Doğu Türkistan Teşkilatları tek yürek oldu: Çin, soykırım suçlarını artık gizleyemez

Güncel
Ömer Cihad Kaya
25 Mart 2021, 15:12
Ömer Cihad Kaya
25 Mart 2021, 15:12

Ömer Cihad KAYA
QHA Ankara

Doğu Türkistanlı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da ortaya koyduğu insan hakları ihlallerini gündeme getirmek için ortak basın açıklaması yaptı. Ankara’da “Doğu Türkistan’da Devam Eden Soykırım” adı verilen toplantıda, bugün Türkiye’ye gelen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ziyareti protesto edildi ve soykırım fiillerine karşı ortak açıklama yapıldı. Basın açıklamasında, Türkiye’nin Çin ile görüşmelerde Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımı gündeme getirmesi gerektiği vurgulandı.

Ankara’da 26 Doğu Türkistanlı sivil toplum kuruluşu, Çin’in Doğu Türkistan’da ortaya koyduğu insan hakları ihlallerine “dur” demek için ortak basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında; Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatları Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan, Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erkin Ekrem, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nureddin İzbasar, Uygur Akademisi Başkanı Prof. Dr. Alimcan İnayet, İsa Yusuf Alptekin Vakfı Başkanı Doç. Dr. Ömer Kul konuşmalarını gerçekleştirdi. Doğu Türkistan teşkilatları, resmi ziyaretle Türkiye’de bulunan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Doğu Türkistan’daki soykırımın baş sorumlularından birisi olduğuna dikkat çekerek; Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşanan insan hakları ihlallerine karşı çıkması gerektiğini kaydetti.

DOĞU TÜRKİSTAN TEŞKİLATLARI TEK YÜREK OLDU

Basın açıklamasının başında, İstiklal Marşı ve Doğu Türkistan Milli Marşı okundu. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Şevket Nasir, toplantının amacının; Doğu Türkistan’da yaşanan soykırıma dikkat çekmek ve Çin Dışişleri Bakanı Yi’nin ziyaretini protesto etmek olduğunu aktardı.

Programın ilk konuşmacısı olan Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatları Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan; Dünya Uygur Kurultayı, Uluslararası Doğu Türkistan STK’ları Birliği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Satuk Buğrahan İlim ve Medeniyet Vakfı, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği, Uygur İlim Marifet Vakfı, Doğu Türkistan Ulemaları Derneği, Doğu Türkistan Basın ve Medya Derneği, Mavi Hilal İnsani Yardım Derneği, Doğu Türkistan Nuzugum Kültür ve Aile Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, Isa Yusuf Alptekin Vakfı, Doğu Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği, Uygur Akademisi, Uygur ilim ve Medeniyet Araştırma Vakfı, Doğu Türkistan Girişimci Esnaf ve Sanayıcı İş Adamları Derneği, Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi, Doğu Türkistan Muhacirler Derneği, Doğu Türkistan Spor ve Gelişim Derneği, Dünya Uygur Kurultayı Vakfı, İsviçre Uygur Maarif Derneği, Avrupa Doğu Türkistan Maarif Derneği, Finlandiya Doğu Türkistan Derneği, Finlandiya Uygur Kültür Derneği, Pakistan Ömer Uygur Vakfı, Hoca Ahmet Yesevi İlim ve İrfan Vakfı dahil olmak üzere toplamda 26 Doğu Türkistan teşkilatı adına konuşmasını gerçekleştirdi.

“TÜRKİYE’NİN ÇİN İLE GÖRÜŞMELERDE, KARARLI BİR DURUŞ SERGİLEMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

Doğu Türkistan’da yaşanan sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına dikkat çeken Oğuzhan, şunları ifade etti:

“Çin hükümeti Doğu Türkistan’da kendi yasası ve hukuk sistemine aykırı bir şekilde öldürme, yargısız infaz, müebbet hapis gibi yollarla geniş çapta katliam yürütmektedir. Akrabalarından zorla ayrılan, kendi halkının soykırıma uğramasını seyretmeye mecbur kalan ve Çin tehdidinden hala kurtulamayan Doğu Türkistan diasporası da zihinsel olarak soykırımdan nasibini almaktadır.

AK Parti Sözcüsü Sayın Ömer Çelik’in vurguladığı gibi bölgedeki insan hakları ihlalleri inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ve Sayın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu kendisi bizzat BM insan hakları toplantılarında Doğu Türkistan meselesini defalarca dile getirerek, terörle mücadele gerekçesiyle tüm Doğu Türkistanlıların terör muamelesi görmelerinin ve ikinci sınıf vatandaş olarak nitelendirilmelerinin 21. yüzyılda kabul edilemeyecek bir durum olduğunu söylemiştir. Ayrıca uluslararası kamuyu harekete çağırmıştır ve Doğu Türkistan’a gözlemci heyetinin gitmesini talep etmiştir.

Doğu Türkistan Halkı adına biz STK’lar olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve diğer devlet makamlarının Çin heyeti ile ikili görüşmelerinde Doğu Türkistan konusunda kararlı duruş sergilemesini, bütün temaslarında Çin Hükümeti’nden toplama kamplarını kapatmasını, köle işçiliği, zorla evlendirme, sürgün ve Çinli göçünü sonlandırmasını, demografik yapıyı değiştirmekten vaz geçmesini, inanç ve düşünce hürriyetini serbest bırakmasını, insan hakları ihlalleri ve tüm soykırım uygulamalarını durdurmasını talep etmesini ve açık konuşmasını talep ediyoruz.

“TÜRKİYE, WANG Yİ’NİN ZİYARETİNDE İNSAN HAKLARI KONUSUNU ÖNE ÇIKARMALIDIR”

Programda konuşmasını gerçekleştiren Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erkin Ekrem, Çin Dışişleri Bakanı Yi’nin ziyareti kapsamında açıklamalarda bulunarak; Türkiye ile Çin arasındaki suçluların iadesi anlaşmasının uygulanmaması gereken bir anlaşma olduğunu kaydetti. Çin’in soykırım fiilleri işleyen bir ülke olduğunu vurgulayan Ekrem, yaşanan insan hakları ihlallerine karşı dünya kamuoyunun ve Türkiye’nin ses yükseltmesi gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Erkin Ekrem şu ifadeleri kullandı:

“İnsan hakları noktasında Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm siyaseti, bugün Batı’da yoğun bir şekilde soykırım olarak dillendirilmeye başladı. Bugün Batı dünyasında bir tepki var ancak Türk ve İslam dünyasında yok. Bu evrensel insan hakları noktasında bir an evvel harekete geçilmelidir. Tarih ortaya konulan bu insan hakları ihlallerini elbet yazacaktır. Bu noktada, başta Türkiye olmak üzere Türk ve İslam dünyası bir an evvel harekete geçmelidir. Türkiye, bunu yaptığı zaman Uygur diasporasında büyük bir heyecan yaratacaktır. Wang Yi’nin ziyaretinde de bu konunun önem arz edeceğini düşünüyorum.”

“SOYKIRIM HİÇBİR ZAMAN BİR ÜLKENİN İÇ MESELESİ DEĞİLDİR”


Doğu Türkistan’da devam eden soykırım faaliyetlerinin öne çıkarıldığı basın açıklamasında söz alan Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nureddin İzbasar, Çin Dışişleri Bakanı Yi’nin Doğu Türkistan’daki soykırımın baş sorumlularından birisi olduğunu ifade ederek; derneğin Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri raporlarını sundu. İzbasar, “Bugün Ankara’yı ziyaret edecek olan Wang Yi, Çinlilerin Doğu Türkistan’da toplama kampı adı altındaki ceza kamplarını inşa etmeye başlamasından itibaren devlet konseyi üyesidir. Bu bakımdan, Wang Yi’nin söylemleri ve yalanları, Çin devletinin resmi tezleridir. Çin, BM Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesindeki tüm maddeleri ihlal ederek soykırım yapmaktadır. Soykırım hiçbir zaman bir ülkenin iç meselesi olamaz bu bir insanlık meselesidir. Bu durum, Doğu Türkistanlıların ve dünyanın meselesi haline gelmiştir.” açıklamasını yaptı.

“UYGUR AKADEMİSİ OLARAK WANG Yİ’NİN ZİYARETİNİ PROTESTO EDİYORUZ”

Uygur Akademisi Başkanı, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alimcan İnayet ise TBMM Dışişleri Komisyonu’nda bekletilen Çin-Türkiye suçluların iadesi anlaşması ve Çin Dışişleri Bakanı Yi’nin Ankara ziyaretine ilişkin değerlendirme yaptı. İnayet, “TBMM’nin gündeminde bulunan suçluların iadesi anlaşmasının mezkur şahsın imzasını taşıyor olması, bu ziyareti son derece manidar kılmaktadır. Uygur Akademisi olarak Wang Yi’nin Türkiye ziyaretini protesto ediyoruz. Söz konusu kanun teklifinin onaylanması, Çin tarafından istismar edilecek, telafisi mümkün olmayan trajik sonuçlara yol açacak ve tarihe ikinci Boraltan faciası olarak geçecektir. Umarız, buna fırsat verilmez.” ifadelerini kullandı.

“ÇİN, TÜRKİYE İLE İYİ İLİŞKİLER İSTİYORSA MÜTEKABİLİYET İLKESİNE UYMALIDIR”

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi ve İsa Yusuf Alptekin Vakfı (İYAV) Başkanı Doç. Dr. Ömer Kul, basın açıklamasında Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerde Doğu Türkistan meselesinin önem arz eden bir konu olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinin geleceğini belirleyecek bugünkü görüşmelerde, Doğu Türkistan’daki soykırıma varan hak ihlalleri mutlaka ama mutlaka birinci gündem maddesi olarak heyetin önüne konulmalıdır. Eğer Çin Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istiyorsa karşılıklı mütekabiliyet ilkesine dayalı ne gerekiyorsa bunu yapmalıdır. Çin şayet Doğu Türkistan’da ‘aşırılıkla, İslami terörizm ile’ mücadele ettiğini söylüyorsa, bölgeyi Türkiye’ye ve Diyanet İşleri Başkanlığına açmalıdır. İsa Yusuf Alptekin’in ifadesiyle ‘Türkiye’nin ali menfaatleri her şeyin üzerindedir’ sözü değerlidir. Ben bütün Doğu Türkistanlıların bunun altına imza atacağını biliyorum. Çünkü Türkiye düştüğü taktirde ne Türk dünyasından ne de İslam dünyasından bahsedemeyiz. Ben bugünkü görüşmelerde, son 25 yılın muhasebesinin yapılacağını düşünüyorum. Bugün çatır çatır bir toplantı bekliyorum”

Doğu Türkistan’da devam eden soykırım konulu toplantıda, konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularına geçildi. Doğu Türkistanlı sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ziyareti kapsamında Türkiye Cumhuriyetine önemli görevler düştüğünü ifade ederek; yaşanan soykırım fiillerine karşı Çin yönetimine karşı ses yükseltilmesi gerektiğinin altını çizdi.

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.

Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Çin hükumeti, dünya kamuoyundan toplama kampındaki Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri gizlemektedir. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı toplama kamplarında zorla tutuluyor. Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve şiddet politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya kalmaktadır.