Deşt-i Kıpçak’tan Macar Kıpçak Bozkırına: Ünlü Türkolog András Bodrogligeti

17 Nisan 2020, 15:54

Ayyıldız Huri KAPTAN / QHA Ankara

Dil ve edebiyat araştırmacısı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi, Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hülya Kasapoğlu Çengel, Macar bozkırında Kunság’da (Kuman/Kıpçak diyarı) dünyaya gelen ata mirası Türkçeyi taparcasına seven, Kıpçak ve Çağatay sahasındaki araştırmalarıyla; kendisini anlatan en önemli özelliği, Orta Türkçe alanındaki çalışmaları ve Türk kültür tarihine verdiği hizmetler ile ünlü Türkolog Prof. András Bodrogligeti’yi Kırım Haber Ajansı (QHA) için yazdı.


Onun unutulmayacak özelliklerinden biri, Türkçeyi taparcasına sevmesidir. (Talebesi Kurtuluş Öztopçu)

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı/Belleten (TDK)’de ‘Eski Kıpçakça sahasındaki çalışmalar’ adlı yazı; okuyanları, bilimle ve hatıralarla; ayrıca günümüzde kaybolmaya yüz tutan tevazu, nezaket ve vefayla buluşturuyor. András Bodrogligeti (1925-2019)’nin Kıpçak bozkırına özlemi, Kıpçak alanında emekleriyle ölümsüzleşenlere gösterdiği vefa ve yetiştirdiği talebelere duyduğu güven okuyucuda iz bırakıyor.

Bulacak bir gün bu izi, torunlarımız ya da onların çocukları… (Uygur şair Ötkür)

MACARİSTAN’IN KÖYÜNDEKİ DUA NOGAY VE TATAR CUMHURİYETLERİ’NDE ANLAŞILIYORDU

Prof. Bodrogligeti, ünlü Türkolog Gyula Nemeth (1890-1976)’in doğum yeri olan Macaristan’ın Szolnok/Karcag’a bağlı Kunság ‘Kumanların ülkesi’ köyünde dünyaya gelir. 14. yüzyılın hemen başlarında Karadeniz’in kuzeyindeki Hristiyan Kıpçaklardan derlenen Kodeks Kumanikus’un dilinin, aslında kendi ana dili olduğu ve bu dilin izinden giderek ata yadigârı Kıpçak dili ve eserlerine nasıl yöneldiği ile ilgili bilgiler okunmaya değer: ‘Köydeki bazı yaşlılar garip bir dilde Hz. İsa’nın duası olduğu iddia edilen bir duayı eğlence olsun diye biz çocuklara öğretirlerdi. 1950’li yılların başlarında Budapeşte Radyosu’ndan bir grup köy araştırmacısı köye gelerek bu duayı kaydettiler, daha sonra hafta sonu programlarından birinde yayımlayarak dinleyicilerden bu parçanın ne olduğunu bilmelerini istediler. Birkaç hafta sonra Sovyetler Birliği’nden gelen haberlerden Nogay ve Tatar Cumhuriyetleri’nde radyo yayınının dinlendiğini ve bu garip parçanın tamamıyla oradakiler tarafından anlaşıldığını öğrendik. Bu garip metin gerçekten de iddia edildiği gibi Hz. İsa’nın duasıydı ve ben, bu parçanın Kodeks Kumanikus’taki Kuman Duası’nın harfi harfine aynısı olduğunu yıllar sonra öğrenecektim. Gördüğünüz gibi Eski Kıpçakça ile olan münasebetim hayatımın oldukça erken bir devresinde başladı.’ 

Bu anekdot, bizi, Macar Kıpçaklarının tarihine götürüyor ister istemez. Kıpçaklar; ata yurt Türkistan’daki asıl kitleden ayrılan, Hazar Denizi kıyılarını, Karadeniz’in kuzey bozkırlarını vatan edinen ve ardından Avrupa bozkırına yayılan, kısacası dünya tarihinde hızla ilerleyen Türk kavimlerindendir. Kunság ‘Kumanların ülkesi’ yerleşim adı, Macar bozkırına göç edip yerleşenlerin, Kumanlar/Kıpçaklar olduğuna tanıklık ediyor; Kodeks Kumanikus’ta geçen Kuman duası ise bölge halkının Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçaklarla akrabalığını gösteren kültürel mirastır. 

