Çin'in toplama kamplarında Uygur kadınlara tecavüze ediliyor!

Güncel
Ozan Barış Erim
04 Şubat 2021, 20:27
Ozan Barış Erim
04 Şubat 2021, 20:27

Ozan Barış ERİM/ QHA Ankara

Çin’de toplama kampında 9 ay tutulduktan sonra serbest bırakılan ve ardından ABD’ye kaçan Tursunay Ziawudun, kadınların her gece hücrelerden çıkarıldığını, bir veya daha fazla Çinli erkeğin tecavüzüne uğradığını aktardı. Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa ve Ankara Üniversitesi DTCF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin Emet, Tursunay Ziawudun’un açıklamaları ile ilgili Kırım Haber Ajansına değerlendirmede bulundu.

Geçen yıl Kırım Haber Ajansının duyurduğu “kamplarda tecavüz olayları” hakkında daha çarpıcı bulgular ortaya çıkmaya başladı. İngiliz yayın kuruluşu BBC, Çin’in toplama kamplarında, kadınlara sistematik şekilde tecavüz edildiği ile ilgili dün bir haber yayımladı. Haberde açıklamalarına yer verilen mağdurlar, kamplarda sistematik tecavüz, işkence ve kısırlaştırma işlemlerine maruz kaldıklarını anlattı. Uygur Türkü Tursunay Ziawudun da kadınların her gece hücrelerden çıkarıldığını ve bir veya daha fazla Çinli erkeğin tecavüzüne uğradığını söyledi. Ziawudun, kamp görevlilerinin gece yarısından bir süre sonra, istedikleri kadınları seçmek için hücrelere geldiğini ve onları kameraların olmadığı siyah bir odaya götürdüğünü anlattı. Kamplarda kadınların zorla kısırlaştırıldığını da belirten Ziawudun, “İnsanların serbest bırakıldığını söylüyorlar ancak bence kamplardan ayrılan herkesin işi bitmiş oluyor. Amaçları herkesi yok etmek ve bunu herkes biliyor.” dedi.

TURSUNAY ZİAWUDUN

BBC’nin ele aldığı bu haber sonrasında QHA’ya konuşan Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa, “Ne yazık ki bu bir toplama kampı gerçeğidir.” diye konuştu. Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan bir diğer isim Doç. Dr. Erkin Emet ise “Devlet görevlisi olan insanların, sistematik bir şekilde bu vahşeti gerçekleştirmesi gerçekten korkunç.” diye kaydetti.

DÜNYA UYGUR KURULTAYI BAŞKANI DOLKUN İSA

“TECAVÜZE UĞRAYAN KADINLARIMIZ HAKLARINI SAVUNAMIYOR”

Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa, Tursunay Ziawudun’un yaptığı açıklama ile yüzbinlerce Uygur kadının sesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Tursunay Ziawudun’un yaptığı açıklamalar çok cesurca bir adımdır çünkü bizim töremizde bu bir namus meselesi olarak görüldüğü için kolay söylenecek bir durum değildir. Ne yazık ki bu bir toplama kampı gerçeğidir. 2016 yılından bu yana aldığımız bilgilere göre, toplama kamplarında kadınlara tecavüz ediliyor. Öte yandan Çin hükumetinin 2017 yılında, 2 milyondan fazla Çin Komünist Partisi üyesini Uygur ailelerin evlerine gönderdi. Buraya yerleşen ÇKP üyeleri, Uygur Türklerini devamlı olarak gözetim altında tuttu. Erkeklerin çoğu toplama kampında tutuluyor.”

Bizim töremizde erkek olmayan eve erkek alınmaz ama Çin zorunlu olarak ÇKP üyelerini bu evlere yerleştirdi. Bu dönemde de birçok tecavüz vakası yaşandı ancak kadınlarımız kendi haklarını savunamadı. Bu duruma karşı çıkan kadınlar, radikal bölücü terörist olarak adlandırıldığı için susmak zorunda kaldı. Bu nedenle Tursunay hanımın açıklamaları, tecavüze maruz kalmış yüzbinlerce Uygur kadınının sesi oldu. Bu nedenle Tursunay hanımı medeni cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Bu durum konusunda tüm uluslararası toplumu ve özellikle kadın haklarının savunucusu olan feminist organizasyonları göreve çağırıyorum.

DOLKUN İSA

AÜ DTCF ÖĞR. ÜYESİ DOÇ. DR. ERKİN EMET

EMET: BU DURUMA DUR DEMELİYİZ

Doç. Dr. Erkin Emet, tecavüz olaylarının aslında yeni olmadığını daha önce de bu konu ile ilgili bilgi edindiğini belirtti. Çin hükumetinin göz yumduğu bu vahşetin korkunç olduğunu belirten Emet, bunun kabul edilemez bir durum olduğunu kaydetti. Tüm uluslararası topluma bu konu hakkında harekete geçme çağrısında bulunan Emet, şunları söyledi:

“Yaşananlar aslında yeni değil. Kazakistan vatandaşı Uygur Türkü Gülbahar Celilova’ya birkaç konferansta tercümanlık yaptım. Celilova da bu konudan bahsetmişti. Kendisi Kazakistan vatandaşı olmasına rağmen toplama kampında tecavüze uğradığını söylemişti. Bu nedenle bizim edindiğimiz bilgiler, Tursunay Ziawudun’un söylediklerini doğruluyor. Çin’de yaşanan bu vahşet korkunç bir olay. Devlet görevlisi olan insanların, sistematik bir şekilde bu vahşeti gerçekleştirmesi gerçekten korkunç. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Çin için yükselen güç deniyor ve dünyada Çin hegemonyası kurulmaya çalışılıyor, bunları yapmak isteyen bir devlette, böyle bir tecavüz olayının ortaya çıkmış olması gerçekten utanç verici ve insanlığa yakışmayan bir olay. Tabi Çin’de sadece bu olaylar yaşanmıyor. Uygurların köleleştirildiği haberleri de art arda gelmeye başladı ve uluslararası sivil toplum kuruluşları bunu da tespit etti. Tüm dünya ülkelerinin Çin’de yaşanan olaylar karşısında ciddi bir tepki göstermesi gerekiyor. Bölgede büyük bir insanlık suçu işleniyor. Buradan tüm dünya ülkelerine ve özellikle Türkiye hükumetine seslenmek istiyorum. Bu yaşanan duruma hep birlikte dur demek lazım.”