Doç. Dr. Asker: Kremlin'den umduğunu bulamayan Paşinyan çaresiz bir şekilde yenilgiyi seyrediyor

08 Ekim 2020, 18:56

Ömer Cihad KAYA
QHA Ankara

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki topraklarını kurtarmak için başlattığı kara harekatı kararlılıkla devam ediyor. Cephede sıkışan Ermenistan, çareyi Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine saldırmakta arıyor. Güney Kafkasya’nın kalbindeki en büyük çatışma alanı olan tarihi nitelikteki Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ordusunun Ermeni işgaline son vermek için başlattığı kara harekatını, 1992’de Karabağ savaşında yer almış Azerbaycan Türkü bir akademisyen olan Ali Asker ile konuştuk. Doç. Dr. Asker, cephedeki Azerbaycan askerinin moralinin gayet yüksek olduğunu ve çok yakında cepheden daha güzel haberlerin geleceğini bildirdi.

Azerbaycan, on yıllardır Güney Kafkasya’nın kalbi Dağlık Karabağ’a vurulan bir hançer niteliğindeki Ermeni işgaline son vermek için ilk kez bu kadar net bir tavır içerisinde. İşgal altındaki toprakları kurtarmak için Ermenilerin sivillere yönelik saldırıları sonrası 27 Eylül’de harekete geçen ve adeta bir kurtuluş savaşı başlatan Bakü yönetimi, “dondurulmuş sorun” Dağlık Karabağ’daki uluslararası kabul edilmiş topraklarını kurtarmak için kararlı bir mücadele ortaya koyuyor.

Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Asker, QHA’ya Azerbaycan-Ermenistan çatışmasındaki son durumu, Dağlık Karabağ’daki savaşın anatomisini ve Rusya’nın bölgesel politikalarını değerlendirdi.

CEPHEDE SON DURUM

-Siz cephedeki son durumları anbean haber alıyorsunuz. Bugün cephedeki son durum nasıl? Azerbaycan ordusunun ilerleyişini nasıl görüyorsunuz?

Azerbaycan, 27 Eylül 2020 tarihinde başlattığı operasyonlarda 11. gün geride kaldı. İlk günden itibaren Ermenistan, büyük bir zayiat verdi. Azerbaycan, ilk günden itibaren önemli hakim tepeleri ele geçirdi ve tüm cephe hattında kontrolü sağladı. Bu gelişmelerde önemli sonuçlar doğurdu. Azerbaycan, şehir, ilçe ve köylerde hakimiyeti ele aldı. Ordunun ilerleyişine bakılırsa daha bir çok ilçenin de alınması an meselesidir. Azerbaycan ordusu, bu noktada stratejik adımlar atarak en az zayiat vererek nokta atışları ile ilerlemektedir. Azerbaycan halkı ise gözünü kırpmadan topyekün olarak bu savaşın içindedir. Gerek cephede gerek cephenin gerisinde…

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamalara baktığımızda gelinen noktayı şöyle özetleyebiliriz. Azerbaycan ordusu çok iyi bir şekilde ilerlemektedir. Karabağ’da görece olarak önemli yerleri hakimiyeti altına almıştır. Ermenistan ordusu, ağır zayiat vermiştir. Cephede yiyecek-içecek sıkıntısı yaşamakta ve ikmal ve lojistik hatlarında ciddi sıkıntı yaşamaktadır. Azerbaycan ordusunun taktik adımlarından birisi de Ermenilerin bağlantı yollarını kesmektir. Bu bağlamda, Azerbaycan karşısında silahlarını mühimmatlarını bırakıp kaçan bir Ermenistan vardır.

İlgili haber: Ermenistan ordusu darmaduman: Kendi tanklarını vurdular!

“ÇOK KISA SÜREDE CEPHEDEN DAHA GÜZEL HABERLER ALACAĞIZ”

Ben umuyorum ki; kısa bir süre sonra çok önemli haberleri cepheden almaya devam edeceğiz. Diğer yandan, Azerbaycan ve Ermenistan ordusunu silah ve asker bakımında karşılaştırmak gerekirse; tüm kalemlerde (asker sayısı, tank, zırhlı araç, topçu, savaş jetleri, saldırı uçakları, helikopter vs.) Azerbaycan tarafının üstün olduğunu görmekteyiz.

Azerbaycan ordusunun sivillere azami derecede dikkat ederek ilerlemesine rağmen, Ermenistan tarafı aldığı darbelerin etkisiyle ısrarla Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine saldırmaktadır. Azerbaycan’ın ikinci büyük kenti Gence’ye misket bombası ile saldırdılar bunu özellikle vurgulamak isterim. Cepheye çok uzak olan Bakü’ye ve Apşeron’a yakın bölgelere saldırdılar. Roket attılar. Sivilleri vurarak Azerbaycan içinde kendilerince dehşet salmak gibi bir planı uyguluyorlar. Ancak Azerbaycan, bu durumda herhangi bir provokasyona gitmeden yoluna devam ediyor. Çünkü Ermenilerin, sivillere saldırmaktaki en önemli beklentisi Azerbaycan’ın da kendileri gibi sivillere yönelmesidir. Azerbaycan, onların oyunlarına asla gelmeden itidalli bir şekilde devam etmektedir.

İlgili haber:
Ermenistan’ın Gence kentine düzenlediği hain saldırının görüntüleri ortaya çıktı!

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KARABAĞ'DA SAVAŞIN ANATOMİSİ

-Uzun süreli ateşkes sonrası Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar neden şiddetlendi? Tetikleyen ne oldu?

Bu ateşkesten önceki döneme bakmak lazım. Bu süreç, Ermenilerin Kafkasya’daki Türk topraklarına yayılmasından itibaren başlamaktadır. Ve Rusya’nın, Güney Kafkasya’yı işgal etmesinden sonra, özellikle 1828 sonrası bölgeye göç ettirilen yoğun Ermeni nüfusu bu bölgenin demografik dengelerini tahrip etmeye yönelikti. 1828 Türkmençay Anlaşmasından sonra bölgede bir Ermeni vilayetinin oluşturulması; Rusya’nın, İran’a ve Türkiye’ye karşı bir ileri karakol oluşturulmak stratejisiydi. Dolayısıyla İran’a ve Türkiye’ye karşı stratejinin araçlarından birisi bölgede bir ermeni oluşumuydu. Daha sonraki dönemlerde, Çarlık Rusyası’ndan sonraki tüm aşamalarda yine Ermeni faktörü, Rusya tarafından kullanılmıştır. Bu faktör kullanıldığı zaman topyekün Türklere karşı ağır saldırıların ve kıyımların yaşandığını görmekteyiz. 1985’den sonra ise önemli bir süreç başlar. Ermeniler yine Azerbaycan’dan toprak talebinde bulunur. Ermenistan, D. Karabağ’ı toprakları içine katmaya başlar. Daha sonra, Ermenilerin Dağlık Karabağ’da sözde self determinasyon çerçevesinde güya silahlanarak Azerbaycan ordusuna başkaldırdı. Dolayısıyla bölge bir ateş topuna döndü.

“RUSLAR, 200 YILDIR BÖLGEDE ERMENİSTAN’IN YANINDADIR”

Bugün gelinen süreçte de, 200 sene önce olduğu gibi Rus yönetimi, silahıyla, medyasıyla ve bürokrasisiyle her zaman Ermenistan’ın yanındadır. Bunu bazen doğrudan bazen de dolaylı yapar ama neticede durum aynıdır. Kremlin’in, Ermenilerin yanında yer alarak Türkleri baskılamak, onları yerinden etmek ve ortadan kaldırmak stratejisi bugün de devam etmektedir. Dolayısıyla Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı yaptığı sadece bir savaş değil aynı zaman da soykırım ve etnik temizlemedir ve bunu fiilen de Hocalı’da yaptığını tüm dünya bilmektedir. 1994 yılına gelindiğinde artık Azerbaycan’ın topraklarının neredeyse yüzde 20’si Ermenistan tarafından işgal edilmişti ve yapılan bir ateşkes anlaşması sonrası bu süreç adeta dondurulmuş bir çatışma karakterine bürünmüştür. 1994’den günümüze kadar yer yer Ermenistan’ın yine ateşkesi ihlal ettiğini sivilleri öldürdüklerini görüyoruz. Bugünkü savaş dolayısıyla 200 sene devam eden bir serüvenin sonucudur. Bugün 11. gününe girdiğimiz bu çatışmalar, Ermenistan tarafından planlanmıştır ve Azerbaycan ordusuna karşı, Azerbaycan’ın sivillerine karşı ortaya konan bir operasyondur ve savaşın devamıdır. Azerbaycan nitekim, bu durumda sessiz duramazdı ve bugün adına Azerbaycan’ın “büyük taarruz ve büyük vatan muharebesi” dediği mücadele kararlılıkla devam ediyor. Bu savaş, bizim vatan savaşımızdır.

RUSYA'NIN BÖLGESEL POLİTİKALARI

“RUSYA BAŞINDAN BERİ DAĞLIK KARABAĞ’DAKİ SORUNUN MÜSEBBİBİDİR. PAŞİNYAN, ÇARESİZ BİR ŞEKİLDE YENİLGİYİ SEYREDİYOR”

-Peki Rusya Federasyonu bu olayların neresindedir? Çarlık döneminden bugüne Kremlin’in Karabağ’daki çözümsüzlüğün asıl sorumlusu olduğunu biliyoruz… 

Rusya aslında başından beri Dağlık Karabağ’daki sorunun müsebbibidir. Ermeni meselesi, yüzyıllardır devam eden stratejik bir planın bir parçasıdır. Son savaşa (27 Eylül’den bu yana devam eden çatışmalar) kadar da hep Ermenistan tarafını açıktan desteklediler. Azerbaycan, karşı koyduğu zaman da her iki tarafa yönelik tehdit içerikli müdahale mesajları veriliyordu. Kremlin, bu kez sakinliğini koruyor. Aslında, bu durumun asıl nedeni Rusya’nın, bugünkü Ermenistan iktidarını kabul etmemesidir. Avrupa yanlısı Paşinyan yönetimi, Ermenistan’da kendine bağlı bir iktidara alışkın olan Rusya’yı rahatsız ediyor. O yüzden, son çatışmada sükunetini koruyor. Bunu aslında Ermenistan tarafı beklemiyordu. Onlar, her zaman olduğu gibi Rusya’nın müdahil olacağını sanıyorlardı. Ancak, Rusya bırakın müdahil olmayı, Paşinyan iktidarının çaresizliğini medyaya servis ederek, onun imajını yerle bir etti. Bu olayların neticesinde, Ermenistan’da Paşinyan iktidarının sonu gelebilir.

Bir diğer yandan, Ermenistan’ın, Türkiye’nin olaylara müdahil olduğuna dair bazı yalan ve çarpıtma politikaları var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bu konuda başvuruda bulundu ama istediğini alamadı. Rusya’dan da “Türkiye’nin işin içinde olduğuna dair bir bilgiye sahip değiliz” mesajını aldı. Dolayısıyla, şu anda Paşinyan, çaresiz bir şekilde yenilgiyi seyrediyor.

ATEŞKES MASASI 

-Azerbaycan’ın sahada ilerleyişi devam ediyor. Peki süreç bundan sonra nasıl ilerler yakında bir ateşkes gözüküyor mu?

Tabii, şu anda Ermenistan’ın istediği tek şey ateşkes masasına oturmaktır. Bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor. Avrupa’ya, ABD’ye ve Rusya’ya adeta yalvarır bir pozisyonda. BM’ye defalarca müracaat etti ve Ermenistan’ın geliştirdiği retorik içerisinde Türkiye’yi suçlayan pek çok ifade var yani denilebilir ki Ermenistan yönetimi, Azerbaycan’dan daha çok Türkiye’yi suçlayıcı ifadelere başvuruyor. Özellikle Rusya içerisindeki Ermeni lobisinden çok popülist argümanlar ortaya atılıyor. Özellikle Rusya’daki Ermeni yanlısı medyada şu tür başlıklar atılıyor: “Dünya savaşı başlamış Rusya hala uyuyor , “Osmanlı İmparatorluğu işini yapıyor Rusya hala uyuyor gereğini yapması lazım”.

Ama Türkler demişken korkunun ecele faydası yoktur. Azerbaycan ordusu, bu savaşı başarılı bir şekilde devam ettirmektedir. İlham Aliyev son ulusa seslenişinde, Azerbaycan’ın şartlarını ortaya koydu. Aliyev, “Azerbaycan’ın topraklarından Ermeni ordusu defolup gitmelidir. Ülkemize karşı yapılan suçlamaları kabul etmiyoruz. Ermeni askerinin orada ne işi var? Kendi ülkenize gidin ve o bölgeyi boşaltın” diyerek şartlarını ifade etti. Bu şartlar içerisinde, “Ermenistan ordusu, Azerbaycan topraklarını tamamen boşaltacak”, “Paşinyan yönetimi, uluslararası arenada Azerbaycan’dan özür dileyecek ve müzakereler ancak ondan sonra yapılacak” ifadeleri yer alıyordu.

Ben müzakerelerin hangi istikamette devam edeceğine dair yorum yapmayı şu an için erken buluyorum. Bizim (Azerbaycan’ın) minimum ve maksimum hedefleri ve stratejilerimiz vardır. Bu programın minimum ayağı olan askeri ayağı, Azerbaycan ordusunun başarılı bir şekilde operasyonu tamamlayarak Ermenistan ordusunu tamamen Azerbaycan topraklarından atmak olacaktır. Ondan sonraki süreçte, artık masaya oturarak, maksimum yani uzun vadedeki planımızı ortaya koyabiliriz.

AZERBAYCAN, DAĞLIK KARABAĞ’DA TOPRAKLARINI GERİ ALIYOR

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki topraklarını kurtarmak için başlattığı kara harekatı kararlılıkla devam ediyor. Azerbaycan, 27 Eylül 2020’de başlatılan harekat kapsamında, şu ana kadar çok yüksek ve stratejik öneme sahip dağlık bölgeler de dahil olmak üzere şehir, kasaba ve köyleri bir bir işgalci güçlerden temizliyor.

ŞU ANA KADAR İŞGALDEN KURTARILAN BÖLGELER

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için başlattığı harekât kapsamında bugüne kadar Cebrail şehrini, Şugovuşan kasabasını ve Karahanbeyli, Aşağı Seyitahmetli, Mehdili, Aşağı Maralyan, Kuycak, KendHoradiz, Çakırlı, Büyük Mercanlı, Şeybey, Taliş, Karkulu, Şükürbeyli, Yukarı Maralyan, Cereken, Daşkesen, Horovlu, Dejan, Mahmutlu, Caferabat, Papı köyleri olmak üzere toplamda 22 yerleşim yerinde kontrolü ele aldı. Azerbaycan, 5 Ekim 2020 tarihinde Cebrayıl ilinin (rayonunun) Şıhali Ağalı, Sarıcalı ve Mezre köylerin de işgalden kurtardı.

ERMENİSTAN NEDEN SİVİLLERİ VURUYOR?

Azerbaycan’ın Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’daki topraklarını kurtarmak için geniş çapta başlattığı kara harekatı, 27 Eylül 2020’de başladı. Azerbaycan ordusu, adım adım ilerlerken, Ermenistan da ısrarla sivillere saldırmaya devam etti. Cephede sıkışan Ermenistan, Azerbaycan’ın yerleşim yerlerine ve şehirlerine top atışları ve füze atışları gerçekleştiriyor.

DAĞLIK KARABAĞ NE ZAMAN İŞGAL EDİLMİŞTİ?

Karabağ, Azerbaycan’da Kür ve Aras nehirleri arasındaki dağlık bölgeye Azerbaycan Türkleri tarafından verilen bir isimdir. Bölgede, Ağdam, Kelbecer, Laçın, Cebrail, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan isimli yerleşim yerleri bulunmaktadır. Sovyetler Birliğinin 1989’da bölgede önce özerklik ilan edip sonradan Azerbaycan’a bağlamasını kabul etmeyen Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın başkenti Hankendi’de Azerbaycanlılara saldırmaya başladı. Rusya’nın da desteğini alan ve Azerbaycan’ın hazırlıksız olmasını fırsat bilen Erivan, sivil katliamlarıyla Dağlık Karabağ ve çevresine yönelik işgal sürecini başlattı. Tarihler 28 Aralık 1991’i gösterdiğinde Ermeni birlikleri Dağlık Karabağ’ın merkezi Hankendi’yi işgal etti.

27 Eylül 2020’de toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak için harekete geçen Azerbaycan, Dağlık Karabağ’daki ilerleyişini açıkça “kurtuluş savaşı” olarak nitelendirdi. Uluslararası ilişkiler literatüründe “dondurulmuş sorun” olarak ifade edilen Dağlık Karabağ’da çatışma her geçen gün şiddetleniyor. Azerbaycan, en üst perdeden çözümün artık müzakere masasında değil sahada olduğunu vurguladı ve Dağlık Karabağ’daki topraklarını işgalden kurtarmak için kara harekatı başlattı.

ali asker
Azerbaycan
dağlık karabağ
Ermenistan
Bunlara da bakın: