logo qha

DQTK'dan işbirlikçilerin İstanbul'daki forumu hakkında kritik uyarı

27 Eylül 2019, 16:11

Rusya ve işbirlikçilerinin, Kırım’daki işgali meşru gösterme ve uluslararası yaptırımları delme anlamında Türkiye ve Türk iş çevrelerine yönelik provokatif eylemlerine bir yenisi daha planlanıyor.

İşgalci Kremlin yönetiminin Türkiye’deki uzantıları, 1 Ekim 2019’da İstanbul Avcılar’daki bir otelde, güya ikili ilişkileri geliştirmek adına “Türkiye Kırım Ekonomik Forumu” düzenlemeye hazırlanıyor.

Forum kisvesi altında Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayan işgalini meşrulaştırmak ve Rusya’ya uygulanan yaptırımları delmek amacı güden program hakkında, Dünya Kırım Tatar Kongresinden (DQTK) bir açıklama geldi.

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) adına Genel Sekreter Av. Namık Kemal Bayar, Kırım’da devam eden işgal çerçevesinde uygulanan uluslararası yaptırımlar ile Rusya ve işbirlikçilerinin Türkiye ve Türk iş çevrelerine yönelik propaganda faaliyetleri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Kırım’ın işgalinden bu yana Türkiye’de çeşitli kişi, grup ya da sivil toplum kuruluşlarının ulaşabildikleri Türk iş insanları ve çevrelerini Kırım’da ticari ilişkiler kurmak veya Kırım’da yatırım yapmak üzere davet ettiklerini, çeşitli etkinlikler ve hatta geziler düzenlediklerini yakınen biliyor ve takip ediyoruz.

“BİR KEZ DAHA ALTINI ÇİZEREK AÇIKLAYALIM: KIRIM RUSYA İŞGALİ ALTINDADIR”

Bundan evvel yapılan bu girişimlerin hiçbirinden bugüne kadar somut bir sonuç alınmaması bir tarafa, bu etkinliklere katılan iş insanlarından çok sayıda şikayet de tarafımıza ulaşmış bulunmakta. Maalesef ki, yargı mercileri önünde çözülmesi gereken vak’alarla dahi karşılaştık. Zarar gören iş insanlarımıza kendilerine yapmış olduğumuz gerek basın yolu ile gerekse diğer vasıtalarla uyarılarımızı hatırlatarak konuyu yetkili mercilere taşımalarını tavsiye ettik.

“TÜRKİYE’NİN YAPTIRIMLARA KATILMAMASI, BU YAPTIRIMLARIN TÜRK ŞİRKETLERİNE UYGULANMAYACAĞI ANLAMINA GELMEZ”

Bir kez daha altını çizerek ve tane tane açıklayalım. Kırım 2014 yılından bu yana Rusya işgali altındadır. Pek çok uluslararası kuruluş ve devlet işgal altındaki toprak statüsü nedeniyle, Kırım’la ticaret yapan ya da Kırım’da yatırım yapan iş insanlarını ve şirketleri ticari ve ekonomik yaptırımlar listesine almaktadır. Türkiye’nin uluslararası kuruluşların ve diğer devletlerin uygulamakta olduğu yaptırımlara resmî olarak katılmaması, bu yaptırımların Türk iş insanları ve şirketlerine uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bilakis, Kırım yarımadası ile ticaret yapan ya da yarımadaya yatırım yapan bir Türk iş insanı ya da Türk şirketi ABD, Almanya, Japonya, Kanada, Avrupa Birliği ülkeleri gibi pek çok ülkenin yaptırımlar listesine alınabilir ve bu ülkelerle iş yapmaları yasaklanabilir. Keza, sadece Kırım’da değil Rusya Federasyonu tabiyetinde olup diğer devlet ve uluslararası kuruluşların yaptırımlar listesinde olan Rus vatandaşı kişi ve şirketlerle ticari ve ekonomik ilişkiye giren Türk şirketleri ve iş çevreleri için de bu yaptırımlar listesine girme riski çok yüksektir.

“UMARIZ Kİ, TÜRKİYE’MİZ VE TÜRK İŞ ÇEVREMİZ BU ETKİNLİKLERDEN ZARAR GÖRMEZ”

Bildiğimiz kadarı ile bu husus Türkiye’nin resmi makamlarınca da defalarca Türk iş çevrelerine hatırlatılmıştır. Elbette, burada Türk iş çevrelerinin kendi iradeleri ve kararları önemlidir. Türk iş insanları söz konusu riski hesaplayarak, ölçerek kendi kararlarını verecektir. Ancak, ‘Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak’ atasözü ile Türk iş kültürünün genlerine yerleşen ihtiyat doğrultusunda bir hareket tarzı belirleneceğini düşünüyoruz. Ancak, altını çizerek ilave edelim ki; Kırım’da yatırım imkanları gibi tanıtım etkinliklerinin, Türkiye’de yapılmasının ardında çok daha büyük bir tehlike vardır. Esasında bu etkinliklerin altında yatan amaç; Türkiye’nin kıymetli iş insanlarının ve şirketlerinin uluslararası yaptırımlar listesine girmesini sağlayarak; Türkiye’nin uluslararası ticaretindeki ana payı alan ABD, Almanya ve Avrupa Birliği ülkeleri ile ticaretini baltalamak, Türkiye’nin dış ticaretini kârlı ülkelerden daha az gelir getiren pazarlara yönlendirmek ve Türk dış ticaret hacmini küçülterek Rusya gibi kırılgan ekonomilere bağımlı kılmak olabilir. Bu nedenle, bu gibi etkinliklere salt ticari ilişki gözlüğüyle bakmamak da gereklidir. Biz, bu hususlarda Türk iş çevrelerini hep uyardık ve uyarmaya da devam edeceğiz. Umarız ki, Türkiye’miz ve Türk iş çevremiz bu etkinliklerden zarar görmez.”

DÜNYA KIRIM TATAR KONGRESİ
Rus propagandası
Bunlara da bakın: