Doğu Türkistan'da zulme ortak olan Uygur polisin kızına Türk filmi izlediği için 10 yıl hapis cezası!

Güncel
qha muhabir
01 Haziran 2022, 13:30
qha muhabir
01 Haziran 2022, 13:30

Doğu Türkistan’da Uygurları toplama kamplarına gönderdiği için takdir kazanan Uygur kökenli bir polisin kızı, cep telefonunda Türk filmi izlediği için 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Özgür Asya Radyosunun (RFA) 31 Mayıs 2022 tarihli haberine göre Doğu Türkistan’daki Kaşgar’da Uygurları toplama kamplarına gönderdiği için takdirname kazanan Uygur polisi Erkin Tursun’un kızı Almire Erkin, cep telefonunda Türk filmi izlediği için 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Aileyi tanıyan bir Uygur Türkü aktivistin paylaştığı bilgiye göre, 32 yaşındaki hemşire Almire’nin cezasını Ürümçi’deki bir kadın hapishanesinde çekmekte olduğu öğrenildi. Ayrıca, Erkin Tursun’un yerel yönetimde üst düzey devlet memuru olan yakın akrabaları olmasına rağmen, kızını Türk filmi izleme “suçundan” hapisten kurtaramadığını kaydetti.

BABA, ÇİN’E HİZMETLERİNDEN DOLAYI ÖDÜLLER ALMIŞTI

RFA’nın telefon aracılığıyla iletişime geçtiği Erkin Tursun, kızının telefonunda bir sorun bulunduğu için 2017 yılında yeniden eğitim kampına alındığını ve sonrasında ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını söyledi. Tursun ayrıca kızının Ürümçi’de hapiste olduğunu doğruladı.

Tursun, son 10-12 yılda polis memuru olarak gösterdiği üstün performans nedeniyle belediyeden ödüller aldığını ve ödüllerin birini 2 binden fazla kişiyi toplama kampına almasına yönelik takdir olarak aldığını aktardı. Kızın babası, Mekit nahiyesinin belediye başkanı olan kardeşi Enwer Tursun’un daha önce kendisine Almire’nin Türk filmleri izlemesinin “önemli bir şey olmadığını” ve yetkililerin onu serbest bırakacağını söylediğini hatırlattı.

“KIZIMA YARGISIZ HÜKÜM GİYDİRİLDİ: CEZANIN TÜRKİYE İLE BAĞLANTILI OLDUĞUNU SÖYLEMİŞLER”

Tursun, kızının yargılanmadan hüküm giydiğini ve hapis cezasını damadından duyduğunu söyleyerek “Muhtarlık çalışanları eve gelerek kararı okumuşlar ve cezasının Türkiye ile bağlantılı olduğunu söylemişler” dedi.

BM ZİYARETİ ÖNCESİ ÇAĞRI YAPILDI!

Tursun ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet liderliğindeki heyetin Kaşgar’a gelmesinden önce kent sakinlerini “devlet sırlarını korumaya” çağırdıklarını söyledi. Tursun, “İnsanlara BM delegasyonu ekibini gördüklerinde, durumumuzun ne kadar iyi olduğunu ve hayatımızın nasıl daha iyiye döndüğünü konuşmaları gerektiğini tembih ettik” ifadelerini kullandı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim

Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.