Çin'in Doğu Türkistan'da işlediği insanlık suçlarının kanıtı: Her 25 kişiden biri hapse atıldı!

Güncel
qha muhabir
17 Mayıs 2022, 12:04
qha muhabir
17 Mayıs 2022, 12:04

Doğu Türkistan’da Kaşgar’ın Konaşehir (Köhneşehir) nahiyesinde 10 binden fazla kişinin güya terörle ilişkisi olduğu ileri sürülerek hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı. Bu sayı nahiyedeki her 25 kişiden birinin bu kapsamda hapse atıldığı anlamına geliyor. Diğer suçlar ve toplama kamplarındakiler dahil edildiğinde oran çok daha yükseğe çıkıyor.

Associated Press’in (AP) ulaştığı belgeler, Doğu Türkistan’daki Çin yönetiminin işlediği insanlık suçlarını gün yüzüne çıkardı. Konaşehir adlı nahiyede neredeyse her 25 kişiden birinin terörle yaftalanarak; hapis cezasına çarptırıldığını gösteriyor. Doğu Türkistan’da Kaşgar’ın bir nahiyesi olan Konaşehir 267 bin nüfusa sahip. Ulaşılan liste, Konaşehir’de hapishaneye gönderilen 10 binden fazla Uygurun isimlerini içeriyor.

LİSTENİN TAMAMI UYGUR TÜRKÜ!

Hapis sürelerinin 2 ila 25 yıl arasında değiştiği listede ortalama hapis süresi 9 yıl civarında. Kadın, erkek, genç ve yaşlılardan oluşan listedeki kişilerin tamamı Uygur Türkü.

Bugüne kadarki en büyük liste olma özelliğine sahip belge, Çin’in milyonlarca Doğu Türkistanlıyı toplama kampları ve hapishanelere gönderme politikasının büyüklüğünü yansıtıyor. 

AP, listedeki 194 kişiyi tanıyan birçok Uygurlarla yapılan görüşmelerin yanı sıra resmi bildirimler, Çinli yetkililerle yapılan telefon görüşme kayıtları, adres, doğum günleri ve kimlik numaralarının kontrolleri yoluyla belgeyi doğruladı.

GERÇEK SAYI BUNDAN ÇOK DAHA YÜKSEK!

Cinayet veya hırsızlık gibi tipik suçluları içermeyen listede sadece terörizm, dini aşırılık veya “kavga çıkarmak ve sorun çıkarmak” gibi belirsiz suçlamalarla ilgili kişiler bulunuyor. Bu da gerçekte hapsedilen kişi sayısının daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Ayrıca toplama ve çalışma kamplarında tutulanların sayılarının bu rakamlardan daha çok olduğu tahmin ediliyor.

ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN’DA İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR!


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.