BM Genel Sekreteri Guterres, Çin devlet başkanına, Doğu Türkistan’a bağımsız gözlemcilerin ziyaret etmesi için çağrı yaptı

Güncel
qha muhabir
07 Şubat 2022, 17:10
qha muhabir
07 Şubat 2022, 17:10

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 6 Şubat 2022’de Çin devlet başkanı Xi Jinping ile 2022 Pekin Kış Olimpiyatları kapsamında toplantı gerçekleştirdi. Guterres, toplantıda Çin lideri Jinping’e Doğu Türkistan’a bağımsız gözlemcilerin erişimi ve gerçekçi bir ziyarete izin verilmesini istediği kaydedildi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 6 Şubat 2022 tarihinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Kış Olimpiyatları’nın oturum aralarında bir araya geldi. Görüşme sırasında Pekin’deki liderlerden, BM insan hakları şefi Michelle Bachelet’in Doğu Türkistan bölgesi de dahil olmak üzere Çin’e “gerçekçi” bir ziyaret yapmasına izin vermelerini istediği bildirildi.

Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur ve başka Türk halklarına uyguladığı soykırım ve insan hakları ihlalleri yıllardır devam ediyor. İnsan hakları kuruluşları Çin’i soykırımı durdurmaya çağırıyor. Fakat Pekin yönetimi, bu iddialarını reddediyor. İnsan hakları kuruluşlarının araştırma amaçlı bölgeye girişine de izin vermiyor. Çin, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve başka birkaç kuruluşu dostça ve yönlendirmeli bir ziyaret için davet etmiş olsa da onların “bağımsız ve sınırsız” bir biçimde ziyaret talepleri reddedildiği için şimdiye kadar ziyaret gerçekleşemedi. 2022 Pekin Kış Olimpiyat Oyunları için Çin’de bulunan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres konuyu bir kez daha gündeme getirdi.

ÇİN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ KONUSUNU GÜNDEME GETİRMEK İSTEMİYOR

Guterres, 6 Şubat, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Kış Olimpiyatları’nın oturum aralarında bir araya geldi. Görüşmelerinde “İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ofisi ile Çinli yetkililer arasındaki temasların Yüksek Komiser’in Doğu Türkistan da dahil olmak üzere Çin’e “inandırıcı bir ziyaretine olanak sağlayacağına dair beklentisini” dile getirdi. Bu toplantıyla ilgili Çin devlet haber ajansı Xinhua’da yayımlanan bir yazıda, insan hakları konusundan hiç bahsedilmedi.

ZİYARET, MUHTEMELEN 2022’NİN İLK YARISINDA GERÇEKLEŞECEK

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Throssell, geçen haftalardaki açıklamasında komiserliğin Doğu Türkistan’a ziyaretinin “muhtemelen 2022’nin ilk yarısında” gerçekleştirilmesi için “devam eden görüşmeler var” demişti. Açıklamada ayrıca “Böyle bir ziyaretin, yönlendirme olmaksızın çeşitli sivil toplum bireylerine ve konumlarına erişimin sağlanmasının yanı sıra hükümet yetkilileriyle üst düzey görüşmeler yapılması yoluyla anlam kazanması çok önemlidir”, “Yüksek komiserin de dediği gibi, bölgeye anlamlı ve sınırsız erişim çok önemlidir” ifadesi yer alıyordu.

资料照:联合国人权事务高级专员巴切莱特

ZİYARET İÇİN GÖRÜŞMELER 3 YILDIR DEVAM EDİYOR

BM’nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet, Eylül 2018’den bu yana Doğu Türkistan’a bir ziyaret için Pekin ile müzakere ediyor. Çin’in Cenevre’deki BM ofisinin daimî temsilcisi Chen Xu, 31 Mayıs 2019 tarihli bir mektuba göre, Bayan Bachelet’i “Pekin ve Uygur özerk bölgesi de dahil olmak üzere Çin’i 15-22 Haziran 2019 tarihleri ​​arasında ziyaret etmeye” davet etmişti. Mektupta, “Bu ziyaretin Çin’in insan hakları alanındaki çabaları hakkında ilk elden bilgi sağlayacağına ve dolayısıyla aramızdaki karşılıklı anlayış ve iş birliğine fayda sağlayacağına inanıyorum” denildi. Ancak Pekin, bu ziyaretin “dostça” olması ve bir soruşturma olarak çerçevelenmemesi gerektiğini söyledi.

Çin, daha önce Avrupa Birliği de dahil olmak üzere birkaç kuruluşa Doğu Türkistan’ı ziyaret etmek için davetiyeler göndermişti. Ancak delegasyonların belirli alanlara veya kişilere özgür ve sınırsız erişime izin vermeyi reddetmişti.

OHCHR’nin tüzüğüne göre, bu tür bir ziyaret, bölgedeki gerçeği gözler önüne serecek. Ev sahibi ülkenin değil delegasyonun şartlarına göre yürütülmesi gereken ziyarete ilişkin, “Tüm cezaevlerine, gözaltı merkezlerine ve sorgu yerlerine erişim”, “tanıklar ve diğer özel kişilerle gizli ve denetimsiz temas” dahil olmak üzere “tüm ülkede hareket özgürlüğünü” ve sorgulama özgürlüğünü güvence altına almalı.

ÇİN İLE OHCHR ARASINDA “KARŞILIKLI ELVERİŞLİ BİR AÇMAZ”

Eski bir BM insan hakları görevlisi olan Emma Reilly, Çin’in 2019 ve 2022’deki davetlerinin “rehberli bir turdan başka bir şey olmadığını” söylemişti. Ayrıca BM ile Çin arasındaki bariz mesafeni “karşılıklı elverişli bir açmaz” olarak değerlendirmiş ve yetkililerin “Çin’in huzurunu kaçıracak” bir siyasi isteklerinin olmadığını belirtmişti.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor ve uğramaktadır. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır.

Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar.

Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor.

İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor.

Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.