Dünya Anadil Günü'nde ağız birliği: Dilini kaybeden kendini kaybeder

22 Şubat 2020, 15:24

  Ömer Cihad KAYA & Ayyıldız Huri KAPTAN
QHA Ankara

UNESCO, yok olma tehlikesi altında olan dillere dikkat çekmek amacıyla, 1999’dan beri dünya genelinde 21 Şubat tarihini “Uluslararası Dünya Anadil Günü” ilan etti. O tarihten bu yana, dilin ve kültürün önemine dikkat çekmek ve dilsel farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Fakat, günümüzde Rusya Federasyonu başta olmak üzere, yerli halkların anadilleri bir dizi baskı ve yasaklarla karşı kaşıya.

Kırım Haber Ajansı (QHA), anadilde eğitime yönelik baskılar ve yok olma tehlikesinde olan dillere dikkat çekmek üzere; Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Araştırmacı-Yazar Roza Kurban, Kırım Derneği Başkan Vekili ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Işılay Işıktaş Sava ve Nogay Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Cemil Sütbaş’ın görüşlerine başvurdu.

BEZİKOĞLU: MAALESEF BUGÜN KIRIM TATARCASI DÜNYADA TEHLİKEDE OLAN TÜRK DİLLERİ İÇERİSİNDE

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Kırım Tatar dilinin bugünkü durumu ve Rusya’nın Rus olmayan halklara karşı uyguladığı baskı politikaları ve buna karşı neler yapılabileceği konusunda sorularımıza cevap verdi.

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, tarihten günümüze Kırım Tatar dilinin durumu hakkında şunları söyledi:

“Kırım Tatarlarına diğer milletlere sınırlı da olsa tanınan anadilde eğitim hakkı tanınmamıştır. Kırım Tatarca yazılı metinler büyük oranda yok edilmiş, Kırım Tatarca diye bir dil olmadığı ilan edilmiştir. Bütün bu baskılara rağmen Kırım Tatarları evlerinde Kırım Tatarca konuşmaya ve çocuklarına anadillerini öğretmeye devam etmişler ve korudukları milli bilinçleri sayesinde 1990’lı yıllarda vatanlarına dönmüşlerdir. Bugün maalesef, Kırım Tatarcası dünyada tehlikede olan Türk dilleri içerisindedir. Rusya imparatorluk zamanından itibaren anadilleri kendi jeopolitik amaçları için yani milletleri istediği gibi bölüp yönetmek, asimile etmek ve hükmü altına almak için bir maşa olarak görmüş ve Sovyetler Birliği döneminde anadillerini geliştirmelerine izin verme vaadiyle kandırdığı pek çok Türk ve Müslüman milletin haklarını kademeli olarak ellerinden alarak 1930’lardan itibaren resmi ‘Ruslaştırma’ siyasetini ilan etmiştir.”

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Kırım Tatarcasının korunması için nelerin yapılabileceği konusundaki görüşlerini şu şekilde ifade etti:

“KIRIM’DA ENGELLENEN ANADİLİMİZ DİASPORADA ÇİÇEK AÇABİLİR”

Bütün bunlar Kırım Tatarlarını, Rusya’nın yerli halklarını ve Türk ve Müslüman azınlıkları umutsuzluğa sevk etmemelidir. Yapılması gereken yeni iletişim araçları ve interneti kullanarak bu dillerin eğitimini, kullanımını ve konuşulmasını artırmaktır. Kırım’da engellenen ana dilimiz diasporada çiçek açabilir. Örneğin, Kırım Tatarca dersler internetten verilebilir. Kırım Tatarca çocuk kitapları basılabilir.

“TÜRKİYE VE UKRAYNA KIRIM TATAR DİLİNİN YAŞATILMASINI DESTEKLEYEBİLİR”

Rus yöneticilerin bilmediği; yok olan her anadilin insanlığın ortak kültürel zenginliğinin yok edilmesi olduğudur. Sonuçta Rusya yüzyıllardır bu dilleri yok etmeye çalışmaktadır ama bu halkları asimile edememektedir. Baskı gören etnik kimliklerin daha da güçlendiği dünyada örnekleri çok olan bir gerçektir. Rusya, uluslararası hukukta önemli yeri olan, temel insan hakkı olan anadili hakkına saygı göstermeli ve bu halkların gasp edilen haklarını geri vermelidir. Hem Ukrayna hem de Türkiye, Kırım Tatarca’nın yaşatılması için ülkedeki Kırım Tatar topluluklarının kültürel faaliyetlerini, Kırım derneklerimiz ve Kırım Tatar dil ve edebiyat programlarını, Kırım Tatarca medya ve yayınlarını maddi olarak destekleyerek yok olmakta olan bu Türk dilini kurtarabilir. Ama esas görev Kırım’da, Ukrayna’da, Özbekistan’da, Türkiye’de, Romanya’da, Bulgaristan’da, Amerika, Kanada’da, Almanya’daki her bir Kırım Tatarına düşmektedir, şu anda Kırım Tatarca konuşarak dillerine sahip çıkabilirler. Unutulmamalı: ‘Tilin coytqan özün coytar’ (Dilini kaybeden kendini kaybeder)”

ROZA KURBAN: RUSYA ÇOK MİLLETLİ BİR DEVLET DENİLSE DE GERÇEKLER ÖYLE DEĞİL

Kırım Tatar dili gibi Rusya Federasyonu tarafından ciddi baskılara maruz kalan Kazan Tatar dili hakkında görüşlerine başvurduğumuz Kazan Tatarı, araştırmacı ve çevirmen Roza Kurban, Dünya Anadil Günü’ne ilişkin, Kazan Tatarcası’nın dününe ve bugününe dair bilgi vererek değerlendirmelerde bulundu.

Roza Kurban, Kazan Tatarlarının ve Kazan Tatarcanın kısaca tarihsel sürecine değinerek şunları söyledi:

Roza Kurban:

“Rusya’da 1917 Ekim Devrimi’nden önce 200 dilde konuşan millet var iken günümüz itibariyle bu sayı 174 civarına düşmüştür. Yapılan araştırmalara göre, Rusya’da 131 dil kısa vadede yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Her ne kadar, Rusya anayasasında ‘Rusya çok milletli bir devlettir’ deniliyor, yöneticiler ‘çok milletli’ olmayı bir ‘zenginlik’ olarak nitelendiriyor ise de, gerçekler hiç de yazıldığı ve söylendiği gibi değildir. Rusların, Çarlık döneminde de Sovyetler döneminde de, Sovyetlerin çöküşünden sonra da Rus olmayan milletleri yok etme siyaseti yürüttükleri su götürmez bir gerçektir. Rusların, Rus olmayan milletleri yok etme veya diğer bir tabirle Ruslaştırma siyaseti bilhassa Putin iktidara geldikten sonra 2000 yılında ivme kazandı. Çarlık Döneminde zorla Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırma siyaseti günümüzde kanun çıkararak yasaklama yoluyla gerçekleştirilmektedir.”

Kurban, “2002 yılında Putin tarafından Kazan Tatarlarının Latin alfabesine geçişinin yasaklandığını ve 2007 yılında millî okulların kapatılmasına yönelik bir kanun imzalandığını böylelikle ana dil eğitiminin yasaklanmasına da yol açtığını belirtti.  3 Ağustos 2018 tarihinde Putin tarafından imzalanan Rusya Federasyonu devlet eğitim standartlarında yapılan ekleme ve değişikliklere göre, Rus dili “ana dil” olarak kabul edilmiş, millî dil eğitimi 2 saate indirilmiş o da velilerin isteğine bırakılmıştır. Şimdi ise bu 2 saatin de yasaklanacağı konuşulmaktadır. Rusya’da Rus olmayan dillerin öğretmenlerini savcılık denetlemekte, Tatarca ders programlarının Rusça yazılması emredilmektedir.” dedi.

“PUTİN HÜKUMETİ KAZAN TATARLARI 45 ETNİK GRUBA AYIRMIŞTIR”

Kurban, Kazan Tatarcanın günümüzdeki durumunu şu ifadelerle özetledi:

“Anadil, bir milletin var oluşunun yegâne temelidir. Dil olmazsa ne millet, ne devlet, ne edebiyat, ne sanat olur. Dil bir milletin kimliğidir. Kazan Tatarları başta olmak üzere Rusya’daki Rus olmayan tüm milletler anayasadaki değişiklikler ile kanunen yok edilmeye çalışılıyor. Okullarda ana dilde eğitimin yasaklanması, anadil ders saatlerinin azaltılmasının yanı sıra genel sayım yapılırken milletleri küçük etnik gruplara ayrılması tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Parçala ve yönet siyasetinden yararlanmak isteyen Putin hükumeti 2002 genel sayımında Kazan Tatarlarını 45 etnik gruba ayırmıştır. 2020 yılının Kasım ayında Rusya’da yeni bir genel sayım yapılacaktır. Sayımın sonuçlarının millet yararına olmayacağı aşikardır.”

“SON MİLLİYETÇİ KAZAN TATARI ÖLENE DEK…”

Kurban, sözlerini “Günümüzde Tatar dili ‘mutfak dili’ seviyesine getirilmiştir. Sadece konuşma ve şarkı-dans için kullanılan dile ‘mutfak dili’ denir. UNESCO uzmanları, ‘mutfak dili’ diye tabir edilen dillerin geleceği yoktur, fikrini savunmaktadır. Kazan Tatarları yüzyıllardır Rus zulmüne ve Ruslaştırma siyasetine karşı büyük bir direniş göstermiş ve göstermeye devam edecektir. Son milliyetçi Kazan Tatarı ölene dek Tatar dili yaşamaya, yaşatılmaya ve konuşulmaya devam edecektir!” ifadeleriyle sonlandırdı.

NAMIK KEMAL BAYAR: RUSYA’DA YÜRÜRLÜĞE KONAN KANUNLA, RUSÇA DIŞINDAKİ TÜM DİLLERİN ÖLÜM FERMANI İLAN EDİLDİ

Kırım Derneği Başkan Vekili ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar, 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadil Günü’ne ilişkin görüşlerini şu şekilde ifade etti:

“Rusya Federasyonu Ağustos 2018’de yürürlüğe koyduğu kanunla, Rusça dışında egemenliği altındaki topraklarda yaşayan bütün halkların anadilde eğitimini okullarda zorunlu olmaktan çıkardı. Böylelikle Rusça dışındaki diğer bütün dillerin ölüm fermanını da ilan etmiş oldu. Rusya’nın ideolojisinde Rus olmayanların yaşam hakkı olmadığı bir kez daha kanıtlanmasına rağmen bütün dünya buna sessiz kaldı. Bu vesile ile Rusya Federasyonunun kanun çıkararak işlediği bu insanlık suçunu protesto etmek için kendini yakarak hayatını feda eden Udmurt bilgin Albert Razin‘i rahmetle anıyorum.”

SAVA: KIRIM TATARLARI HİÇBİR DÖNEMDE MİLLİ DEĞERLERİNDEN VAZGEÇMEMİŞTİR

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Işılay Işıktaş Sava, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü olması sebebiyle Kırım Tatar dilinin bugünkü durumu ve Rusya’nın Rus olmayan halklara karşı uyguladığı baskı politikaları ve dile karşı yapılan bu uygulamalarla ilgili bugün neler yapılabileceği konusundaki görüşlerini QHA ile paylaştı.

Dr. Işılay Işıktaş Sava, Kırım’ın 2014 yılında işgal edilmesinden sonra Kırım’da Kırım Tatarları için zor günlerin başladığını ve Kırım Tatar dilinde yayın yapan medya organlarının kapatıldığını ifade etti. Sava, Kırım Tatarlarının milli değerlerinden hiçbir zaman vazgeçmediğini kaydederek şu ifadeleri kullandı:

“Kırım Tatarları, tarihin hiçbir döneminde kimliklerinden, millî değerlerinden vazgeçmemiştir ve anadillerini, millî değerlerini korumak için ellerinden geleni yapmıştır. Ne kadar zor durumda olursa olsun bu millî mücadelelerini devam ettirecektir. Kırım Tatarcasını bilen kuşaklar kendinden sonra gelenlere ana dillerini yazılı veya sözlü öğretmeye çabalamaktadır.”

Dr. Işılay Işıktaş Sava

Sava, Rusya Federasyonu’nun Ağustos 2018’de yürürlüğe koyduğu kanunla Rusça dışında egemenliği altında yaşayan bütün halkların anadilde eğitimini okullarda zorunlu olmaktan çıkardığını ve Rusça dışındaki bütün dillerin ölümüne yol açtığını ifade etti. Sava, “Anadilleriyle eğitim almak isteyen ailelerin istekleri ‘yeterli öğrenci olmadığı’, öğrenci olsa bile ‘ders kitabı olmadığı’ kitap varsa bile ‘derslik olmadığı’ bahaneleri ile geri çevrildi. Israr eden aileler FSB (Rusya Federal Güvenlik Servisi) tarafından ‘haklarında soruşturma başlatılacağı’ ifade edilerek tehdit edildi” dedi.

SÜTBAŞ: DİLDE BİRLİK OLURSA YAPILAN İŞLER YÜCELİR

Hem Kırım Tatarcası hem de Kazan Tatarcası gibi yok olma tehlikesinde olan Nogay Türkçesi’nin günümüzdeki durumuna ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Nogay Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Cemil Sütbaş, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde Nogay Türkçesi’nin durumu hakkında görüş ve önerilerini aktardı.

Cemil Sütbaş

Cemil Sütbaş, “Bizim anladığımız manada dil demek, halk demektir. Atalarımız, ‘Til bir bolsa, is ör bolur.’ demişlerdir. Anadolu Türkçesiyle ifade edersek, ‘Dilde birlik olursa, yapılan işler yücelir.’ ifadelerini kullandı.

Sütbaş, “yok olma tehlikesi” ifadesini “konuşulmama, yazılmama tehlikesi” şeklinde değiştirmenin uygun olacağı kanaatinde olduğunu belirterek, “Çünkü literatürde herhangi bir dil ile yazılmış ve okunmuş eserler varsa artık o dilin yok olması bana göre artık mümkün değildir. Geçmişte ve bugün Nogay Türkçesiyle yazılmış sayısız eserler bulunmakta olup, tarih onları kaydetmiştir. Eserleri yazan dilin yok olması, eserlerin yok edilmesiyle belki ancak söz konusu olabilir. Bu bağlamda; bugün olmasa da yarın, Nogay Türkçesiyle yazılmış eserlerin okunmayacağını, Nogay Türkçesinin artık konuşulup, yazılmayacağını söylememiz doğru olmayacaktır.” şeklinde açıkladı.

“EN ÖNEMLİ GÖREV TÜRK DÜNYASININDIR”

Sütbaş, “Bunun yanında; dilin konuşulması, yazılması, okunması ve okutulması hususunda en büyük görevin UNESCO’ya ait olması gerek. Ayrıca, en önemli görev, Tuna’dan Altaylara kadar geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyu hükmeden, ortaya çıkardığı sayısız eserlerle Türk-İslam medeniyetini inşa eden Türk dünyasınındır. TÜRKSOY, TÜRKPA, TÜRK KENEŞİ başta olmak üzere, ilgili Türk dünyası teşkilatlarının, Türk dilinin korunması için gelecekte önemli adımlar atacaklarına inanıyorum.” ifadeleri ile görüşlerini belirtti.

“NOGAY TÜRKÇESİ’NİN YAYGINLAŞTIRILMASINI, TÜRKÇE’NİN KORUNMASINDAN DAHA ÖNEMLİ GÖRMÜYORUM!”

Nogay Türkçesi’nin korunmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sütbaş, “Nogay Türkçesinin yaygınlaştırılmasını, Türkçe’nin korunmasından daha önemli görmüyorum. Öncelikle Türkçe’nin korunması için acilen tedbir alınması gerektiğine inanıyorum. Türk dilinin korunması yönünde esaslı ve kapsamlı çalışmalar yapılıp başarılı sonuçlar alındığında Türkçe ile birlikte tüm lehçe ve ağızlarının da korunacağını düşünüyorum. Bunun için neler yapılmalı? Bu soru üzerinde cevaplar aramak ve bulunacak çözümleri uygulamak daha uygun olacaktır.” ifadelerini kullandı.


dünya anadil günü
Röportaj
Bunlara da bakın: