Dr. Sinan Demirtürk, Karakalpakistan protestosunu ve Özbekistan'daki son durumu değerlendirdi

Güvenlik
Ömer Kaya
09 Temmuz 2022, 03:28
Ömer Kaya
09 Temmuz 2022, 03:28

Özbekistan’da, Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nin egemenliğine dair anayasa değişikliğine gidilmesi planına karşı kitlesel halk hareketleri gerçekleşti. Bunun üzerine Karakalapakistan halkı, başkent Nukus’ta 1 Temmuz 2022’de ayaklanma gerçekleştirmişti. Halkın büyük bir çoğunluğu protestolarda yer alırken, Karakalpakistan halkı, sert bir şekilde polis müdahalesiyle karşı karşıya kalmıştı. Karakalpakistan’ın egemenliğini için sokaklara dökülen en az 18 kişi hayatını kaybetmişti. Karakalpakistan’daki olaylara ilişkin, Kırım Haber Ajansına değerlendirmelerde bulunan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Başkanı, Dr. Öğretim Üyesi Sinan Demirtürk, Karakalpakistan’da itidale işaret etti ve “Özbekistan bir anlamda da Orta Asya demektir” ifadelerini kullandı.

1 Temmuz 2022 tarihinde Cuma Namazı sonrası Karakalpakistan’ın merkezi Nukus kentinde ülkenin yeni anayasasında önerilen statü değişikliğine karşı kitlesel bir protesto düzenlendi. Binlerce kişi protestoya katıldı. Karakalpakistan’ın farklı bölgelerindeki protestoların videoları sosyal medyada yayınlandı. Ancak protestocular, Özbekistan güvenlik güçleri tarafından acımasızca bastırıldı. Olaydan mağdur olanların ve tutuklananların sayısı ile ilgili henüz bir bilgi aktarılmadı. Bugün Özbekistan hükumetine bağlı Ulusal Muhafız Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin geçen haftadan beri protestocuları dağıtırken 516 kişiyi gözaltına aldığını ancak şimdi birçoğunu serbest bıraktığını söyledi. Özbekistan yönetimi, dün, 8 Temmuz 2022 itibarıyla protestoların düzenlendiği Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nde günlük hayatın normale dönmeye başladığı ve olayların kontrol altına alındığını bildirdi.

Türkistan coğrafyasının merkezinde yer alan Özbekistan’da Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nde gerçekleşen halk hareketleri ve yaşanan sıcak gelişmeleri hakkında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Başkanı, Dr. Öğretim Üyesi Sinan Demirtürk Kırım Haber Ajansının sorularını yanıtladı.

“KARAKALPAKİSTAN’DA YAŞANAN OLAYLAR, 1 TEMMUZ’DA ZUHUR ETMİŞ DEĞİL. UZUN SÜREDİR BAĞIMSIZLIK TALEBİ VAR”

İşte Dr. Öğretim Üyesi Sinan Demirtürk, ile yapılan mülakatın tamamı:

Bu 1 Temmuz’da zuhur etmiş bir mesele değil. Özbekistan’ın içerisinde bir özerk cumhuriyet olarak konumlanan Karakalpakistan’ın çok uzun süredir bir bağımsızlık talebi var. Yani, Karakalpakistan Cumhuriyeti’nin bağımsız olma isteği var. Karakalpak toplumunun önemli bölümüne yayılmış durumda. Özbekistan Anayasası’nın yeni konumu, Karakalpakistan’ın Özbekistan egemenliği kavramı içerisinde bu özerk statünün ortadan kalkması sonucunu doğurabilecek.

