Doç. Dr. Süleyman Gür'ün Kırım Kitabı: Tarih, Ulema, Udeba, Şuara, Meşayih ve Müellifler eseri çıktı

Haberler
Manas
14 Mayıs 2022, 13:22
Manas
14 Mayıs 2022, 13:22

Kırım sevdalısı akademisyen Doç. Dr. Süleyman Gür’ün yayına hazırladığı “Kırım Kitabı: Tarih, Ulema, Udeba, Şuara, Meşayih ve Müellifler” başlığıyla raflardaki yerini aldı. Kırım Tatarlarının eğitim, kültürel ve dini ortaklığını ortaya koyan eser, Türk-İslam yurdu Kırım’ın Osmanlı Devleti ile olan münasebetlerini de ele alarak geniş bir yelpazede içerik sunuyor. Okuyucular, eserde özellikle, Kırım’daki Türk-İslam medeniyetin oluşum ve gelişimine katkı sağlayan alimler, edipler, şairler, mürşitler ve müellifler kimlerdir ve bunlar hangi kurumlarda yetişmişlerdir ve bu kurumların günümüzdeki durumları nedir sorusuna yanıt alacak.

Trabzon Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi, Doç. Dr. Süleyman Gür’ün “Kırım Kitabı: Tarih, Ulema, Udeba, Şuara, Meşayih ve Müellifler” dini ve İslami yeni kitabı çıktı. Okuyucular bu eserde, adeta Kırım’daki Gözleve, İnkerman, Balıklava, Menkub Kalesi, Gevherkirman Kalesi, Salacık Kalesi, Bahçesaray, Akmescit, Karasu, Sudak Kalesi, Eski Kırım şehri, Kefe Eyaleti, Kerç Kalesi, Nehr-i Alma, Taman gibi onlarca şehir, köy ve kaleye dair bilgileri bulabilecek. Aynı zamanda buralarda bulunan cami, mescid, medrese, mektep, tekke, zaviye, kale, han, hamam, kervansaray, saray, dükkan, bedesten, çarşı, pazar, iskele, köprü, liman, akarsu, çeşme, sebil ve ziyafet evlerine dair geniş bir perspektifte tarihi okuyabilecek.

Eserde yer alan biyografilerin yazımı konusunda ise istifade edilen en önemli kaynak ise Bursalı Mehmet Tahir’in kaleme aldığı İdâre-i Osmâniyye Zamanında Yetişen Kırım Müellifleri adlı eser oldu. Müellif bu çalışmada Kırım asıllı kırk iki müellifin hal tercümesini verdi.

KIRIM KİTABI: TARİH, ULEMA, UDEBA, ŞUARA, MEŞAYİH VE MÜELLİFLER

Ayrıca, Ulema, Udeba, Şuara, Meşayih ve Müellifler” kitabının muhtevasına dair daha detaylı bilgi edinmek isteyenler, (https://www.buyuyenay.com/kirim-kitabi) adresinden kitabın içindekiler bölümünü inceleyebilecekler.

Eserin müellifi Doç. Dr. Süleyman Gür ile olan röportaj aşağıda yer alıyor:

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Ben Doç. Dr. Süleyman Gür. Trabzonluyum. Tahsil hayatımın bir kısmını memleketimde tamamladıktan sonra eğitimime İstanbul’da devam ettim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2002-2003 yılları arasında yaklaşık bir yıl kadar Kırım Müftülüğünde görev yaptım. Şu anda Trabzon Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Osmanlı Dönemi Of Ulemasından Zenolu Müderris Gürcizâde Ahmed Efendi Ve Evrak-ı Metrûkesi, Kur’ân’a Göre Tuğyan ve Tâğût, Anlatımlı Kur’ân Belâgatı Meânî, Beyân, Bedi’ isimli kitaplarım ile çeşitli dergilerde neşredilmiş makalelerim bulunmaktadır. Bu makalelerden bir kısmı Kırım uleması hakkında olup şu başlıklarla yayımlanmışlardır: Osmanlı Döneminde Yetişen “Kırımî” Nisbeli Müfessirler ve Eserleri: Bir Literatür İncelemesi; Osmanlı Döneminde Yetişen “Kefevî” Nisbeli Müfessirler ve Eserleri: Bir Literatür İncelemesi; Huzur Derslerine Katılan Kırım Uleması ve Muhammed Emin Efendi’nin Tefsir Metninin Neşri, XVIII. Asır Osmanlı Alimlerinden Muhammed B. Mustafa El-Akkirmânî ve Besmele Tefsiri. Bu son kitap çalışmamla birlikte Kırımla ilgili yapmış olduğum çalışmalar dört makale bir kitap olmak üzere beşe çıkmıştır.

