Cevlan Şirmehmet: Çin insanlık suçu işliyor artık bu zulmü durdurun!

27 Haziran 2020, 01:19

Ayyıldız Huri KAPTAN / QHA Ankara

Çin’in sistematik şekilde sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarının bir parçası olan toplama kamplarındaki Uygur Türklerinin aileleri, Doğu Türkistan’dan haber alma arayışına devam ediyor.

Türkiye’ye 2012 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okumak için gelen ve 2018 yılında da mezun olan Uygur Türkü Cevlan Şirmehmet (Jevlan Shirmehmet), Türkiye’de okuduğu için ailesinden 2 yılı aşkın bir süredir haber alamıyor. Çin’in yetkili makamlarına müracaatlarını sürdüren Şirmehmet, sesini dünyaya sosyal medya aracılığıyla duyurmaya çalışıyor.

Şirmehmet, bugüne kadar ailesi ile iletişime geçme mücadelesinde Çinli yetkililerle yaşananların detaylarını Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.

Annem Sureye Tursun (Suliye Tuerxun), 23 Mart 1964 doğumlu, Uygur Özerk Bölgesi Korgas Sanayi ve Ticaret departmanında memur. 2013 yılı Mart ayında çalıştığı kurumdan yasal olan senelik iznini alarak Türkiye’ye turizm grubu ile birlikte beni ve okuduğum üniversiteyi ziyaret etme amacıyla geldi. Bu nedenle 2018 yılının başında Çin rejimi tarafından toplama kampına alındı ve daha sonra hapse atıldı.

Benim Türkiye’de okumamdan dolayı, 2018 Ocak ayından beri ailemle olan iletişimim kesildi. 2019 yılının Aralık ayında ailemle ilgili ancak haber alabildim. Habere göre 2018’in başında annem, babam ve kardeşimi benim Türkiye’de okumamdan ötürü ‘teknik eğitim’ adı altındaki toplama kampına almışlar. (Babam ve annem üniversite mezunu, emekli olmak üzere olan 30 yıllık devlet memuru idi. Kardeşim de 2015’te üniversiteyi bitiren bir üniversite mezunu. Her üçünün de teknik eğitime ihtiyacı yok.) 2019’un sonunda kardeşim ve babamı bırakmışlar. (Babam ağır hastaymış, sağlık durumu yerinde değilmiş, kardeşim gözetim altındaymış, durumu belli değil.) Annem ise 2013’te Türkiye’ye beni ziyaret etme amacıyla geldiğinden dolayı 5 senelik hapis cezasına mahkum edildi.

ÇİN, ANNESİ İÇİN BAŞLATTIĞI KAMPANYAYI SONLANDIRMASINI SÖYLEDİ

1 Haziran’da Çin rejimi iki buçuk senedir sesini bile duyamadığım babam, kardeşim ve amcama beni aratarak benim annem için başlattığım kampanyayı durdurmam için ikna etmeye çalıştı. Annemin tutuklanmasının sebebinin benim Çin’e karşı örgütlerle temasa geçmiş olmamdan kaynaklandığını söyledi. Ancak belirttiğim gibi ben Türkiye’de sadece okulum ve işimle ilgilenen bir Uygur Türkü genciyim. Çin rejimi bana ve aileme bunları yaparak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Çin Devleti Anayasasında güvence altına alınan yaşam özgürlüğümüz, insan haklarımız ve mülkiyet hakkımız gibi tüm haklarımızı ihlal etmiştir.

“ÇİN’İN BU YAPTIĞI TÜRKİYE’YE HAKARETTİR”

Çin, Türkiye’ye seyahat, yatırım, ticaret, eğitim amacıyla gelen Uygur Türklerini ‘teröre destek, teröre yardım, bölücülük’ gibi suçlamalarla hapse atıyor. Annem ben Türkiye’de okuduğum ve beni Türkiye’de ziyaret ettiği için hapiste. Bir arkadaşım Türkiye’de okuduğu için hapse mahkum edildi. Bu aslında Türk devletine ve Türk Yüksek Öğretim Kurumuna yapılan açıkça bir hakarettir.

TÜRKİYE CUMHURBAŞKANINA ÇAĞRI

Ben Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan başta olmak üzere tüm devlet yetkililerinden anneme yardım etmesini, masum annemi Çin’in karanlık zindanlarından kurtarmasını, ailemle normal iletişim kurmama yardımcı olmasını rica ediyorum.

Adım: Cevlan SHİRMEHMET (XIERMAIMAITI JIAWULAN).
Çin kimlik numaram : 654123199105060014 Passport No: G57397606
Çin’deki İkamet Adresim: Xinjiang Uygur özrek bölgesi Gulca İli, Korgas İlçesi Suydun Kasabası, Langan Merkezi Batı Mahallesi, Güney 3. Sok No:11. TEL:00905312628303 E-MAİL:jevlan1991@outlook.com


Çin’in haksız ve temelsiz gerekçeleriyle ailesinden haber alamayan Şirmehmet, yaşadığı zorlu süreçteki gelişmelere dair Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı.

QHA: Çin’in en yaygın alıkoyma bahanelerinden biri Türkiye’de eğitim görmek. Çin öğrenim görmek üzere Türkiye’ye gelecek olanlara önceden herhangi bir müdahalede bulunuyor mu? Çin’in bundan haberi olarak ayrılıyorsunuz değil mi?

Aslında Uygur Türklerinin yurt dışında bulunması, yurt dışına tura gitmesi, yurt dışında okuması veya yurt dışıyla ticaret yapması 2016’dan itibaren suç niteliğinde. Tabii, Çin bunu direkt yasa olarak söylemiyor, yazmıyor. Ancak ‘bölücü zihniyetle zehirlenmiş’ olarak nitelendiriyor. Çin’e göre Türkiye gibi Türk devletlerinde veya Arap ülkelerinde bulunmak ise daha da ağır bir suç, direkt bölücü, teröre teşebbüs veya teröre destek kısaca terör gibi suçlamalar olarak nitelendiriliyor.

Siz mesela Türkiye’ye geliyorsanız 2017’den önce kişiye göre müdahale ediyordu, kimilerini (kimliğine herhangi bir not düşerek) hava limanlarda engeller, kimseye bir şey demez, öğrencilere de bir şey demez. Örneğin ben en son 14 Ekim 2016’da ayrıldım, bana hiçbir şey denmedi. Zaten 2017’den sonra istihbarat haricinde yurt dışına çıkan Uygur Türkleri yoktur.


QHA: Ailenizle iletişiminizin kesilme süreci nasıl yaşandı? Bu durum size nasıl bildirildi? Ailesine ulaşamayan bireylere bu durum genelde nasıl aktarılıyor?

Zaten 2016’nın sonlarından itibaren, yavaş yavaş memleketteki arkadaşlar beni WeChat (Çin’de WhatsApp yerine kullanılan yazılım) uygulamasından silmeye başladı. OHAL’in olduğunu hissetmeye başladık. 11 Ocak 2018’de annemle gayet normal konuşuyordum ancak iki gün sonra yani 13 Ocak’ta annemin beni WeChat’tan sildiğini, başka akrabaların da aynı şekilde sildiğini farkettim. Çevremdeki arkadaşlara bu durumu söyleyince, onların da ailesi tarafından aynı şekilde silindiğini öğrendim.

Ulaşamayınca hakikatan haber almamız çok zor oluyor, ben 2 seneden fazladır haber alamadım, ama bir şekilde bir yerlerden haberler geliyor. Haber verenlerin güvenliğini korumak amacıyla bunu genelde belirtmeyiz. Tabi herkesin iletişimi tamamen kesilmiyor, Türkiye dışındaki bazı mağdurlar yine iletişim kurabiliyor.

QHA: Anneniz 2013’te ziyaret gerçekleştiriyor, 2018’de hapse atılıyor. Çin 5 sene sonunda vardığı bu kararı nasıl açıklıyor?

Çin’in farklı hukuk alanlarda ceza ve yasaları elbette var ama bu yasalar Doğu Türkistan’da uygulanmıyor. Çin’in siyasi suçlar kapsamında yargılamada ilk aklına gelen Uygurlardır. Çinliler’de de Çin’in içinde de siyasi suçlar var. Han milleti içinde de bölücülük, darbe gibi suçlamalar ile itham edilenler var. Ancak Uygur Türkleri daimi olarak ‘bölücülük’ ve ‘terörizm’ ile suçlanıyor. 2017 yılından itibaren Uygur Türklerinin yurt dışına çıkması tamamıyla yasaklandı. Bu süreçten itibaren kendisinin veya ailesinden birinin pasaportu olanlar veya daha önceden de yurt dışında seyahat için bulunmuş olanlar da dahil toplama kampına alındı. 2018’den sonra toplama kampı olayı ortaya çıkmaya başlayıp uluslararası alanda gündem olmaya başlayınca Çin imajını kurtarmak için bazı insanları serbest bırakmaya başladı. Yaşlı, sağlık durumu kötü olan insanları göstermelik olarak bırakmayı tercih ettiler. Çin’in iç bölgelerindeki fabrikalarda toplama kamplarındaki genç kadın ve erkekler ucuz maliyetle ve köle işçi olarak çalıştırmak amacıyla gönderildi. Bazıları ise doğrudan hapis cezasına çarptırılıyor. Çinli polisler vicdanen olacak ki itiraf ettiler. ‘Bu toplama kamplarında çok sayıda insan var bunları dağıtmak lazım’ diye düşünülüyor. Bu insanları belirlemek için ne yasa, ne mahkeme, ne yargılamaya ihtiyaç duyuluyor. Kura çekerek kimine 5-10 veya farklı farklı yıl aralıklarında kuradan çıkan rakamlarla hapis cezası süresi belirleniyor.

QHA: Ailenizle iletişiminizin kesilmesinden sonra resmi başvurunuz oldu mu? O süreci biraz anlatır mısınız? Neler yaptınız? Neler yaşadınız?

Ailemin başına bu facianın geldiğini öğrendikten sonra ben ilk olarak İstanbul’daki Çin Konsolosluğuna gittim, ailemle iletişime geçmek için dilekçe yazarak başvuruda bulundum. 25 Aralık 2019’dan itibaren defalarca Çin’in İstanbul’daki Başkonsolosluğuna ailem ile ilgili haber vermesi için ve onlarla iletişime geçirmesi için başvuruda bulunsam da sonuçsuz kaldı. İki buçuk ay geçince, yani 12 Şubat’ta Çin’in İstanbul’daki konsolosluğundan arandım. Beni arayan Çinli diplomat babamın ve kardeşimin benimle iletişime geçmeyi reddettiğini söyledi. Beni arayarak bunun nedenine ilişkin verilen cevapta ise ‘Sen Mısırda iken ve Türkiye’de Çin’e karşı bölücü teşkilat üyeleriyle iletişime geçtiğinden, onlarla ilişki içinde olduğun için reddetti’ dedi. Ancak ben hiç Mısır’a gitmedim, Türkiye’de de sadece okulumla ilgilendim. Herhangi bir teşkilatın üyelerini de tanımıyorum. Ancak Çinli diplomat ısrarla bana; ‘yapmadığım işi yaptım, görmediğim insanları gördüm’ dediğim zaman babam ve kardeşimle iletişim kurabileceğimi söyledi. Annemin durumunu sorduğumda, ‘Annen galiba ‘teröre yardımdan cezalandırıldı’ diye düşünüyorum şeklinde cevap verdi. Annem 30 senelik devlet memuru, hayatı buyunca sadece işi ve ailesiyle ilgilenen fedakar, güzel iyi bir anne, babama iyi bir eş, çalıştığı kurumda ise iyi bir memur olarak hayatını sürdürdü. Eğer bir suçu varsa, o da beni Türkiye’de okutmak ve beni ziyaret etmek için 2013’te Türkiye’ye gelmesidir.

Çinli diplomattan mahkeme kararını ve savcılık kararını vermesini, avukat tutup temyize götüreceğimi söylediğimde, kendilerinin bana bunları veremeyeceğini ve bu şekilde de anneme yardımcı olamayacağını, ancak kendimi Türkiye’de neler yaptığımı açıklayarak, yapmadığım suçu kabul ettiğimde anneme bir faydası olacağını söyledi. Bir insan işlemediği suçu, yapmadığı işi, tanımadığı insanları nasıl söyleyebilsin ki… Çin burada bana örtülü olarak tehdidini sürdürmeye devam ediyor. Böyle bir zulüm, böyle bir hukuksuzluk dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir.

Ben sonuç alamadıkça çareler aramaya başladım. Çin’in Dışişleri de aynı cevaplarını yineleyince ben de sosyal medyadan sesimi duyurmaya çalıştım. Hatta ilk olarak Kırım Haber Ajansı ile bir video paylaşarak başladım. Uluslararası kuruluşlara yazı yazdım sonuç almaya çalıştım. Bu mücadele sürecim hala devam ediyor. Çünkü Çin bir hukuk devleti değil, hukuk devleti olsa böyle insanlık suçları işleyemez.

İlgili haber:
Çin Konsolosluğunun iletişime geçtiği Doğu Türkistanlı konuştu: İşlemediğim suçları kabul etmemi istediler!

QHA: Çin’in “Mısır’da bulunma” iddiasındaki ısrarı sizce neyden kaynaklanıyor?

Çin bu temelsiz iddialarını neden sürdürdüğünü kendisi bile bilmiyor. Çin’e göre bizim temeldeki en önemli suçumuz Uygur Türkü olmamız. Böyle iftiraları kendisine yöntem olarak belirlemeye çalışıyor. Çin Uygurları siyasi suçlu olarak kanıksatmaya çalışıyor. Bu itham ve iddiaların hiçbir kaynağı yok. Çin kendince uyduruyor da olabilir, Mısır’a giden biriyle karıştırıyor da olabilir. Buna bir temel bulmak imkansız. Ben hayatımda ne Mısır’a gittim ne de Arapça dahi bilmiyorum. Hiçbir Arap ülkesine dahi gitmişliğim yok. Benim uluslararası seyahatim Çin ve Türkiye’den ibaret. Çin’in bu iftiraları atması için Uygur Türkü olmak ve Türkiye’ye gelmiş olmak yeterli.

QHA: Kardeşiniz var mı? Sizin durumunuza benzer bahanelerle alınan anne babaların diğer çocukları veya diğer aile üyelerine ne oluyor?
Benim durumumda olan çok sayıda arkadaşım var. Biz tüm makamlara dilekçe ile başvurularımızı yenilemek için İstanbul’dan Ankara’ya geldik. Tüm gayretimizle elimizden geleni el birliğiyle yapmaya çalışıyoruz. Diğer arkadaşlarımın aileleri Türkiye’ye bile gelmemiş. Arkadaşlarımın Türkiye’de okuması ve iş yapıyor olması ailelerinin zulüm altında olmasının nedeni sayılıyor. Benim de bir kardeşim var. Üniversite mezunu. Bir Çinli kadar iyi derecede Çince konuşabilen kardeşimi Çin, sözde eğitim gerekçesiyle cezaevinden farksız ve belki daha kötü bir şekilde mahkum etti. Kardeşim bırakılmış ama tekrar alınmayacağının hiçbir garantisi yok.

İnsanlar cezaevinde olsa mahkumiyet süresi suçuna göre belli olur. Çin’in bu (keyfi) gerekçelerle insanları hapsetmesi için ortada ne belli bir suç var ne de özgürlüğe kavuşulacak belli bir süre…

QHA: Toplama kampları hakkında neler biliyorsunuz? Çin göstermelik davetlilerle ceza kamplarını sözde gayet sorunsuz gösteriyor, dünyanın görmediği toplama kampının bilinmeyenleri nelerdir?

Basın ve gazeteciler Çin’in çizdiği harita sınırlarında gösterilen ve belirlenen bir alanı aktarabiliyor. O kamplardan çıkan ve canlı şahitlerin verdikleri öyle tanıklıklar var ki… Orada neler olduğu, bir bardak su, bir lokma ekmek için Şi Cinping’e şükran sunma zorunluluğu, kadınlara ayrı erkeklere ayrı yapılan işkence ve tecavüzler, insanlık dışı yapılanlar anlatılınca izleyemiyorum, dinleyemiyorum, dayanamıyorum. Çünkü orada benim ailem de vardı, annem ise hala orada… Ailelerinden koparılmış geriye kalan çocuklar…

“ÇİN İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR ARTIK BU ZULMÜ DURDURUN!”

QHA: Çin’e ve dünyaya mesajınız nedir?

Benim tüm dünyaya çağrım şudur: Artık dünyanın uyanmasını bu ve zulme dur demesini istiyorum. Bu artık dini ve milli bir mesele olmaktan çıkmış durumdadır. Bu artık bir insanlık meselesidir. Şu an tüm insanlığa karşı feci bir suç işleniyor ve buna tüm insanlık dur demeli. Çünkü bugün buna dur denilmezse başka bir diktatör, başka bir ülkede kendi halkına bunu yapar. Çin insanlık suçu işliyor şu anda. Dünyadaki insanlık onuru, temel değerler ayaklar altında eziliyor. İnsanlık tarihinde görülmemiş şeyler yaşanıyor şu anda. Orada Türk değerleri, kültürü, eserleri ve başlı başına bir Türk tarihi var. Bunlar yavaş yavaş yok ediliyor. Bununla mücadele etmek artık insanlığın işidir. Çin’in insanlık medeniyeti seviyesine gelmesinin sağlanması gerekiyor. Son teknolojinin merkezi bir ülkede olan ailemle neden görüşemiyorum? Herkesin özgürce ailesine kavuşmasını, benim de ailemle iletişime geçebilmemi Çin’den, Türkiye’den ve tüm herkesten talep ediyorum. 

Çin
Doğu Türkistan
Uygur Türkleri
Bunlara da bakın: