Elişku Katliamı: Çin, Temmuz 2014'te Yarkent'te 3 bin Uygur Türkünü katletti

Güvenlik
qha muhabir
28 Temmuz 2022, 17:34
qha muhabir
28 Temmuz 2022, 17:34

28 Temmuz 2014 tarihinde Ramazan bayramının ilk günü, Doğu Türkistan’ın Kaşgar’a bağlı Yarkent nahiyesindeki Elişku kasabası, işgalci Çin ordusu tarafından ağır silahlarla bombalandı. Bölgede 3 yerleşim yeri haritadan tamamen silindi. En az 2 binden fazla masum Uygur Türkü öldürüldü. Olayla bağlantısı bulunan 50 binden fazla insan ise tutuklandı. Çin’in Elişku’da 28- 31 Temmuz 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiği katliamı, ifşa eden ve katliamın bazı ayrıntılarını yazdığı bir mektupla dünyaya duyurmayı başaran Yarkentli Uygur genci 22 yaşındaki Ebubekir Rahim, 6 Ağustos 2014’te Yarkent’te tutuklanarak hapse atıldı. Çin’in soykırıma varan hak ihlallerine sahne olan Doğu Türkistan’daki katliamlardan sadece birisi olan Yarkent-Elişku olayları, Doğu Türkistanlıların hafızasında 8. yıldönümünde halen tazeliğini koruyor.

Çin’in 2014 yılında Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği Yarkent-Elişku Katliamı, Pekin tarafından halen bir sır olarak dünya kamuoyundan gizleniyor. Doğu Türkistan’a giderek, konuyu araştıran ve yaşanan acıları gün yüzüne çıkarmak için çalışan bir Fransız gazeteci, o yıllarda sınır dışı edildi. Çin’in ortaya koyduğu kitlesel baskılar sonrası gerçekleşen katliamda, 28-31 Temmuz 2014 tarihinde 3 bine yakın Doğu Türkistanlı hayatını kaybetti.

28 TEMMUZ 2014’TE YARKENT’TE NE OLDU?

Çin’in 21. yüzyılda ortaya koyduğu vahşet halkalarından sadece birisi olan Yarkent-Elişku olayları, 28 Temmuz 2014’te başladı. Doğu Türkistan’ın güneyindeki Kaşgar iline bağlı Yarkent ilçesinde bir katliam meydana geldi. Aslında, 2008’den itibaren Çinliler, Doğu Türkistan’daki seyahat özgürlüğünü kısıtlayarak, kamusal alanda ibadet özgürlüğünü kısıtlayarak ve 2010’dan sonra da başörtüsüne ve ibadet özgürlüğüne yasak getirerek baskılarına hız vermişti. O yıllardan itibaren, insanların şahsi mülklerine baskınlar yapılarak insanların özgürlüğü kısıtlanmaktaydı.

28 Temmuz 2014 tarihinde Ramazan bayramının ilk günü, Doğu Türkistan’ın Kaşgar’a bağlı Yarkent nahiyesindeki Elişku kasabası, işgalci Çin ordusu tarafından ağır silahlarla bombalandı. Bölgede 3 yerleşim yeri haritadan tamamen silindi. En az 2 binden fazla masum Uygur Türkü öldürüldü. Olayla bağlantısı bulunan 50 binden fazla insan ise tutuklandı. Çin’in Elişku’da 28- 31 Temmuz 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiği katliamı, ifşa eden ve katliamın bazı ayrıntılarını yazdığı bir mektupla dünyaya duyurmayı başaran Yarkentli Uygur genci 22 yaşındaki Ebubekir Rahim, 6 Ağustos 2014’te Yarkent’te tutuklanarak hapse atıldı.

YARKENT’İN ŞEHRİNİN ÖNEMİ

Yarkent, Doğu Türkistan’ın en önemli şehirlerinden biridir. Nüfusu 1 milyonu aşan şehir, 1514-1696 senesinde Doğu Türkistan’ı yöneten Yarkend Said Hanlığının başkentliğini yapmıştır Doğu Türkistanlılar için önemli bir dini ve kültürel merkezdir. Ve halkı, dinine ve kültürüne çok bağlıdır. 2014 yılına gelindiğinde, bu bölgede çok vahim hadiseler yaşandı. 

“ÇİN ORDUSU, 4 KÖYÜ HARİTADAN SİLDİ”

Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı aktivist, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nureddin İzbasar, Yarkent Katliamı’nda yaşanan acıların bir tanığı olarak gerçekleşen insan hakları ihlallerini ve katliamı şu cümleler ile anlatmıştı:

O dönemde, Doğu Türkistan’ın genelinde yaşanan baskılar neticesinde, Yarkent ve Elişku’da da olaylar çıktı. Bu olayları tetkileyen hadiselerden bazıları, Çinli bir sarhoşun, Doğu Türkistanlı bir aileye çarpması sonrası yaşanan trafik kazasında ailenin bebeğinin ölmesi hadisesidir. Bu olayda, Çinli sarhoşa ceza dahi verilmezken, olaya tepki gösteren Uygur Türkleri gözaltına alındı. Başka bir olayda ise, 18 Temmuz 2014’te Çinli görevliler ev ev gezerek daha önce bahsettiğim başörtüsü yasağına yönelik baskınlar düzenliyor. Baskınlardan birinde, başörtülü birisinin evi açması sonucu, evin yaşlı dedesinin mukavemet göstermesi sonucu, Çinli polis ölüyor. Olaydan sonra, Çin polisi evdeki küçük çocuk dahil herkesi öldürüyor. Ve en vahimi de, Ramazan ayının son günü olan 28 Temmuz 2020 tarihinde, Beşkent isimli köyde teravih namazı sonrası, başörtüsü yasağına uymayan onlarca kadın gözaltına alınıyor. Müslüman Uygur Türklerinin “Bu bizim dinimizin gereği, mahremimize el uzatıyorsunuz” şeklindeki itirazları sonuçsuz kalıyor. Olay arbedeye dönüşüyor ve çatışmalar ortaya çıkıyor. Bu olayların Yarkent’in genelinde duyulması. Halkı, kısmi bir ayaklanmaya teşvik ediyor. Bu olaya Doğu Türkistanlılar yoğun bir şekilde destek oluyor. Çatışmalar ağır bir şekilde devam ediyor. Ancak, Çinlilerin elinde tüm teçhizatlar varken, Doğu Türkistanlılar çiftçilik eşyaları ile karşılık verebiliyorlar. Bunun üzerine Çin, çok sert bir şekilde müdahale ediyor. Havadan ve karadan bölgeyi ablukaya alan Çin ordusu, çok sert müdahaleler yapıyor. Çin, kendisine mukavemet gösteren 4 adet köyü adeta haritadan siliyor. Orada en az iki bin insanın ölümüne neden oluyor ve en az 50 bin insanın tutuklandığını biliyoruz.”

ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN’DA İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR!

ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN’DA İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR!


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.