Ben Kırımlı olmasam da Kırım sevdalısıyım. Kırım’a gönül verdim. Benim için Türkiye ne ise Kırım odur. Kırım ne ise Türkiye odur. Medeniyetimizi Kırım halkı ile Anadolu halkı birlikte oluşturmuşlardır. Kırım bir Türk-İslam yurdudur.

Kırım Kitabı’nı yazma sürecinize dair neler söylemek istersiniz? Bu eser nasıl meyadan geldi?

2002 yılı Aralık ayında Kırım’a gidince bildiğimden ve beklediğimden çok farklı bir Kırım’la karşılaştığımı fark ettim. Önceden Kırım hakkında bildiklerim normal bir insanın sahip olduğu sıradan bilgilerden ibaretti. Kırım’ı da alelade bir memleket olarak tasavvur ediyordum. Ancak Kırım’a gidip Kırım’ı ve Kırım Türklerini tanımaya başlayınca çok farklı bir coğrafyada olduğumu ve çok farklı bir milletle karşı karşıya olduğumu anladım.

Kırım, o ana kadar gördüğüm en harika memleket olmanın ötesinde tarihi ve kültürel özellikleri ile dikkatimi çekmişti. Yapmış olduğumuz basit gezintilerde bile bölgenin bir Türk-İslam yurdu olduğu, Osmanlı’nın izlerini taşıdığı hemen anlaşılıyordu. Ne var ki karşılaştığımız camilerin, medreselerin, çeşmelerin, kalelerin ve benzeri tarihi yapıların virane olmuş halleri içimi burkuyordu. Ayakta kalabilen camilerin, medrese ve mekteplerin bir kısmının da halihazırda Müslüman olmayan kimseler tarafından mesken olarak kullanılıyor olması, pavyon, gazino gibi eğlence merkezi olarak faaliyet gösteriyor olması yüreğimi parçalıyordu.

Bununla birlikte 1944 yılındaki büyük ve korkunç sürgünü yaşayıp 90’lı yıllarda memleketlerine dönen bazı Kırım Tatarlarının acıklı anılarını da dinleyince dehşete kapılmıştım. Öte yandan gurbette bulunmam ve biraz da genç yaşta olmam hasebiyle tanıştığım teyzelerin, amcaların beni kendi evlatları gibi görmeleri, tabir yerinde ise bana analık ve babalık yapmaları, yine tanıştığım abilerin beni kendi kardeşleri gibi kabul etmeleri, evlerinde misafir etme ve ağırlama yarışına girmeleri de beni ziyadesi ile memnun ediyor ve hayretimi artırıyordu. Bu misafirperverliklerinde ve sahiplenişlerinde Türkiye’yi hala anavatan olarak görmeleri, ata toprak kabul etmeleri ve kendi memleketlerinden ayırmamalarının ve benim de Kırım’a Türkiye’den gitmiş olmamın payı da şüphesiz çok büyüktü. Sohbet ettiğim birçok Kırım Türkü, atalarından naklen,  Osmanlı ve Kırım arasındaki münasebetlerden bahsederken Kırım’dan Sinop, Trabzon ve İstanbul’a ticaret ve benzeri nedenlerle deniz yolu ile seferler düzenlendiğini, bu seferlere katılanların Karadeniz’in öteki yakasını kast ederek “karşıya gittik geldik” şeklinde bir tabir kullandıklarını, yani Karadeniz’in iki farklı kıyısında yaşayan aynı millet ve tek devlet olduklarını söylediklerini ifade ediyorlardı. Yani Kırım ve Anadolu adeta bir elmanın iki yarısı gibiydi. Bir taraftan Kırım’da görev yaparken öte yandan bu ve benzeri konular üzerinde düşünüyor, Kırım’ı daha iyi tanımak için inceleme, araştırma ve okumalar yapıyordum. Kanaatime göre, Kırım’a ve Kırım tarihine özel ilgi duyanlar hariç, Kırım’ı ne Kırım’da yaşayanlar, ne Kırım dışındaki Kırım kökenli kardeşlerimiz, ne de Türk halkı yeterince tanımıyordu. Tıpkı benim de önceleri yeterince tanımadığım gibi.

Günümüzde bu konuda biraz ilerleme kaydedilmiş olsa da yeterli bir bilinçlenme henüz sağlanmış değil. Evet, Kırım biliniyor, Kırım sorunu diye bir meselenin varlığı konuşuluyor ama hâlâ konuya vâkıf olanların oranı olması gerekenin çok altında. İşte o günlerden itibaren bende Kırım’a karşı müthiş bir sevgi ve alâka oluşmaya başladı. Kırım’da büyük bir medeniyetin kurulmuş olduğu belliydi. Ancak bu medeniyeti kimler nasıl oluşturmuşlardı. Bu konular üzerinde yoğunlaştım. Nihayet geçmişten günümüze, özellikle Osmanlı döneminin sonuna kadar bu medeniyetin nasıl oluştuğunu, bu oluşuma kimlerin nasıl katkı sağladığını bir kitap çerçevesinde ele almak istedim. Yıllarca bunun hayaliyle yaşadım ve nihayet bugün bu hayal gerçek oldu. Rabbime şükürler olsun ki kitabımız henüz yeni basılmış olmasına rağmen kısa zamanda büyük bir ilgi gördü. Çok farklı kesimlerden olumlu tepkiler alıyoruz.

Bu arada bana ulaşanlar genellikle Kırım Tatar mısın? Kırım kökenli misin? Aslen Kırımlı mısın? gibi sorular yöneltiyorlar. Ben de hayır böyle bir bağım yok diyorum. İlk anda buna biraz şaşırıyorlar tabi. Ancak onlara şunu ifade ediyorum. Ben Kırımlı olmasam da Kırım sevdalısıyım. Kırım’a gönül verdim. Benim için Türkiye ne ise Kırım odur. Kırım ne ise Türkiye odur. Medeniyetimizi Kırım halkı ile Anadolu halkı birlikte oluşturmuşlardır. Kırım bir Türk-İslam yurdudur. Bu eskiden beri böyleydi bundan sonra da öyle olmalıdır. Nitekim bu çalışmada ortaya konan bilgi, belge ve veriler de bunun en açık delillerindendir. Bu kitabın okurlarının bütün bu konularda bilgilenmesini ve bilinçlenmesini ümit ediyorum.

Okuyucu bu kitapta Kırım hakkında neler bulacak?

Okuyucu bu kitapta temelde iki şey bulacak. Birincisi, Kırım hakkında genel bir malumat. Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmış olup bu çalışmalar süzülüp özetlenerek okuyucunun zihninde Kırım’a dair bir tablo canlandırılacak. İkincisi, Kırım’daki Türk-İslam medeniyetin oluşum ve gelişimine katkı sağlayan alimler, edipler, şairler, mürşitler ve müellifler kimlerdir ve bunlar hangi kurumlarda yetişmişlerdir ve bu kurumların günümüzdeki durumları nedir.

Bunu sağlamak için öncelikle Kırım’ın tarihi, İslâmlaşma süreci, Osmanlı Devleti ile olan münasebetleri, eğitim-öğretim faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yürütüldüğü kurumlar kısaca ele alınmıştır. Daha sonra Altın Orda, Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti döneminde gerek Kırım’da, gerek Kırım dışında yaşamış olan Kırım asıllı zatlardan isimleri tespit edilebilenler çalışmaya dahil edilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet döneminde Türkiye dışında yaşamış olanlara da yer verilmiştir. Çalışmada ilk olarak Kırım ulemasının tespit edilmesi hedeflenmiş olmakla birlikte yapılan araştırmalar neticesinde ilmiye sınıfına mensup olanların önemli bir kısmının aynı zamanda edebiyata ve tasavvufa da ilgi duyduklarının görülmesi üzerine; başka bir ifadeyle, şair ve mutasavvıfların da alim vasfını taşımaları nedeniyle, onlar da bu çalışmaya dahil edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada Kırımlı müelliflere ve onların telif ettikleri eserlere de yer verilmiştir ki bu durum, elinizdeki eserin en önemli özelliklerinden biridir. Tespitlerimize göre Kırım uleması, çeşitli ilim dallarında çok sayıda eser kaleme almışlardır. Bu eserlerin önemli bir bölümü kütüphanelerimizde yazmalar halindedir. Son yıllarda ülkemizde Osmanlı dönemi ile ilgili yapılan akademik çalışmalar ve yazma eser kütüphanelerindeki kataloglama faaliyetleri, bu eserlerin önemli bir kısmının gün yüzüne çıkartılmasına vesile olmuştur. Ancak hemen belirtmek isteriz ki bu çalışmalar henüz yeterli düzeyde değildir. Yapmış olduğumuz bu çalışma ile kaynaklarda adına hiç yer verilmeyen çok sayıda eserin tespit edilmiş olması da bunu göstermektedir. Dolayısıyla bu çalışma ile Kırımlı müelliflerin eserlerini bir arada görme, önemli bir kısmının evsaf ve muhtevalarına dair özet bilgi edinme imkanı da doğacak, hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmayan çok sayıda alimin yanı sıra birçok müellif ve eser de ilim ehlinin dikkatine sunulacaktır.

Kitabın muhtevasına dair daha detaylı bilgi edinmek isteyenler (https://www.buyuyenay.com/kirim-kitabi) adresinden kitabın içindekiler bölümünü inceleyebilirler.

Eseri hazırlarken ana başvuru kaynaklarınız neler oldu?

Bu eser telif edilirken çok sayıda temel kaynağa başvurulmuştur. Bunlardan biri -kanaatimizce- Kırım hakkındaki en önemli kaynak olma özelliğine sahip olan Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’dir. Müellif bu eserin yedinci cildinde, Kırım seyahati sırasında gezme imkânı bulduğu Or (Ferahkirman), Gözleve, İnkerman,  Balıklava, Menkub Kalesi, Gevherkirman Kalesi, Salacık Kalesi, Bahçesaray, Akmescid, Karasu, Sudak Kalesi, Eski Kırım şehri, Kefe Eyaleti, Kerç Kalesi, Nehr-i Alma, Taman gibi onlarca şehir, köy ve kaleyi vasfetmiştir. Yol güzergâhındaki yerlerin adeta envanterini çıkarmış ve buralarda bulunan cami, mescid, medrese, mektep, tekke, zaviye, kale, han, hamam, kervansaray, saray, dükkan, bedesten, çarşı, pazar, iskele, köprü, liman, akarsu, çeşme, sebil, ziyafet evi,  mesire yerleri gibi mekanları tasvir etmiş, farklı zümrelere mensup insanların fiziki yapılarını, hal ve hareketlerini, günlük yaşantılarını, dini hayatlarını ve daha pek çok hususiyetlerini oldukça detaylı bir şekilde anlatmıştır. Özellikle dini ve kültürel hayat, eğitim ve öğretim ile müesseselerin tespitinde bu kaynaktan faydalanılmıştır.

Biyografilerin yazımı konusunda istifade edilen en önemli kaynak ise Bursalı Mehmet Tahir’in kaleme aldığı İdâre-i Osmâniyye Zamanında Yetişen Kırım Müellifleri adlı eser olmuştur. Müellif bu çalışmada Kırım asıllı kırk iki müellifin hal tercümesini vermiştir. Söz konusu eser bu alandaki ilk ve tek müstakil çalışmadır. Kırımlı şair ve yazarları merkeze alan bazı çalışmalar da yapılmıştır. Ancak bu çalışmalarda ele alınan kişilerin sayısı da ellili rakamlarla ifade edilmektedir. Biyografi tarzındaki mühim bir çalışma da Nuri Kavak tarafından yazılan Osmanlı Bürokrasisinde Görev Almış Kırım Kökenli Devlet Adamları isimli eserdir. Yazar bu çalışmada 90 kadar Kırımlı bürokratın hal tercümesini vermiştir. Bizim çalışmamızda ise bürokratlardan ziyade ulema, udeba, şuara, meşayih ve müellifler incelenmiştir. Bürokratlardan aynı zamanda bu saydığımız sınıfa dahil olanlar varsa onlara da yer verilmiştir. Bu bakımdan bizim çalışmamız, ilmiye sınıfına mensup olan Kırımlıları, eser telif edip etmemesine bakmaksızın, bir bütün olarak ele alan ilk müstakil eser olma özelliğine sahiptir. Ayrıca toplamda 430 civarında biyografiye yer vermesi yönüyle de şimdilik bu alandaki en hacimli kaynak durumundadır.

Biyografilerin yazımında diğer bir başvuru kaynağımız da Mehmet Süreyya’nın Sicill-i Osmanî’sidir. Taşköprülüzâde’nin eş-Şekâiku’n-Numâniyye ve zeyillerinden de çokça istifade edilmiştir. Ayrıca Said Giray’ın, Tarih-i Said Giray adlı eserini de burada zikretmek gerekir. El yazma tek nüshası Berlin’deki Milli Kütüphane’de bulunan eserin dijital kopyasına “http://orient-digital.staatsbibliothek-berlin.de” (Staatbibliothec zu Berlin, Hs.or. 923, 87r-135r.) adresinden ulaşmak mümkündür.

Kırım Hanı Saadet Giray’ın oğlu Said Giray’ın 1755-58 tarihleri arasında Bucak Seraskerî olarak görev yaparken yazdığı eser, XVIII. yüzyıl Kırım uleması hakkında yazılan en kapsamlı yerli kaynak olma özelliğine sahiptir. Eserde, önemli tarihi bilgilerin yanında, kırkın üzerinde alimin hayatına da kısaca yer verilmiştir. Bir diğer temel müracaat kaynağı Kırım Kadı Sicilleri olmuştur. Bu sicillerdeki defterlerin muhtevalarından hareketle tespit edilebilen kadılara da ulema sınıfında oldukları için yer verilmiştir.

Yukarıdaki kaynaklara ilaveten kütüphane katalogları, yazma eserler, bibliyografik kaynaklar, tezkireler, Kırım ve Kırımlılar hakkında yazılan makale ve tez türü akademik çalışmalar, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü gibi çok sayıda matbu ve elektronik kaynaktan istifade edilmiştir. Ayrıca Hakan Kırımlı, Halil İnalcık, Nuri Kavak, Derya Derin Paşaoğlu, Ömer Bıyık, Nicole Kançal Ferrari, Cemal Kurnaz, Halil Çeltik, Zühal Yüksel gibi Kırım hakkında çok değerli çalışmaları bulunan çağdaş ilim adamlarının eserlerinden de bir hayli istifade edilmiştir.

Bu büyük mirasa ulaşmamıza vesile oldukları için her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Ayrıca bu eseri okuyucu ile buluşturan Büyüyen Ay Yayınlarına ve yayınevi sahibi Mustafa Kirenci Beye, yine bu röportaja vesile olan Kırım Haber Ajansına alakalarından dolayı şükranlarımı sunarım.