenen Emel Fikir ve Kültür Konferanslarının bu haftaki konuşmacısı Dr. Cezmi Karasu’ydu. Karasu, “Ölümünün 90. yılında Mehmet Niyazi ve Kırım” başlıklı konuşmasında ünlü Kırım Tatar halk şairi, Romanya Tatarlarının milli şahsiyeti Mehmet Niyazi’nin yaşamından ve Kırım davası için yaptıklarından bahsetti.

Çevrimiçi olarak Zoom platformu üzerinden 28 Kasım 2021 tarihinde saat 17.00’de düzenlenen ve Emel Kırım Vakfı’nın Facebook sayfası üzerinden canlı yayınlanan konferansın moderatörlüğünü Genç Tatar ekibinden Fazıl Can üstlenirken, teşekkür konuşmasını Kırım Tatar Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay yaptı.

Karasu konuşmasına Romanya’da Mehmet Niyazi’ni kabrinin ziyaretiyle ilgili bir hatırasını aktararak, onun yazılarını çalışmalarını toplamaya başlayarak bununla alakalı bir eser üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Mehmet Niyazi’nin yazılarının önümüzdeki yıl yayınlamayı temenni ettiklerini belirten Dr. Karasu, daha sonra şairin hayatını ve kişiliğini anlattı. Hayatını (1878-1931) dört devirde ele alarak hangi dönemde nasıl çalışmalarda bulunduğunu, hangi isimlerle temas ettiğini, şiirlerinde işlediği temaları anlattı.

Konferansın video kaydını Emel Kırım Vakfı’nın Facebook sayfası üzerinden bu bağlantıya tıklayarak seyredebilirsiniz.

MEHMET NİYAZİ BEY (1878-1931) KİMDİR?

Milli şairi olup, aynı zamanda öğretmen ve gazeteci de olan Mehmet Niyazi, 1878’de “Tuna Savaşı” yahut “93 Harbi” de denilen Osmanlı-Rus Harbi’nin sonlarında dünyaya geldi. İlk eğitimini köyünün eski usül ilkokulunda yaptıktan sonra 11 yaşında İstanbul’a gelerek “Darülmuallimin”e girdi. 1898’de öğretmen olarak Kırım’a gidip ilk vazifesini orada ifa etti ancak Çarlık idaresinin baskısından dolayı bir yıl sonra yeniden İstanbul’a döndü. 1900 yılında hasretliğini çektiği ata yurdu Kırım’a tekrar dönse de yine benzeri sebeplerle bir yıldan sonra İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. 1904 yılında babasının İstanbul’da vefatı nedeniyle Köstence’ye giderek oradaki Türk Rüştiyesi’nde önce öğretmen, sonra da müdür oldu. Şairliğinin yanı sıra Dobruca Müslümanlarının tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. 1914’te Bolşevik İhtilali sırasında Kurultay toplayıp milli idaresini tesis eden Kırım Tatar hükümetinin çağrısı üzerine 1918’de Kırım’a gitmiştir. Akmescit kasabasında çıkmaya başlayan “Hak Söz” gazetesinin baş yazarı ve redaktörü olup önemli makaleler yazmış, bir dönem Bahçesaray Milli Eğitim Müdürlüğü vazifesinde de bulunmuştur. 1917’de son kez Kırım’ı ziyaret edebilmiştir. 1920’de Kırım Milli hükümetinin dağılması nedeniyle Romanya’ya gelerek Mecidiye’de öğretmenlik vazifesini 29 Kasım 1931’de vefat edene dek sürdürmüş, öğretmenlik ve gazeticilik yolunca büyük hizmette bulunmuştur. “Dobruca Sedası”, “Teşvik”, “Işık” gazetelerini ve “Mektep ve Aile” dergisini çıkarmış, Dobruca başta olmak üzere çeşitli ülkelerde çıkan Türkçe gazete ve dergilerde de yazıları yayınlanmıştır. 1922 senesinde Kırım’da başka bir hayatın başladığını manzumelerinde (şiirlerinde) de göstermiş ve yazmaya başlamış, bu manzumeler pek çok gazete ve mecmua da (dergi) yayınlanmıştır. 1930 yılında bazı şiirlerini toplayıp “Emel” mecmuasına teslim etmiştir. Kırım’dan, Dobruca’ya gelen ilk göçmenler, zamanında burada biraz serbest bulunup düzen kurduktan sonra, çalışıp maddi durumlarını zenginleştirmişler, Dobruca’yı öz yurtları olarak kabul etmişlerdir. Bu durumu anlayan ve eserlerinde bahseden ilk şahsiyet Mehmet Niyazi olmuştur. 1931 Haziran’ında “Sagış” adlı ikinci kitabı Pazarcık’ta yayınlandıktan sonra, aynı senenin Kasım ayında vefat etti. Öğrencilerinin ifade ettiğine göre sade bir ders tarzı vardı. Dersleri herkesin, sınıftaki en ağır anlayışlı kimsenin daha anlamalarına, öğrenmelerine dikkat edip, anlamayan öğrencileriyle tatil günlerinde de mesai yapmıştı. Hatta onları evine davet ederek ders çalıştırmış, diğer arkadaşlarının seviyelerine yetişmeleri için gayret ederdi. Yaptıklarıyla yetiştirdiği öğretmenlere de yol göstermiş, yüreği görev aşkıyla çarpan,mesuliyetli fakat zevki çok olan öğretmenlik mesleğini pek sevmiş, mükemmel bir öğretmen ve rol model kabul edilmiştir. Kendisini tanıyanlar pek anlayışlı ve herkese karşı saygı, sevgi, yakınlık gösteren, hayli cana yakın bir insan olduğunu belirtir. Öğrencilerine arkadaş gibi davranıp baba yakınlığı ve şefkati gösterdiği, öğrenciler arasındaki anlaşmazlıkları, dargınlıkları ve kırgınlıkları hemen fark edip onların arasında anlaşma ve hoşgörü sağlamaya çalıştığı söylenmektedir. Üzüntü veren yahut verebilecek, içinden zor çıkılacak bir sorun vuku bulduğunda öğrencilerinin ona danıştığı, çözüm yolu bulmasını rica ettikleri, meselelere soğukkanlılıkla yaklaşıp incelediği ve gerekeni söylediği, akıl hocalığı yaptığı aktarılmaktadır.