TOPRAK VE DİL ÖZLEMİNİN YER VE KİŞİ ADLARINA YANSIMALARI

Macar bozkırı, Kıpçak araştırmacısı ünlü Türkologlar yetiştirdi. Onlar, ata mirası Hazar Denizi kıyılarını ve Kafkas Dağlarını asla unutmadılar. Moğol akınlarının rüzgârıyla Macar topraklarına yerleştiklerinin ve Macar bozkırının ikinci vatan olduğunun bilincindeydiler. Bunu unutturmayan başka izler de vardı: Kunság ve Kongur ‘kara ve kızıl arası, alacalı’ gibi isimler… Bugün İdil-Ural, Aral-Hazar dahil bütün Kıpçak coğrafyası, özel isimlere yansıyan kongur, koñur renk adlarını çok iyi bilir: Kongur at, kongur kuş vb. Bu tür kelimeler, toprak ve dil özlemidir; ata toprağına ve ana dile özlemdir; eski Kıpçak coğrafyasıyla kurulan bağdır. Kunság sakinlerinin eski ve bugünkü Kıpçakçaya ilgileri işte bu yüzdendir. Németh’in Türkçe sevdası, doğum yeri Karcag’da başladı. Bodrogligeti, çocukluk yıllarında doğduğu köy Kunság’da Kuman-Kıpçak duasından aldığı ilhamla eski Kıpçakçaya yöneldi ve Budapeşte Üniversitesi’nde Profesör iken talebesi István Mándoky Kongur (1944-1992) da bilim hayatı boyunca ata topraklarından ve atalarının dilinden hiç uzaklaşmadı. Bu demektir ki, hangi dinden olursa olsun, ilahî kaynaktan alınan ilham, o insanın ruhanî hazla ve zenginlikle dolu olduğunun çok açık ifadesidir. 

MACAR BOZKIRI’NDA TÜRKLÜK

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyet hükûmeti, Macaristan’daki Türkoloji araştırmalarına da müdahale ediyor… 

Bodrogligeti’nin savaş yıllarında akademik hayatı olumsuz yönde etkilenmiştir. Sovyetler’in isteği üzerine Orta Asya ve Anadolu yazı dilleri ve edebiyatları, Budapeşte’deki Türkoloji Bölümü müfredatından çıkarılmış; Sovyetler Birliği hâkimiyetindeki Türk boylarıyla ilgili araştırmalar durdurulmuş ve bu durum, Budapeşte’de Thury ve Vambery ile başlayan Türkoloji geleneğine büyük zarar vermiştir. Daha sonra Jan Rypka ile Baskakov’un Budapeşte Türkoloji Kürsüsüne gelmesiyle alanla ilgili araştırmalar yeniden canlanmıştır. 1960’lı yıllarda UNESCO bursuyla Türkiye’de geçirdiği bir yıl zarfında Türk Dil Kurumu ve İstanbul Üniversitesinde gördüğü ilgi ve edindiği kaynaklar, akademik hayatında derin izler bırakmıştır. 

NEDEN TÜRKOLOJİ?

Bodrogligeti’ye göre; Sovyetler Birliği’nin Türkolojiye yönelişi, Sovyetler’in, Türk kökenli halkların yaşadığı geniş coğrafyayı hâkimiyetleri altına almak istemeleridir; Almanya’nın ilgisi, siyasî ve bilimsel ihtirastır; Macar ve Finlilerin Türk dili araştırmalarındaki arayışları ise kendi kökenlerini merak etme ve Türklerle akrabalıklarını araştırma arzusudur. Bu yüzdendir ki 19. yüzyılın ikinci yarısında St. Petersburg, Berlin, İstanbul, Paris, Budapeşte ve Helsinki, o dönemde artık bir bilim dalı hâline gelen Türkolojinin merkezleri hâline geliyor. 

