Doğu Türkistanlılar, Çin'in suçluların iadesi anlaşması hakkında ne düşünüyor?

Haberler
Ömer Cihad Kaya
28 Aralık 2020, 20:00
Ömer Cihad Kaya
28 Aralık 2020, 20:00

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında suçluların iadesine yönelik anlaşma, Çin Ulusal Konseyi tarafından oylanarak kabul edildi. Türkiye’deki Doğu Türkistanlıları endişeye sevk eden kararı, Türkiye’deki ve dünyadaki Uygur teşkilatlarından temsilciler değerlendirdi.

Çin Ulusal Konseyi, 25 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’de ikamet izni ve vatandaşlık alamayan on binlerce Doğu Türkistanlıyı endişeye sevk eden suçluların iadesi kararını kabul etti. Türkiye ile 2017 yılında imzalanan karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda şu an için bekletiliyor. Ancak, Çin ile Türkiye arasındaki suçluların iadesi anlaşması, Türkiye’de ve dünyadaki Uygur diasporasında endişeyle karşılandı.

Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa, Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erkin Ekrem , Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk ve Ankara Üniversitesi DTCF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin Emet, Çin’in skandal Doğu Türkistan kararını QHA’ya değerlendirdi.

DOLKUN İSA: TÜRKİYE BÖYLE BİR YANLIŞA İMZA ATMAYACAKTIR

Dünya Uygur Kurultayı, Çin’in kabul ettiği suçluların iadesine yönelik anlaşmaya ilişkin bugün acil gündemle toplanarak durumu değerlendirdi. Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa, Türkiye’nin iade sürecine dahil olmayacağını ve böyle bir yanlışa düşmeyeceğini öngörerek şöyle konuştu:

“Çin ile Türkiye arasında imzalanan suçluların iadesi meselesini, Çin hükumeti bugün tek taraflı olarak kabul etti. Çin’in bu şekilde bir karar alması bizi hiç şaşırtmıyor çünkü Çin’in tüm amacı Doğu Türkistan’ın sesini kısmak, tüm dünyadaki Doğu Türkistan davasını yok etmek. Bu amaç doğrultusunda Çin, tüm diplomatik ve ekonomik yolları kullanıyor. Buna şaşırmıyoruz. Çin’in temel amacı, Doğu Türkistan’daki Uygurları soykırım uygulayarak yok etmek. Bunu da açık açık yapıyorlar. Uluslararası kamuoyunda bu konudaki baskılar arttı. Bu nedenle Çin, Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü yasallaştırmaya çalışıyor. Bu yasalar insanların hak ve özgürlüklerini korumak için değil, Çin Komünist Partisinin yetkisini korumak ve hizmet etmek içindir. Türkiye’de durum farklı. Türkiye bir hukuk devletidir. Bu nedenle hukuktan yoksun bir devlet ile hukuk devleti olan Türkiye’nin böyle bir anlaşma yapması çok saçma. Biz inanıyoruz ki Türkiye, bir hukuk devleti olarak, bu meseleye ciddi bakacaktır. Benim görüşüm bu Çin tarafından tek taraflı kabul edilmiş bir yasa olarak kalacaktır ve Türkiye böyle bir yanlışlığın içine girmeyecektir.

“TEK SUÇUMUZ UYGUR VE TÜRK OLMAK”

Çin’in amacı, yurt dışındaki Doğu Türkistanlı kardeşlerimizde panik yaratmak ve dünyanın neresinde olursa olsun sizin sesinizi kısabiliriz diye bir mesaj vermek. Çin bunu, göz dağı vermek, kendi gücünü kanıtlamak ve gücünü Doğu Türkistan halkına göstermek amacıyla yapıyor. Bu nedenle hiç panik yapmaya gerek yok. Türkiye bir hukuk devletidir ve Türkiye’de ikametsiz yaşayan Doğu Türkistanlıların hiç bir suçu yoktur. Onların tek suçu Uygur ve Türk olarak doğmasıdır. Eğer bu suçsa ben de dahil tüm dünyadaki Uygurlar suçludur.

SEYİT TÜMTÜRK: TÜRKİYE’NİN BU KARARI ONAYLAMAYACAĞINA İNANIYORUZ

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk, Çin’in suçluların iadesi kararını aldığı 25 Aralık tarihiyle aynı gün Doğu Perinçek’i Doğu Türkistan hakkındaki demeçlerinden dolayı mahkemeye verdikleri ifade etti. İkili anlaşmanın Çin ayağının bitmiş durumda olduğunu kaydeden Tümtürk, Türkiye’de de şu anda Adalet Komisyonunun önünde olduğunu bildirdi. Anlaşmanın Çin tarafından onaylanmasının, Müslüman Uygurlara karşı işlenen insan hakları ihlallerinin bir sonucu olduğunu söyleyen Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı, Çin’in hiçbir şekilde Batılı ülkelerin raporlarla ortaya koyduğu soykırım fiillerini kabul etmediğini vurguladı. Çin’in toplama kampları ve çeşitli türden insan haklarını ayaklar altına alan fiilleriyle Uygur Türklerine yönelik soykırımın boyutlarını ortaya koyan Tümtürk şöyle konuştu:

“Bugün zulümden kaçarak Türkiye’ye gelen kardeşlerimiz adeta diken üstünde durmaktadır. Bizim Türkiye Cumhuriyetinin, sayın Cumhurbaşkanımızın ve TBMM’deki partilerimizin hiçbir şekilde bu kararı kabul etmeyeceğine inancımız tamdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da buna izin vermeyeceğine inanıyoruz. Allah korusun, çok güvendiğimiz Türkiye’de böyle bir faciayla karşılaşırsak, Boraltan faciasını hatırlatmak istiyorum. Bu hassasiyet içerisinde olduğuna inandığımız ve mazlumun yanında olduğuna inandığımız Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın , bugün adalet komisyonunda bekleyen Türk milletine, Türk tarihine ve insanlığa karşı bir suç teşkil eden bu anlaşmanın imzalamayacağını umut ediyorum. Allah korusun böyle bir şey olursa, biz Türkiye’deki on binlerce Doğu Türkistanlı olarak ölümüne bunun olmaması için her türlü fedakarlığı yaparız. Hatta iş o noktaya gelirse, Türkiye vatandaşlığımızı da takdim edip bizim de Çin’e iade edilmemesi için kendimizi de feda ederiz.”

Seyit Tümtürk, Türkiye’deki Doğu Türkistanlıların vatandaşlık ve ikamet sorunlarını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan randevu talep ederek bu sorunları gündeme getireceklerini ifade etti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de benzer bir gündem ile randevu talep ettiklerini ekledi.

ERKİN EMET: TOPYEKÜN BİR İADE SÖZ KONUSU OLMASA DA UYGURLAR CİDDİ BİR ENDİŞE TAŞIYOR

“Anlaşmanın kabul edilmesi, dün ve bugün Çin medyasında geniş bir şekilde yer verildi. Ama, içeriği hakkında pek bir bilgiye sahip değiliz. Bir de, Türkiye sıradan bir ülke değildir. Bu anlaşma imzalandı diye tüm Uygurları tamamen gönderecek hali yoktur. Ama, bu Uygur Türklerine moral olarak büyük bir darbe vuracak. Bir diğer yandan, Türkiye’nin bekasını tehdit eden bir tehlike Çin’de yok yani toplasanız 4-5 bin Türkiye vatandaşı yaşıyor Çin’de. Bu Çin’in diretmesiyle tek taraflı yapılmış bir anlaşmadır. Bu tip anlaşmalar, bugün Doğu Türkistan meselesi Türkiye için çok hassas bir konudur. Türkiye, yüz yıllık demokratik tarihi olan bir ülkedir. Ama Çin hukuk devleti değil tek partili dikta rejimidir. Yani demokratik olmayan bir ülkeyle imzalanacak bir anlaşma, nasıl uygulanacak merak konusu.

Bunu Çin onayladığına göre, Türkiye’de onaylar. Cumhurbaşkanın mektubuyla Adalet Komisyonu’na sunuldu şimdi komisyonda bekletiliyormuş yakında onaya sunulacak. Uygurlar arasında ciddi bir endişe taşıyor çünkü on binlerce ikamet alamayan Uygur var Türkiye’de.”

İlgili haber: Çin’den Türkiye’deki Doğu Türkistanlıları endişeye sevk eden karar!

ERKİN EKREM: DÜNYA BİLİYOR Kİ, SUÇLU ADI ALTINDA ÇİN’E VERİLEN HERKES İDAM EDİLECEKTİR

Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erkin Ekrem ise sürecin Doğu Türkistanlılar için üzücü olduğunu ifade ederek Çin’in otoriter bir ülke olduğunu hatırlattı. İade söz konusu olursa Çin’in Doğu Türkistanlıları idam edeceğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“1994’te iki tarafın benzer bir anlaşması olmuştu. 2002’de de benzer bir anlaşma yapıldı. Ama 2017’den itibaren resmi bir anlaşma olarak, iki tarafın bakanları arasında bir anlaşma imza atıldı. 22 Aralık 2020’de Çin meclisi bunu kabul etti şimdi de Türkiye’den geçmesi gerekiyor. Tabi, bu anlaşmayla Çin’in amacı, Doğu Türkistanlılardır. Türkiye’nin ise PKK ve FETÖ’cülerdir. Türkiye açısından bakıldığında, hukuk devletlerinde bu gereklidir ama Çin gibi otoriteryan bir ülke olduğu için bu durumu rahatça siyasi bir sürece dönüştürebilir.

Bu anlaşmanın bir diğer yanı da Doğu Türkistan’daki insanlarda korku salmaktır. Siz nereye kadar kaçarsanız kaçın sizin için başka bir yol yok demeye çalışıyorlar. Türkiye’deki Uygurlar arasında da endişe ve korku yaratacaktır. Şu anda, Çin dünyaya bu geri gönderme noktasında, insanların cezalarını çekmesini istiyoruz diyebilir ama herkes biliyor ki suçlu adı altında Çin’e verilen herkes idam edilecektir. Çünkü orada bir soykırım yapılıyor. Bu nedenle bir endişe söz konusu.

TÜRKİYE KARARI HENÜZ ONAYLAMADI

Çin yönetimi, 25 Aralık 2020 tarihindeki suçluların iadesini öngören anlaşmanın kabulü ile Türkiye’ye sığınan ve sözde terör suçlusu olarak gördüğü Uygurların sınır dışı edilmesini amaçlıyor. Karara ilişkin, Dünya Uygur Kongresi ve Türkiye’deki Uygur diasporasından henüz resmi bir açıklama yapılmazken; AFP’ye konuşan Dünya Uygur Kongresi Sözcüsü Dilşat Raşit, bu kararın, Çin’deki zulümden kaçan ve henüz Türk vatandaşlığı alamayan Uygurları paniğe sevk edeceğini bildirmişti.

SUÇLULARIN İADESİ ANLAŞMASI NEDİR?

Suçluların iadesine yönelik ikili anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mayıs 2017’de Çin’i ziyareti sırasında, “Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Anlaşması” adıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi tarafından imzalanmıştı.

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.

Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Ayrıca, Çin hükumeti, her ne kadar dünya kamuoyunda aksini iddia etse de Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı zorla tutuluyor. Burada, Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve zulüm politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve diğer azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya.