Çin, BM'nin Uygur raporunun yayımlamasını engellemeye çalışıyor

Güncel
qha muhabir
20 Temmuz 2022, 11:49
qha muhabir
20 Temmuz 2022, 11:49

Çin yönetimi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’e mektup yazarak, Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği soykırımla ilgili merakla beklenen raporun yayımlanmasının durdurulmasını istedi.

Çin, BM İnsan Hakları Komiserliğinin Uygur raporunu yayımlamasını durdurmaya çalışıyor. Reuters’in 19 Temmuz 2022 tarihli haberine göre, Çin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK) Komiseri Michelle Bachelet’e bir mektup yazarak, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri hakkında merakla beklenen bir raporun yayımlanmasını durdurmak istedi. Michelle Bachelet, Mayıs ayında Çin ve Doğu Türkistan’a yaptığı ziyarette Çin’e karşı çok yumuşak davrandığı için sivil toplum tarafından ciddi eleştirilere maruz kalmış ve ardından ikinci bir dönem görev almayacağını söylemişti.

GEÇEN YIL TAMAMLANAN RAPORUN YAYIMLANMASI SÜREKLİ ERTELENİYOR

Ancak Michelle Bachelet, Ağustos ayının sonunda görevinden ayrılmadan önce, Doğu Türkistan hakkındaki insan hakları ihlallerine ilgili raporu yayımlama sözü verdi. Söz konusu raporla ilgili geçen yıl Aralık ayında, komiserlik tarafından neredeyse tamamlanmış olduğu ve ilerleyen haftalarda yayımlanacağı bilgisi paylaşılmıştı. Daha sonra Çin’de düzenlenen Kış Olimpiyatları nedeniyle Çin’in talebi üzerine yayımlanmasının ertelendiği iddia edilmiş ve komiserlik Çin’le işbirliği yapmakla suçlanmıştı.

ÇİN: DİPLOMATİK MİSYONLAR ARASINDA DESTEK ARAMAYA BAŞLADIK

Çin tarafından yazılan mektupta, Doğu Türkistan raporuyla ilgili Çin yetkililerinin ve adının açıklanmaması koşuluyla konuşan üç yabancı diplomat ile bir insan hakları uzmanının “ciddi endişesi” dile getirildi. Mektupta, Çin’in Haziran sonundan itibaren konuyla ilgili Cenevre’deki diplomatik misyonlar arasında destek bulmaya ve ülkelerden imzalamalarını istemeye başladıkları belirtildi.

ÇİN: RAPOR, BLOK ÇATIŞMASINI YOĞUNLAŞTIRACAK, YAYIMLANMASIN

Mektupta ayrıca “(Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili) değerlendirme yayımlanırsa, insan hakları alanında siyasileşmeyi ve blok çatışmasını yoğunlaştıracak, BMİHYK’nin güvenilirliğini baltalayacak ve komiserlik ile üye ülkeler arasındaki işbirliğine zarar verecek” denilen mektupta “Yüksek Komiseri böyle bir değerlendirmeyi yayımlamayı durdurmaya şiddetle çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.