Bodrogligeti, Eski Kıpçak alanını, Türk dili araştırmalarının en heyecanlı ve en semereli alanı olarak açıklıyor. ‘En’ zarfını kullanarak alanı yüceltmesi ve iddialı bir alan olarak öne çıkarması; Kıpçak eserlerinin, farklı coğrafyalarda, dinî bakımdan farklı kültür çevrelerinde ve bunun bir sonucu olarak farklı alfabelerle yazılmış zengin, konu olarak renkli ve çeşitli, ayrıca sağlam yazılı belgelere dayanmasıyla doğrudan ilişkilidir. 

TÜRKOLOJİ ULUSLARARASI BİR BİLİM DALI OLARAK SAHNEYE ÇIKIYOR

Kırım’da Deşt-i Kıpçak’ta Hristiyan Kıpçaklardan derlenen Kıpçak dil ve kültür mirasının 1880’de Kont Geza Kuun tarafından Kodeks Kumanikus adıyla yayına dönüştürülmesi ve yüz yıl sonra haklı bir iltifata mazhar olarak yeniden yayımlanması, ona göre dönemin bilimsel seviyesini gösterir. Pozitivist yaklaşımla ele alınan Kodeks’te ve ardından Memlûk Kıpçakçası adıyla bilim dünyasına sunulan Eski Kıpçakça araştırmalar: Selânikli Mustafa Efendi’nin Kitâbü’l-İdrâk ve Martin Theodor Houtsma’nın Türkçe-Arapça Sözlük (Ein türkisch-arabisches Glossar) adlı eserleri, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkolojinin uluslararası bir bilim dalı olarak görünürlüğünü sağlıyor ve uluslararası platformda bilim adamlarına ufuk açan temel kaynaklar olarak ortaya çıkıyor. Bu yıllarda Türkoloji bir bilim dalı olarak sahneye çıkıyor; metin neşri, gramer, söz varlığı ve sözlükçülük alanına ağırlık veriliyor; ayrıca, Türkiye’de ve Avrupa’da millî kimlik arayışlarının gereği olarak dil, tarih ve kültür çalışmalarına da yöneliş başlıyor. Kıpçak alanının öne çıkanları Kodeks Kumanikus ve Sâdî’nin Gülistân’ının Seyf-i Sarâyî tarafından Kıpçakçaya yapılan çevirisi, onun akademik hayatını da şekillendiriyor. 1971’de basılan Kodeks Kumanikus’un Farsça Haşiyeleri adlı çalışması, Farsça ile Kıpçakça dil ilişkisini ve Farsçanın Orta Doğu ve Akdeniz’de ortak ticaret dili olarak önemini ortaya koyuyor. Ona göre; Kodeks’in Farsçasında Türkçe ödünç kelimelerin bulunması, Kıpçakların yaşadığı bölgelerde Farsçanın Türkçeden etkilendiğinin işaretidir. Gülistân’a yönelişte hocası Telegdi’nin derslerinde Sâdî’den Gülistân okumalarının çok etkili olduğunu ifade eder. 

BİR MACAR, ORTA ASYA EDEBÎ DİLİ ÇAĞATAYCANIN GRAMERİNİ YAZIYOR

Bodrogligeti’nin eski Kıpçakçaya duyduğu ilgi, 1990’lı yıllarda Harezm, Çağatay ve Özbekçe alanlarına kaymaya başlar. Bu, Kıpçakçayı terk ettiği anlamına gelmiyor; aksine Türkçenin tarihî ve edebî eserlerine dar bir alandan değil, geniş bir çerçeveden bakma isteğinin bir sonucudur. 2000’li yıllarda Çağatayca ve Özbekçe üzerine gramerler yazıyor. Macar Türkolog J. Eckmann’ın Çağatay El Kitabı’ndan (Chagatay Manual/1966) tam 35 yıl sonra Türkistan coğrafyasında 15-20. yüzyıllar arasında müşterek Orta Asya edebî dili olarak gelişen Çağataycanın gramerinin yine bir Macar tarafından yazılması anlamlıdır (A Grammar of Chagatay/2001).

BODROGLİGETİ’Yİ ANLATAN EN ÖNEMLİ ÖZELLİK ORTA TÜRKÇE ALANINDAKİ ÇALIŞMALARI VE TÜRK KÜLTÜR TARİHİNE HİZMETİ

Bodrogligeti, gözleri eskisi kadar iyi görmeyen hocası Lázsló Rásonyi’nin, Attar’ın Tezkiretü’l-evliyâ’sının Eski Anadolu Türkçesine çevirisini övgü dolu sözlerle kendisine emanet etmesini çok sevdiği Sâdî’nin şu sözleriyle anlatır: ‘Eğer binayı kendim bitiremezsem, mutlaka talebelerimden birinin bitirmesini sağlayacağım.’ Bodrogligeti, hocalarından gördüğünü öğrencilerinden esirgememiştir. Unutulmamalıdır ki, hocaların bıraktığı eserler, sadece yayından ibaret değildir; yetiştirdikleri öğrenciler de birer eserdir. Hocalar, sadece akademik bilgiler aktarmazlar; öğrencilerine hayata dair şeyler de öğretirler ve öğretmeliler. Onları anlatan en büyük gerçek, yazdıkları ve yetiştirdikleridir. K. Öztopçu, hocası Prof. Bodrogligeti için hazırlanan Armağan kitabına editör olarak yazdığı girişte, bu görevin kendisine verilmesinden gurur duyduğunu; ancak hocasının böyle bir yazıya asla ihtiyacının olmadığını söylüyor. Çünkü hocasını anlatan en önemli özelliğin, Orta Türkçe alanındaki çalışmaları ve Türk kültür tarihine verdiği hizmet olduğunu söyler. Türk dilinin her alanında engin bilgiye sahip bir bilim adamı ve ileri görüşlü, ilham veren bir hoca olarak bütün öğrencilerini derinden etkilemiştir. Macar öğrencileri, István Vásáry, 1992’de hayata veda eden István Mándoky Kongur, Özbek öğrencisi Ergaş Fazılov ve Kaliforniya Üniversitesinden öğrencisi Kurtuluş Öztopçu, hocalarının izinden giderek Harezm ve eski Kıpçak alanına yöneldiler. 

Bodrogligeti, Kaliforniya Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra Türkoloji alanındaki çalışmalarını sürdürmüş ve 2019’da Los Angeles’te hayata veda etmiştir. 1988 Türk Dili Kurultayı’nda genç bir asistan iken András Bodrogligeti Beyefendi’yi tanıma şerefine erişmiştim. Türkçeye ve ata yurdu Kıpçak bozkırına duyduğu sevgi ve özlemi, yüreğinin derinliklerinde taşıyan ve bunu araştırmalarında da hissettiren Bodrogligeti’yi Türk Dünyası asla unutmayacak, saygı ve minnetle hatırlayacaktır. 

Kaynaklar

Bodrogligeti, A. (1992). “Eski Kıpçakça Sahasındaki Araştırmalar”. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1994. 175-192.  

Kasapoğlu Çengel, H. (2018). “András J. E. Bodrogligeti”. Türk Diline Gönül Verenler-Yabancı Türkologlar- (Ed.: Ahmet Buran). Ankara: AKÇAĞ.

Kurat, A. N. (1992). IV-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz’in Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri. Ankara: Murat Kitabevi.  

Öztopçu, K. (Ed.) (2007). Festschrift in Honor of András Bodrogligeti. Türk Dilleri Araştırmaları 17: 5-11. 

Rásonyi, L. (1971). Tarihte Türklük. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.  


https://qha.com.tr/haberler/1944-kirim-surgunu-ayni-zamanda-dilin-surgunudur/186002/

Hülya Kasapoğlu Çangel
Türkolog Prof. András Bodrogligeti
Bunlara da bakın: