BM İnsan Hakları Yüksek Komiserinin Doğu Türkistan ziyareti hayal kırıklığı ile sonuçlandı

Güncel
qha muhabir
30 Mayıs 2022, 13:31
qha muhabir
30 Mayıs 2022, 13:31

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, uzun zamandır beklenen Çin’in soykırıma imza attığı Doğu Türkistan gezisini, ülkenin Doğu Türkistan’daki baskılarına karşı temkinli bir eleştiriyle sonlandırdı ve Çin yetkilileri hakkında neredeyse övgüler dizdi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, 28 Mayıs 2022 tarihinde Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, Çin’in talebi üzerinde basına kapalı bir şekilde gerçekleştirdiği Çin ve Doğu Türkistan gezisinin soruşturma amaçlı olmadığını yineledi.

Yüksek profilli resmi ziyaretlerin “araştırma niteliğindeki sağduyulu bir çalışmaya” elverişli olmadığını söyleyen Komiser Bachelet, Uygurlara yönelik bir “yeniden eğitim” ve hapsetme programının ölçeğini belirleyemediğini söyledi.

BACHELET: ÇİN, TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARINI GÖZDEN GEÇİRMELİ

Bachelet, Pekin’i uluslararası insan hakları standartlarına uyduklarından, keyfi ve ayrımcı bir şekilde uygulanmadıklarından emin olmak için “terörle mücadele” politikalarını gözden geçirmeye teşvik ettiğini söyledi. Aynı zamanda hak savunucularının Pekin için bir propaganda olarak nitelendirdikleri bu konuşmasında Çinli yetkililerini övdü. Bachelet ayrıca, kimi insan hakları olayları hakkında kendisine başvuruda bulunanlarla ilgili olarak “Sizleri duyuyorum” dedi.

Aktivistler, Bachelet’in Doğu Türkistan’daki Çin’İn insan hakları ihlallerini daha güçlü bir şekilde eleştirmemesi veya sahadaki durumla ilgili yeni ayrıntıları ortaya çıkarmaması nedeniyle büyük ölçüde hayal kırıklığına uğradı.

“BACHELET, BM’NİN KURULUŞ İLKELERİNİ İHMAL EDİYOR”

Merakla beklenen ziyaret hakkında, “Yüksek Komiser’in sözleri, durumun ciddiyetine kıyasen fazla spesifik ve zayıftı” diyen Çin İnsan Hakları Savunucuları koordinatörü William Nee, “Büyük ölçüde, bu, insan hakları camiasının, ziyaretinin haberi duyurulduğundan bu yana endişe etmeye başladığı türden bir temize çıkarma çabası oldu” ifadelerini kullandı.

Uygur Hareketi’nin kurucusu ve direktörü Ruşen Abbas da Twitter üzerinden “Sabırla adalet bekledik. Şimdi Bachelet’i istifaya çağırma zamanı geldi! İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in derhal istifasını talep ediyoruz! O, görevini ve BM’nin kuruluş ilkelerini ihmal ediyor” ifadelerini kullandı.

“BM’NİN ÇİN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ SINIRLI”

New York’taki Hofstra Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Julian Ku ise, Bachelet’in temkinli açıklamalarının Birleşmiş Milletler’in Çin üzerindeki etkisinin sınırlılığını yansıttığını ve Bachelet’in Çin’i değişikliklere teşvik etmek için pekin yönetimini övme zorunluluğu hissettiğini söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği daha öncede de Doğu Türkistan konusunda Çin ile iş birliği yapmakla suçlanmıştı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.