BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Doğu Türkistan ziyaretinde gözaltındaki Uygurlarla veya aileleriyle konuşamadım sınırlamalar vardı

Güncel
qha muhabir
17 Haziran 2022, 11:07
qha muhabir
17 Haziran 2022, 11:07


Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komiseri Michelle Bachelet, Çin propagandasına alet olmakla eleştirilen altı günlük ziyaretinde sınırlamalar olduğunu, baştan sonuna kadar her yere Çinli yetkililerin eşlik ettiğini ve gözaltına alınan Uygurlarla veya aileleriyle konuşamadığını söyledi.

Th Guardian gazetesinin 16 Haziran 2022 tarihli haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Cenevre’deki 50. İnsan Hakları Konseyi toplantısında, Doğu Türkistan’a gerçekleştirdiği ziyaret boyunca kendisine sınırlamalar olduğunu söyledi. Bachelet ve İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisinden (OHCHR) bir ekip, ziyaret için Çin’in Guangdong eyaletinde ve Doğu Türkistan’da altı gün geçirdi.

İnsan hakları aktivistleri ve bazı Batılı hükumetler bu ziyareti, Çin hükumetinin propagandaları için alet olmakla suçladılar.

BACHELET: ZİYARET BOYUNCA HÜKUMET YETKİLİLERİ HER YERDE BENİMLE BERABERDİ

Çarşamba günü yaptığı açıklamada Bachelet, Guangdong’da hükumet denetimi olmaksızın sivil toplum kuruluşlarının üyeleriyle görüşebildiğini, ancak Doğu Türkistan’daki temaslarında “ziyaret boyunca hükumet yetkililerinin kendisine eşlik ettiğini” söyledi. Ziyaretler sırasında sınırlamalar olduğunu itiraf eden Bachelet, “Soruşturma amacı gütmeyen bir üst düzey ziyaret için, özellikle de çok yaygın Covid kısıtlamaları göz önüne alındığında sınırlamalar vardı” ifadelerini kullandı.

MİCHELLE BACHELET: HİÇBİR TUTUKLU UYGUR İLE VEYA AİLELERİYLE GÖRÜŞEMEDİM

İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine tekrar aday olmayacağını açıklayan Bachelet, Uygur Türkleri ve diğer Müslümanlara yönelik insanlığa karşı suç ve soykırım politikalarının uygulandığı Doğu Türkistan’a yönelik ziyareti sırasında gözaltına alınan Uygurlarla veya aileleriyle konuşamadığını söyledi.

Bachelet, “Kaşgar hapishanesini ve yetkililerle konuştuğum eski bir sözde mesleki eğitim ve öğretim merkezini ziyaret ettim. Fakat ziyaret sırasında şu anda tutuklu bulunan hiçbir Uygurla veya aileleriyle görüşemedim. Ancak ziyaret öncesinde, ülke dışında olan bazı eski tutuklularla ve sevdikleriyle temaslarını kaybetmiş ailelerle görüştüm” ifadelerini kullandı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.