Aynı zamanda, bütün Türkistan’da pandemi sonrasında önemli bir ekonomik yıkım söz konusu. Yani bu cumhuriyetlerin önemli bir bölümünde paranın değer kaybetmiş olması, hükumetlerin her ne kadar ekonomik ve sosyal reformları ön plana çıkartmış olsalar dahi, Kazakistan’da da, Kırgızistan’da da, Özbekistan’da da özellikle halkta muazzam bir fakirleşmenin ve enflasyonlar karşısında Özbekistan parasının alım gücünün çok daralmış olmasının Karakalpakistan’daki kimlik meselesiyle ekonomik ve sosyal sorunlarında örtüşmesi sonucunu doğurdu. Belki, geçtiğimiz günlerde meydana gelen halk hareketleri, Taşkent’e karşı yürütülen sokak hareketlerinden ziyade yıllara yayabileceğimiz, geçmişe yayabileceğimiz bir mesele söz konusu.

Özbekistan, pek çok bakımdan Orta Asya demetir. Nüfusun Özbekistan’a sağlamış olduğu geniş jeopolitiği, sadece Özbekistan içinde yaşayan değil Afganistan’daki, Kazakistan’daki, Tacikistan’daki, Kırgızistan’daki etkili Özbek nüfusu da Orta Asya’nın etkili ve can damarı bir istikrarı müdafaa etmektedir. Ben o açıdan, Özbekistan’ın hem üniter kimliğinin, milli bütünlüğünün hem de halk arasındaki istikrarının bozulmasının Orta Asya’nın bozulması olduğuna inananlardanım. O bakımdan, Özbekistan can alıcı bir konuma sahiptir.

Dr. Öğretim Üyesi Sinan Demirtürk

“ÖZBEKİSTAN’DA KERİMOV SONRASI DÖNEMDE EKONOMİK SORUNLAR YAŞANDI VE KARAKALPAK TOPLUMUNUN BEKLENTİLERİNİN KARŞILANMADI”

Tabii Şevket Mirziyoyev, İslam Kerimov sonrası Özbekistan’da kısmi bir demokratik değişmeyi, kısmı olarak Özbekistan’ın dünyaya açılmasını, başta Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olmak üzere Azerbaycan ve Türkiye ile olan ilişkilerini yeniden tanzim etmeye başlayan bir lider. Buna rağmen büyük ekonomik ve sosyal sorunlar hala antidemokratik sonuçlar doğurmaya devam ediyor.

Karakalpakistan’da İslam Kerimov döneminde tutuklanmış, gözaltına alınmış, hayatını kaybetmiş olan pek çok Karakalpak önderi var, Karakalpak siyasi lideri var. Bunlara karşı birtakım beklentiler söz konusu idi. Beklentilerin karşılanmaması ve aynı zamanda Özbekistan’ın anayasasındaki bazı düzenlemelerle, burada egemenlik kavramının, bir anlamda Özbekistan’ın üniter kimliği içerisinde, milli yapısı içerisinde Karakalpakistan’daki özerkliğin ortadan kaldırılması endişesi, halkı sokağa döktü ve bu cumhuriyetlerin büyük bir çoğunluğunda bu tür sokak hareketleri hemen bölgedeki yerel yöneticiler ve valiler tarafından sert tedbirlere dayalı olarak bastırılıyor. Onlarca kişi hayatını kaybetti.

Geçtiğimiz hafta Şevket Mirziyoyev, Karakalpakistan özerk parlamentosunda bir konuşma yapmış olmasına, her türlü anayasa değişikliğini Karakalpak topluluğunun beklentilerine ve Karakalpak meclisinin isteklerine göre yapacaklarını beyan etmiş olmasına rağmen çatışmalar ya da başkaldırma hareketleri şiddetlenerek devam ediyor. Burada bir dış etkiden ziyade, ben dış etkinin olmadığı kanaatinde de değilim, dış etkinin olduğunu reddetmiyorum. Fakat dış etkiden ziyade Kazakistan’daki meseleleri örneğinde de gördüğümüz gibi toplumun çok uzun yıllara dayalı demokratik, özgürlük talepleri, bunalmışlıkları, sosyal reform arayışları, başta Karakalpakistan’daki bu topluluğun, genel olarak Özbekistan’daki ve Kazakistan’daki topluluğun uluslararası sistemle entegrasyon beklentisi ve demokratik talepleri, bu tip sorunları ortaya çıkartıyor ve ortaya çıkartmaya devam edeceğine benziyor.

RUSYA’NIN BÖLGEDEKİ TOTALİTER POLİTİKALARI VE TÜRKİSTAN’I İSTİKRARSIZLAŞTIRMA ÇABALARI

Ellerinde somut bir bilgi var mı bilmiyorum fakat Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nin temsil etmiş olduğu jeopolitik ve siyasi coğrafya, Rusya ve Çin’in özellikle Orta Asya’daki siyasi hakimiyet mücadelesinin kesiştiği bir noktada ama burada her türlü halk hareketinin içinde Rusya ve Çin’in bir müdahalesi aranabilir. Ama bunun için somut bilgi ve belgelere ihtiyaç duyulduğu kanaatindeyim. Daha önce, Kasım Cömert Tokayev de bu dili kullanmıştı. Cumhurbaşkanı Tokayev, Kazakistan’daki halk hareketlerinde Selefi-Vahhabi akımın, Kazakistan’da etkili olduğunu ve bu isyana neden olduğunu ileri sürmüştü. Tokayev, silahlı bir terör örgütü ile karşı karşıya olduklarını iddia ederek, Rus kuvvetlerini Kazakistan’a davet etmişti biliyorsunuz. Bu hem Tokayev için hem de Mirziyoyev için Orta Asya lider tipinin genel sözleridir, genel dilidir. Fakat Çin’in ve Rusya’nın da burada olayları yakından takip ettiğini göz ardı etmemeliyiz.

Hem Kazakistan’daki istikrar hem Özbekistan’daki istikrar belki ileriki günlerde Türkmenistan ve Kırgızistan’daki istikrarın, bütünüyle bozulmak isteneceğini söylemek mümkün bu anlaşılıyor. Ben de haber ajansınızın yayın çizgisinde olduğu gibi, Orta Asya’nın muhakkak surette yetkin ve dengeli bir özgürlüğe, demokrasiye kavuşması gerektiğini düşünenlerdenim. Fakat bu demokrasi isteğinin ve talebinin, şüphesiz ki bu ülkelerdeki istikrarı bu ülkelerdeki kendi aralarında meydana gelebilecek iç çatışma dinamiklerini dengelemesi gerekiyor.

Bugün Türkiye’nin genel politikası, Orta Asya’daki Türk topluluklarına hak etmiş oldukları demokrasi ve dünya ile entegrasyonunu sağlaması gerektiğini savunmaktır. Ancak, bunu son derece dengeli adım adım ve demokratik olgunluk içerisinde olması gerektiğini düşünenlerdenim. Afganistan örneğini düşündüğünüzde Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da yaşanan olumsuzlukların doğmaması isteği buradaki dinleri, dilleri, coğrafyaları, gelecek perspektifleri birbirine çok yakın olsa dahi kendilerini ayrı ayrı etnik topluluklar olarak gören ve hem Çarlık Rusyası’nın hem de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin bir uygulama pratiği olarak etnik ayrımcılığın yayılmış olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Özbekistan Hangi Kıtada, Dünya Haritasında Nerede? Özbekistan Hangi Yarım  Kürede? - Son Dakika Eğitim Haberleri

Bugün Karakalpak toplumu ile Özbek toplumu arasındaki hiçbir dini ayrım yoktur. Yani bunlar bir anlamda akraba topluluklardır. Dil ailesi ve etnoloji bakımından ortaktır. Ancak, bu Çarlık ve Sovyet dönemi Rus pratiği özellikle Karakalpak kimliğinin Özbek kimliği ile birbirinden ayrışması Özbekistan içerisinde çok uzun yıllara dayalı bir etlik ve bölgesel sorunu karakalpakistan ekslavı, bölgesi olasrak inşa etmiştir. Sizin de bildiğiniz üzere, Karakalpakistan bölgesi bir politika ayrım olarak Özbekistan’daki sorun oluşturuyor. Tıpkı Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan arasındaki Fergana Vadisi meselesi gibi… Bugün ne yazık ki, oluşturulan bu yapay sorunlar, istendiği gibi kurcalanabiliyor, bir dış müdahaleye açık hale getirilebiliyor.

O yüzden Sovyet Rusya ardılı coğrafyanun, kendi içlerindeki bu yaratılmış etnik sorunları açabilecekleri bir demokratik bütünlüğe ihtiyaçları var. Hem Kazakistan’ı hem Özbekistan’ı hem de Orta Asya’nın önemli ekonomik ve siyasi gücü olarak 21. yüzyıla taşıyabilecek temel denklem, kendi aralarında demokratik işbirliklerini ve güçlü bir anayasa etrafında sivil bir toplum altyapısını oluşturmalarını gerekli kılıyor.

Rusya’ya karşı açıktan bunu ifade etmiyor olsalar dahi Özbekistan’ın Kazakistan’ın genel siyaseti, biraz Rusya karşısında yeni alternatifler arayabilen bir zemine oturmaya başladı. Hem Türkiye ile ilişkilerini geliştiriyor olmaları hem de Kafkasya içerisinde Rusya’ya karşı yeni bir iş birliği içerisine girmeleri Rusya’da önemli bir rahatsızlık yarattı. Ayrıca, zaman zaman İsrail, ABD, İngiltere ile temaslar ve Türk Devletleri Teşkilatının da oluşmasından itibaren Rusya’da önemli bir rahatsızlık ve tedirginlik yarattı.

“ÖZBEKİSTAN DEVLET AKLININ DIŞ MÜDAHALE İDDİASINI ORTADAN KALDIRACAK YUMUŞAK DİLİ KULLANMA ZORUNLULUĞU VARDIR…”

Bugün, ne Kazakistan ne de Özbekistan için Rusya’nın açık bir müdahalesine dair kanaate sahip değiliz. Ancak şunu ifade edelim ki, Rusya çıkmış olan veya çıkabilecek herhangi bir olayı istediği gib yönlendirebilecek saha bilgisine sahip. Hem Karakalpak hem özbek toplumu içerisinde kendisine yakın bazı önderlere, stk unsurlarına istihbarat raporlarına sahip olması, Özbekistan kamuoyunu manipüle edecek, yönlendirebilecek medya araçlarına sahip olması, bugün bölgeyi çok uzun yıllardır coğrafi ve istihbarat faaliyetleri olarak yakından tanıyor olması bakımından doğmuş herhangi bir olayı istediği yöne evirecek bir güce sahiptir.

O bağlamda, hem Karakalpak, hem de Özbek kardeşlerimizin, ve Özbekistan devlet aklının, devlet otoritesinin dış müdahillik iddiasını ortadan kaldırabilecek bir yumuşak dil kullanma zorunluluğuı var. Polisin ve askerin şiddetten kaçınması son derece faydalı olacaktır.

Çünkü, Karakalpak topluluğu, kendi hürriyetlerine kendi kimliğine ve özerk statüye son derece sadık ve biraz da dikbaşlı ve çatışmacı bir toplum yapısına sahiptir. Bu bağlamda, merkezi bir müdahale belki de Özbekistan’da, büyük bir iç çatışmayı doğurabilecek gerilimi meydana getirebilir. Ben Sayın Mirziyoyev’in vicdani bir dil kullanmaya çalıştığını görüyorum. Bunun sürdürülmesi ve mutlaka Karakalpak yönetimi ve bazı toplum önderleriyle anlaşılması uzlaşılması gerekiyor. Gerekirse, Özbekistan Anayasasındaki Karakalpak özerkliğini ortadan kaldıracak düzenlemenin geri çekilmesi faydalı olabilir.

Bakıldığında, bugün özellikle Türkiye Cumhuriyeti-Özbekistan ilişkileri bakımından yatırımcıların Özbekistan faaliyetleri, ülkelerimiz arasında stratejik ortaklığa evrileceği bir dönemde Özbekistan’ın istikrarını önemsiyorum. Çünkü, Özbekistan bir anlamda da Orta Asya demektir.

Nüfusun Özbekistan’a sağlamış olduğu geniş jeopolitiği, sadece Özbekistan içinde yaşayan değil Afganistan’daki, Kazakistan’daki, Tacikistan’daki, Kırgızistan’daki etkili Özbek nüfusu da Orta Asya’nın etkili ve can damarı bir istikrarı müdafaa etmek bakımından önemli. Ben o açıdan Özbekistan’ın hem üniter kimliğini ve milli bütünlüğünün hem de halk arasındaki istikrarının bozulmasının Orta Asya’nın bozulumu olduğuna inananlardanım. Çünkü bu bölgenin geneli için etnik haritayı belirleyici bir ilişkiler ağını barındırıyor. O bakımdan, Özbekistan can alıcı bir konuma sahiptir.

Türkiye Dışişleri, bu meseleyi yakından takip etmektedir. Hiçbir şekilde biz Özbekistan’da kapsamlı bir çatışmanın doğmasına imkan vermemeliyiz. bu konutla ilgili taraflara itidal ve iş birliği yakın temas sağlamalıyız.

Bu röportajdan dolayı Kırım Haber Ajansına (QHA) çok teşekkür ediyorum. QHA, gerçekten hürriyet bayrağı gibi dalgalanıyor. Kırım Türklerinin sesi olduğu kadar Ukrayna’daki yasa dışı işgali büyük insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmak bakımından çok başarılı işler yapıyor, ben sizleri tebrik ediyorum.

KARAKALPAKİSTAN’DA OLAYLARIN ÇIKMA NEDENİ NEYDİ?

Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Özbekistan Anayasasında yapılacak değişiklikle ilgili önemli açıklamaya değinerek, Karakalpakistan’ın “egemen” statüsü değiştirileceğinden bahsetmişti. Cumhurbaşkanının önerisi kapsamında, Özbekistan anayasasının Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nin statüsünü belirleyen 70, 71, 71, 73, 74 ve 75. maddelerinde değişiklik yapılacağı aktarılmıştı. Özbekistan Anayasasına 26 Haziran 2022 tarihindeki sunulan yasa taslağında Karakalpakistan’ın “egemen” statüsü kaldırılacaktı. Bunun yerine sadece Karakalpak Cumhuriyeti olacaktı. Özbekistan Anayasası’nda yapılan değişiklik taslakları 26 Haziran’da kamuoyunda tartışılmak üzere sunuldu. Özellikle memnuniyetsizlik, cumhuriyetin statüsüyle ilgili makaledeki değişikliklerden kaynaklandı.

В Узбекистане протестуют против поправок в Конституцию - Вот Так

Özellikle, Anayasa’nın önerilen yeni versiyonu, Karakalpakistan’ın mevcut Özbekistan Temel Yasası’nın 70. Maddesinde yer alan “egemen” statüsünü hariç tutmaktadır. Yeni Anayasanın önerilen taslağında, bu madde Karakalpakistan’ı sadece bir cumhuriyet olarak listeliyor. Tartışmalı anayasa değişikliği maddeleri neler:

Mevcut Madde 70:Egemen Karakalpakstan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır. Karakalpakistan Cumhuriyeti’nin egemenliği, Özbekistan Cumhuriyeti tarafından korunmaktadır.

Önerilen Madde 70:

Karakalpakstan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır. Karakalpakistan Cumhuriyeti topraklarında, Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası ve mevzuatı ile sağlanan tüm hak ve özgürlükler garanti altına alınmıştır. Karakalpakstan’ın Özbekistan’dan referandumla çekilme hakkını tanıyan yeni Anayasa taslağında da 74. madde değiştirildi.

Mevcut Madde 74:

Karakalpakistan Cumhuriyeti, Karakalpakistan halkının genel referandumu temelinde Özbekistan Cumhuriyeti’nden ayrılma hakkına sahiptir.

Önerilen Madde 74:

Karakalpakistan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası ve kanunları, Karakalpakistan Cumhuriyeti Anayasası ve kanunlarına uygun olarak kendi topraklarında yasama, yürütme ve yargı yetkisini kullanır. Karakalpakistan Cumhuriyeti’nin en yüksek yetkilisi Karakalpakistan Cumhuriyeti Yüksek Konseyi’nin Başkanıdır. Değişikliklerin Özbekistan Temel Kanununun yaklaşık 130 maddesinin yaklaşık yarısını etkilemesi bekleniyor. Değişiklikler, diğer şeylerin yanı sıra, cumhurbaşkanlığı süresinin mevcut beş yıldan yedi yıla uzatılmasını öngörüyor.

SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ (SSCB) DÖNEMİNDEN BERİ BİTMEYEN BİR YARA

1924’te kurulan Karakalpak Özerk Bölgesi, 1930’a kadar Kazak Özerk Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti’nin bir parçasıydı. Daha sonra Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti‘ne devredildi ve 1930’dan beri Özbekistan’ın bir parçası haline geldi. 14 Aralık 1990’da Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti bünyesindeki Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu, devletin tam bağımsızlığını üstlenen bir devlet egemenliği bildirgesini kabul etti.  Bildirgede, ülkenin devlet statüsü “özerk cumhuriyet” konusunun üstünde listelendi. Özellikle özerk cumhuriyetin adı Karakalpak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak değiştirildi. 

Şubat 1991’de, Karakalpakstan Yüksek Konseyi’nin 5. olağanüstü toplantısında, Dauletbay Şamşetov bu konseyin başına seçildi. Mayıs 1991’de, Moskova ve Taşkent arasındaki ilişkileri düzenlemek için Nukus’ta bir Komünist Parti toplantısı yapıldı ve Moskova, Karakalpakstan’ın devlet statüsünü tanımayı kabul etti. Ardından Şamşetov Cumhurbaşkanı seçildi, ancak birkaç ay sonra iktidardan istifa etti.

9 Ocak 1992’de ise Karakalpak Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Karakalpakistan Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. 9 Nisan 1993’te ülkenin Anayasası kabul edildi. 1993 yılında Karakalpakistan Cumhuriyeti’nin Özbekistan’a girişi konusunda 20 yıllık bir devletlerarası anlaşma imzalandı. Anlaşma, özerk cumhuriyetin referandum yaparak Özbekistan’dan çekilme hakkını güvence altına alıyor. Asıl başarı ise, Özbekistan’dan referandum yoluyla ayrılma hakkının Özbekistan Anayasası’nda yer almasıydı.

2013-2014 yıllarına gelindiğinde, Karakalpakstan halkı Referandum yoluyla Özbekistan’dan ayrılma teşebbüsünde bulundu. Ancak bu girişim, zulüm ve baskıyla sonuçlandı. Günümüzde ise, Özbekistan’da Anayasa reformu adı altında sunulan yeni bir Anayasa taslağı bu konuyu yeniden gündeme getirdi.

Sosyal medyada sokaklarda kanlar içinde cesetlerin yattığı ve Nukus caddesinin kanla dolduğu iddia edilen görüntülerin yer aldığı mesajlar yayınlandı Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Özbekistan Anayasasında yapılacak değişiklikle ilgili önemli açıklamaya değinerek, Karakalpakistan’ın “egemen” statüsü değiştirileceğinden bahsetmişti. Cumhurbaşkanının önerisi kapsamında, Özbekistan anayasasının Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nin statüsünü belirleyen 70, 71, 71, 73, 74 ve 75. maddelerinde değişiklik yapılacağı aktarılmıştı.