Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 24 Nisan 1915 mesajı: Biz arşivlerimizi açtık siz de açın!

Güncel
Mehmet Berk Yaltırık
24 Nisan 2019, 16:30
Mehmet Berk Yaltırık
24 Nisan 2019, 16:30

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Arşivlerimizin Gelişimi, Vizyonu ve Tarih Araştırmalarına Katkısı Sempozyumu”nda konuşma yaptı. Erdoğan, Kırım Tatar soykırımını da hatırlattı.

Konuşmasında arşivlerin ve arşivciliğin önemine değinen Erdoğan, 24 Nisan 1915 ve Ermeni iddialarına da değindi. Ermenistan ve batı ülkelerine arşivlerini açma çağrısı yapan Erdoğan, Kırım Tatarlarının Sovyetler döneminde 18 Mayıs 1944’te bir gece Kırım’dan sürülmesini de hatırlatarak, “Soykırımdan söz edenler, daha 80 yıl önce Avrupa’da başlattıkları Yahudi avını, toplama kamplarını herhalde hafızalarından silmiş durumdalar. Milyonlarca Kırım Tatarını ve Ahıska Türkünü bir gecede trenlere doldurup ölüme gönderenleri de unutmadık.” diye kaydetti.

Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları şu şekilde:

“ARŞİV, MİLLETİN VE DEVLETİN HAFIZASIDIR”

“Arşiv, milletin ve devletin hafızasıdır. hafızası olmayan milletler, nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini bilemezler. Güçlü bir arşiv geleneği, aynı zamanda güçlü bir devlet geçmişinin ifadesidir.”

“HEPSİNİN DE KANLI BİR GEÇMİŞE SAHİP OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

“Arşivlerimiz sayesinde, tüm dünyaya göğsümüzü gererek gerçekleri haykırdığımız tartışmalardan biri de, Ermeni meselesidir. Ermeni meselesi ve terörle mücadele üzerinden Türkiye’ye insan hakları ve demokrasi dersi vermeye kalkışanlara baktığımızda, hepsinin de kanlı bir geçmişe sahip olduğunu görüyoruz. Buna karşılık her fırsatta iftira attıkları bizim ecdadımız ise kalpleri, gönülleri fethederek hâkimiyet alanını genişletmiştir.”

“VAHŞETLERİN, KATLİAMLARIN, SOYKIRIMLARIN VE İŞKENCELERİN MAĞDURU OLDUK!”

“Batı dünyasının bugün dünyanın hâkim gücü haline gelmesi, değerlerinin yüceliği yahut fikirlerinin mükemmelliği ile gerçekleşmiş değildir. Bu hâkimiyetin gerisinde, Batı toplumlarının kendi çıkarlarını her türlü değerin üstünde tutarak, insana ve tabiata karşı yürüttüğü acımasız savaş vardır. Son asırlarda insanlığın yaşadığı büyük kıyımların ve acıların, sorumlusu veya kışkırtıcısı, bugün insan hakları ve özgürlükler havarisi maskesi takanlardır. Bu vahşetlerin, katliamların, soykırımların ve işkencelerin hiçbirisinde bizim dahlimiz bulunmadığı gibi çoğu defa mağduru olduk.”

“4 MİLYON İNSANIN ÖLÜMÜNÜN SORUMLUSU NE TÜRKLER NE DE MÜSLÜMANLARDIR”

“Son asırlarda insanlığın yaşadığı büyük kıyımların ve acıların, sorumlusu veya kışkırtıcısı, bugün insan hakları ve özgürlükler havarisi maskesi takanlardır. Bu vahşetlerin, katliamların, soykırımların ve işkencelerin hiçbirisinde bizim dahlimiz bulunmadığı gibi çoğu defa mağduru olduk. Haçlı Seferlerinde, o dönemin dünyasında çok büyük bir rakamı ifade eden 4 milyon insanın ölümünün sorumlusu ne Türkler, ne de Müslümanlardır. Sömürgecilik yoluyla ekonomik refah tesis etmek için dünyanın dört bir yanında 50 milyon insanın vahşice katledilmesinin sorumlusu da Türkler veya Müslümanlar değildir.

Amerika kıtasındaki kadim medeniyetlerin ve halkların yok edilmesinin altında bizim ecdadımızın imzası yoktur. Yaklaşık 70 milyon insanın ölümüyle, tarihin en büyük kıyımlarının yaşandığı Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını kimlerin çıkarttığı da bellidir.

Soykırımdan söz edenler, daha 80 yıl önce Avrupa’da başlattıkları Yahudi avını, toplama kamplarını herhalde hafızalarından silmiş durumdalar. Milyonlarca Kırım Tatarını ve Ahıska Türkünü bir gecede trenlere doldurup ölüme gönderenleri de unutmadık. Masumların Libya ve Cezayir çöllerinde yankılanan feryatlarını bugün bile duyuyor, yüreğimizde hissediyoruz. Oralardaki zulüm ve katliamların sorumlusu da Müslümanlar değillerdi.”

“MİLYONLARCA SİVİLİN KATİLİNİN KİM OLDUĞUNU SÖYLEMEYE GEREK YOK”

“25 sene önce Ruanda’da 800 bin insanı soykırımda kimlerin öldürdüğü aşikardır ve failleri Fransızlardır. Kalkıp bize ders veriyor Fransızlar. Geçtiğimiz yıllarda, Bosna’da, Karabağ’da, Arakan’da toplamda milyonlarca masum insanı vahşice katledenlere kimlerin seyirci kaldığını, kimlerin örtülü destek verdiğini de gayet iyi biliyoruz.

Millet olarak bizim yaşadığımız acıların listesini çıkartmaya kalksak, herhalde kimsenin başını kaldıracak yüzü kalmaz. Sadece 1912 yılından 1919 yılına kadar, Balkanlarda 2 milyon, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da 2 milyona yakın sivil kardeşimiz, sırf Türk ve Müslüman oldukları için katledilmişlerdir.

Bugün de Irak’ta, Suriye’de, Afrika’nın çeşitli yerlerinde ölen milyonlarca sivilin gerçek katilinin kimler olduğunu herhalde söylemeye gerek yoktur. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. Katliamların, soykırımların, işkencelerin ve insanlık dışı muamelelerin tamamının da altını kazıdığınızda karşınıza bugün bizim karşımızda soykırım, demokrasi ve özgürlük diye yaygara koparanları göreceksiniz.”

“HER FIRSATTA YÜZLERİNE KANLI GEÇMİŞLERİNİ ÇARPMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

“Ecdadımız gibi biz de Türkiye olarak bugün dünyada hep mazlumların yanında yer almayı sürdürüyoruz. Nerede bir mazlumun ahı duyulursa, onun yarasını sarmak, akan gözyaşını silmek bizim ahlakımızın gereğidir. Bu tarihi gerçeklere rağmen bizi Ermeni meselesi üzerinden köşeye sıkıştırmak isteyenlerin yüzlerine, her fırsatta kanlı geçmişlerini çarpmak mecburiyetindeyiz.”

“ARŞİVLERİMİZİN KAPILARI SONUNA KADAR AÇIKTIR”

“Doğu Anadolu bölgemizdeki Müslüman ahaliyi kadın, çocuk, ihtiyar demeden katleden Ermeni çetelerini ve onlara destek verenlerin tehciri, böyle bir dönemde yapılabilecek en makul davranıştır. Daha sonraki gelişmeler, tehcirin, daha büyük felaketlerin önüne geçen gerçekten isabetli bir karar olduğunu göstermiştir. Bu gerçeklerin hepsi de arşiv belgeleriyle sabittir.

Amacı hakikati bulmak olan herkese arşivlerimizin kapıları sonuna kadar açıktır. Bugüne kadar Ermeni meselesini kaşıyan hiçbir grup ve devlet, iddialarını arşiv belgeleriyle ispat edememiştir.Fransa başta olmak üzere, sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ortalığı bulandıranların hiçbirinin de hakikat diye bir derdi olmadığını biz zaten biliyoruz, tüm dünyanın da bilmesini istiyoruz.”

“BİZ ARŞİVLERİMİZİ AÇTIK. EY ERMENİSTAN SENİN DE VAR SİZ DE AÇIN!”

“Biz arşivlerimizi açtık. Ey Ermenistan senin de var siz de açın, üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsın. Tarihçiler gelsin çalışsın. Sonra siyasetçiler olarak bizler konuşalım. Gerçeği bulmak isteyen herkese arşivlerimizin kapıları sonuna kadar açıktır. Ermeni meselesini kaşıyan hiçbir grup ve devlet iddialarını arşivleriyle ispat edememişlerdir.”