Didem Çakmakçı: Türkiye'de her evde bir arama kurtarma gönüllüsü olmalı!

05 Kasım 2020, 23:16

Aybala Polat
QHA Ankara

Türkiye coğrafi olarak bulunduğu konum nedeniyle afetler ile yaşamaya alışkın bir ülke. Haber bültenlerinde neredeyse her gün ülkenin bir bölgesinden deprem, sel, heyelan, yangın, göçük, kaybolma gibi bir afet haberi mutlaka yer buluyor. Afet ve kazalara karşı önlemler alıp hazırlıklı olabilmenin yanı sıra sonrasında can kayıplarını en aza indirebilmek için de çeşitli çalışmaların yapılması gerekiyor. Özellikle kazazedelerin bulunması, içinde bulundukları güç durumdan kurtarılması ve ilk müdahalelerinin doğru şekilde yapılarak sağlık merkezlerine intikalinin doğru bir şekilde tamamlanması bu çalışmaların öncelikli bir parçası. Arama kurtarma faaliyeti denilen bu çalışmalarda görev alacak kişilerin nerede, nasıl şartlarda ve nasıl ekipmanlar kullanacağına dair doğru eğitimler almış olması ve karşılaşılabilecek zorluklara hazırlıklı olması önemli bir koşul.

Uzman bir arama kurtarma gönüllüsü olan Didem Çakmakçı, Türkiye’deki gönüllü arama kurtarma çalışmaları hakkında Kırım Haber Ajansının sorularını cevapladı.

Didem Hanım öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Didem Çakmakçı

Tamga Uluslararası Arama Kurtarma ve Yardım Derneğin’de Marmara Bölge Başkanı olarak görev yapıyorum. Evliyim ve 2 çocuk annesiyim. ABD’de davranış bilimleri üzerine eğitim aldım. Arama kurtarma dışında da kök hücre, kan bağışı, organ bağışı gibi toplum yararına konularında pek çok sivil toplum kuruluşu ve topluluk ile birlikte çalışmalar yapıyorum.

Arama Kurtarma çalışmalarına ilginiz nasıl başladı?

İlgim Amerika’da yaşarken başladı. İlk önce itfaiye gönüllüsü oldum. Amerika’da bulunan FEMA’nın (Federal Acil Durum Yönetim Kurumu) ve PCMA’nın profesyonel kriz yönetimi, ilk yardım ve afad eğitimlerini aldım. 1999 depremi zamanında ABD’deydik. Uluslararası hava sahası açılınca Amerika’dan gelen ekibin tercümanı olarak Gölcük’e gittim. İlk afet deneyimim açıkçası oldukça zor bir olayla başlamış oldu. Bir cana umut olmak çok güzel bir duygu, en zor anlarda bile yardım etmeye çalışabilmek için bu işi gönülden yapmak gerektiğine inanıyorum.

Aileniz ve çevreniz sizin bu çalışmalarınızı nasıl karşılıyor?

Çocuklar ebeveynlerini sanırım süper güç olarak görüyor. Kızım henüz 10 yaşındayken yazlıkta bir boğulma vakasına, “benim annem arama kurtarmacı” diye bağırarak gitmiş. Sonrasında da tabii “Anne koş, yardım etmen gerekiyor!” diyerek beni çağırdı. Annelerinin insanları kurtarabileceğini düşünmeleri çok özel bir duygu. Annem ve babam için durum biraz farklı, arada korku arada gurur gidip geliyor, eşim ise en büyük destekçim.

Sivil arama kurtarma faaliyetleri ülkemizde 1999 depremi ile ciddiye alınmaya başlandı. Geçen süre içerisinde yaşanan gelişmeleri yeterli buluyor musunuz, eksik veya hatalı yönleri var mı?

Gölcük’te 1999 yılında yaşanan büyük depremden sonra çok şey değişti Arama Kurtarma alanında gerek devletimiz gerek sivil toplum kuruluşları hızlı bir ivme ile ciddi ve güzel çalışmalar yapmaya başladılar. Gördüğüm en büyük eksiklik ise toplumsal bilinç ve eğitim. Hala deprem anında ışıklarını açan, bina tahliyesinden sonra bina duvarında oturan kişiler görüyoruz. Biraz da vurdumduymazlık var sanırım. Hep söylenir ya bilinç hayat kurtarır diye. Halkı bilinçlendirmek için çalışmalar yapılıyor ama hala insanlarımız afet anında ne yapacağını çok da bilemiyor.

Özellikle ülkemizin en büyük sorunlarından olan deprem afetlerinde Arama – Kurtarma dışında sivil vatandaşların nasıl organize edilmesi gerekir.

Öncelikle daha fazla gönüllülük… Bizim gibi afetlere açık bir ülkede mutlaka her evde en az 1 kişinin eğitimli bilinçli olması gerekir. Gönüllülük esası çok önemli, her şeyin resmi kurumlardan beklenmemesi gerektiğini öğrenmeliyiz. Biz Uluslararası Tamga Arama Kurtarma Derneği olarak kurucu genel başkanımız Yağız Kızılkaya önderliğinde tüm Türk Coğrafyasında hizmet etmek için gönüllü olduk. Yurt dışı ve yurt içi temsilciliklerimiz var. Gönüllü olmak, arama kurtarma konusunda uzmanlaşmak bilgi sahibi olmak isteyen herkese de kapımız gönlümüz açık…

Arama – Kurtarma gönüllüsü olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerekir, herkes bir arama kurtarma ekibine dâhil olabilir mi? Ya da eğitim alarak bireysel olarak çalışmak da mümkün müdür?

Bireysel çalışmak maalesef mümkün değil. Çünkü arama kurtarma bir ekip işi, haberleşmeden lojistik birimine, operasyonel ekipten, tek tek gönüllülere kadar bir aile gibi koordinasyon içinde çalışmak gerekir. Birlikte uyum içinde organize bir şekilde çalışmak zorundayız. Herkes gönüllü olabilir eğitim alabilir ufacıkta olsa bir şeyin ucundan tutabilir yeter ki istesin gönlünden gelsin.

Hayatta her şeyin olumlu olumsuz bir yanı var, bizim yapmamız gereken her zaman pozitif düşünmek… Bugün enkaz altından saatler günler sonra çıkan insanlarımız var buna ufacık dahi olsa sebep olma düşüncesi yeter de artar bile. Olumsuzluklar tabii ki var ama umut mücadele daha baskın…

Ülkemizde Arama  – Kurtarma çalışmalarında kadınların “fıtratlarından” dolayı dezavantajlı olduğuna dair bir önyargı var. Peki, siz kadınların ekiplerdeki yerlerini ve performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem dünyada hem de ülkemizde kadın arama kurtarmacılar erkeklerle ayrım olmadan kurtarma ekipmanlarının kullanımını, kimyasal, biyolojik, radyasyon nükleer maddelerin eğitimini ( KBRN), iple erişim, ilk yardım, deprem, yangın, sel, heyelan, çığ eğitimlerini alıp afet durumunda aktif olarak sahada da çalışıyorlar. Zorda olan bir cana yardım etmek kadar manen insanı doyuran bir duygu yok. Dezavantajlı olmanın tam tersine bazen güç olarak olmasa da fiziksel olarak daha elastik olduğumuz için daha avantajlıyız.

Siz Tamga Arama – Kurtarma Derneği ile ne zamandan beri çalışıyorsunuz? Derneğin çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Tamga Arama Kurtarma 2018 yılında faaliyete geçmiş kısa sürede büyük işlere imza atmış bir ekip. Kurucu genel başkanımız Sn Yağız Kızılkaya’dır. Tamga Arama Kurtarma tüm Türk dünyasının hizmetinde çalışmalar yapıyor. Türkiye’nin ilk ve tek kara-hava-deniz (şehir -doğa, deniz- su altı, hava- dron), ayrıca medikal ve köpekli arama kurtarma, üniversite birimleri gibi çok yönlü 17 alt birimi olan donanımlı bir teşkilat…

Tamga Türk Dünyası

İfade ettiğim gibi öncelikle Türk Dünyası coğrafyası başta olmak üzere 12 ülkede temsilciliklerimiz, Türkiye geneli illerimizde de taşra teşkilâtlarımız mevcut.

En son İzmir’i etkileyen 6.6 büyüklüğündeki Ege Denizi depreminde Ankara Genel Merkez, İzmir, İstanbul, Sakarya, Kütahya, Bolu, Manisa, Antalya operasyonel ekiplerimiz ve 1 adet ambulansımız, medikal birimimiz ile birlikte afet bölgesine intikal etti halen de orada çalışmalarını sürdürmektedir. Öncesinde Giresun’daki sel felaketinde de Karadeniz bölge ekiplerimiz hemen olay yerine intikal etmişlerdi. İstanbul, İzmir, Sakarya ekiplerimiz de ertesi gün desteğe gittiler. Ekibimiz kısa bir süre içerisinde pek çok arama kurtarma operasyonuna katılarak devlet büyüklerimizin ve halkımızın takdirini kazanmıştır.

İlgili haber:
Ayda bebek 91 saat sonra Rıza Bey Apartmanı enkazından sağ olarak çıkarıldı

Uzun yıllardır gönüllüsünüz sizi en çok etkileyen olumlu ve olumsuz tecrübelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Hayatta her şeyin olumlu olumsuz bir yanı var, bizim yapmamız gereken her zaman müspet pozitif düşünmek… Bugün enkaz altından saatler günler sonra çıkan insanlarımız var buna ufacık dahi olsa sebep olma düşüncesi yeter de artar bile. Olumsuzluklar tabii ki var ama umut mücadele daha baskın…
Unutmayalım ki doğal afetler hayatımızın bir parçası Türkiye‘nin aktif bir deprem kuşağı üzerinde bulunduğu gerçeğini göz önünde tutarak, bu konuda en büyük sorumluluğumuz, yaşanan felaketlerden ders çıkarmak; gereken tedbirleri alarak, insanlarımızın deprem ve tüm doğal afetlere karşı bilinçli ve eğitimli olmasını sağlamaktır. Bu kadar konuştuktan sonra son olarak gönüllü olmak isteyen tüm dostlarımızı ailemize katılmaya davet ediyorum. (www.tamgakut.com)

arama kurtarma
Didem Çakmakçı
doğal afet
izmir depremi
Tamga
Bunlara da bakın: