Bir Kırım Tatar ressamın hikayesi: "Sanat, halkımın kaderini hissetmemi sağladı"

24 Eylül 2019, 18:58

Kırım Tatar halkının geniş kültürel ögelerini, güzel sanatlar ve resim sanatının diliyle icra eden ressam Mamut Çurlu‘nun hayat hikayesini, Kırım Tatarı olarak yaşadığı zorlukları ve sanat hayatının kırılma noktalarını, Zair Bakkal ve Tatyana İvaneviç Kırım Haber Ajansı (QHA) için hazırladı.

SÜRGÜNDE BAŞLAYAN HAYAT HİKAYESİ…

Mamut Çurlu, 1946’da ailesinin sürgün edildiği Özbekistan’ın Fergana şehrinde dünyaya geldi. Çocukluğundan beri sanata ilgisi olan küçük Mamut çok meraklı ve okumayı çok seven bir çocuktu.

Çocukluğuyla ilgili şöyle bir hikaye hatırlıyor. Bir gün Mamut, annesinden boya almasını rica etti. Ancak, annesi buna olumsuz bir yanıt verdi. Mamut, ailesinden gizli komşusundan borç alarak boya aldı. Annesi bu durumu öğrenince; Mamut’a çok kızdı. Kırım Tatar ressam Çurlu, ailesinin sanatsever bir yapıda olmadığını dile getiriyor. O yılları kendi ağzından şöyle anlatıyor:

“Babam Kırım’ın Özenbaş köyünde bir işçi ailesinde dünyaya geldi. Annem Bahçesaraylı. Sovyetler döneminde babam, Rostov-na-Donu’da sinema meslek okulunda eğitim alıp; Yalta’daki Spartak sinemasında müdü olarak çalıştı. Parti üyesiydi. Yaşlıların anlattığına göre köyde ilk filmi gösteren insan da, köyün üstünden uçakla geçen ilk insan da babamdı.”

“ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ SANATA İLGİ DUYUYORDUM”

“Annem bir tüccar ailesinde doğdu. Anneannem, meşhur tüccar bir soyundan geliyordu. Onun babası 19.yüzyılda evini satıp Türkiye’ye gitti. Anneannem, İstanbul’da kız çocukları için kurulan medreseyi bitirmişti.

Ailede sanata sevgi aşılayacak kimse yoktu. Kendi kendine oldu. Çocukluğumdan beri sanata ilgi duydum. Ancak istediğim şeyi yapmak için imkan yoktu.”

ALDIĞI MÜZİK EĞİTİMİ VE YAŞADIKLARI

Mamut Çurlu, gençliğinde ciddi olarak müzikle ilgilenmeye başladı. 19 yaşındayken Fergana Müzik Meslek Okulunun Müzik Teorisi bölümünü bitirdi. 24 yaşındayken Glinka Novosibirsk Konservatuarında Müzik Uzmanlığı bölümünü bitirdi. 1974 yılında Çurlu, Fergana’da müzik okulunun bünyesinde ilk defa açılan sanat bölümünün kurucuları arasındaydı. Orada dört yıl boyunca öğretmenlik yaptı.

Mamut Çurlu:

“Doğduğum Fergana şehrinin merkezinde oturuyorduk. Evimizin yanında müdürü İlyas Bahşiş adında bir kişi olan müzik okulu vardı. Oraya piyano çalmayı öğrendim. Yedi yılım orada geçti. Okulu beğendiğimi söyleyemem, ebeveynlerimin zoruyla devam ediyordum.”

“O ZAMANLAR RESSAM OLMAYI DÜŞÜNMÜYORDUM”

“Sonra müzik meslek okulunun teori bölümüne girdim. Hoca eksikliği olduğu için beni başarılı öğrenci olarak meslek okuluna hoca yaptılar. Bir sene sonra, Novosibirsk’e gidip konservatuarı bitirip geri döndüm. Ancak o zaman, ressam olmayı pek düşünmüyordum.

Meslek okulunda hocalık yapmaya başlamamdan itibaren, albüm koleksiyonu yapmaya, güzel sanatlarla ilgilenmeye başladım. Novosibirsk’te ressam arkadaşlarım vardı, sergileri ziyaret ediyordum, sanat ile ilgili kendi koleksiyonumu yapmaya başladım. Meslek okulunda ve konservatuarda çıkan bütün gazetelerin tasarımını ben yapıyordum.”

HAYATI BOYUNCA TUTKU DUYDUĞU RESİM SANATINA BAŞLAMASI

Zamanla Mamut Çurlu ilgi alanını tamamen değiştirmeye karar verdi. O, Fergana Sanat Meslek Okulunun Sanat Tasarımı bölümüne girdi. O zaman dokumacılıkla tanıştı. Orta Asya işçilik örnekleriyle tanışan Çurlu, goblen üretimi uygulamasını öğrendi.

Fergana Sanat Fonunda goblen uzmanı olarak çalışan Çurlu, daha önce pek bilinmeyen Kırım Tatar halk sanatı kilim dokumacılığı örneklerini topladı. Bu sanatı Sudak’ın Taraktaş köyünden sürgüne giden kadınlar saklayabilmişlerdi…

Mamut Çurlu: 

“30 yaşımdayken daha önce hocalık yaptığım Fergana Meslek Okulunun Resim Bölümüne tekrar girdim. Dört yıl okudum. Ancak hocalar bize neredeyse hiçbir şey öğretmediler. Büyük bir kütüphanem vardı, bu sayede kendi kendimi eğitebildim. Kompozisyon ödevi verildiğinde öğrenciler, sık sık örnek olarak benim çalışmalarımı alıyorlardı.

Okulu daha bitirmeden goblen çalışmalarım vardı. İlkbaharda Fergana’da, daha sonra Taşkent’te genç sanatçıların sergisini açtık. Taşkent’te Kültür Bakanlığının Müdürlüğü bütün çalışmalarımı satın aldı. Okulu bitirdiğim sırada Taşkent’te Tüm Birlik Gençlik Sergisi düzenleniyordu. Bu tarz sergilere katılmak çok zor. Ancak bütün ressamlar arasında kendi tekstil çalışmalarımla girebilen ilk ressam ben oldum.”

80’lerde Mamut Çurlu Fergana Sanat Meslek Okulunun Sanat Tasarımı bölümünde kompozisyon dersi vermeye ve tüm sergilere aktif bir şekilde katılmaya başladı.

KIRIM YILLARI

80’lerin sonunda Mamut Çurlu, babasının hikayelerinden duyduğu Kırım’a döndü. Kendisinin de söylediğine göre; atalarının topraklarına yapılan ilk ziyaretinde nostaljik beklentileri vardı. Çurlu, tam o dönemde, ilk defa Sovyet hükumetinin uydurduğu “Kırım Tatar teröristleriyle” ilgili propaganda efsanesini duydu.

Mamut Çurlu:

“Kırım ile ilk karşılaşmam Fergana’da başladı. Kırım’a ilk ziyaretim Gurzuf’ta gerçekleşen Tüm Birlik Mini Tekstil Yaratıcı Grubu adlı oluşum nedeniyle gerçekleşti . Ben tekstil goblenleriyle ilgilendiğim için, Özbekistan beni kendi tekstil ressam temsilcisi olarak Gurzuf’a gönderdi. Orada tekstil ile ilgilenen farklı milletlerden genç ressamlar bir araya geldi.

Fergana’daki havaalanında kayıt masasının başında bir adam duruyordu. Aklımdan KGB görevlisi diye geçti. Kaydımı yaptırdım kapıya doğru yürüyorum, orada hostes ve polis duruyor.”

“KIRIM’A UÇMAMA İZİN VERİLMEDİ”

“‘Nereye uçuyorsunuz?’- ‘Kırım’a.’ Beni alıp kayıt masasının başındaki adamın yanına sürükleyip ‘biletini iade et’ dedi. İade ettim. Akşam trene bindim, sabah Taşkent’e ulaştım. Aslında oraya bir saatte varabilirdim, ama Kırım’a uçmama izin verilmedi. Kimsenin Kırım’a gidilmesine izin verilmemesi gerekiyordu. Ben 80’lerden bahsediyorum. O zaman Fergana huzursuzdu, sokaklarda tanklar duruyordu.

Katılımımı iptal ettirmek için KGB’den resim atölyesinin müdürü arandı. Müdür: ‘Özbekistan Ressamlar birliği onu gönderiyorsa, biz nasıl iptal edebiliriz?’ diye sordu. Ben 1987’den beri Ressamlar Birliğinin üyesiydim. Ressamlar Birliği sivil toplum kuruluşu olarak devlete tabi değildi. O zaman tabi olmamak mümkündü.”

“ARABALARI KONTROL EDİP KIRIM TATARI VARSA İNDİRİYORLAR”

“Akmescit’e geldik, öz toprağımız. Terminalde bizi bir sıra general karşılıyor. ‘Beyazlar” bir tarafa, ‘siyahlar’ diğer tarafa. Kırım Tatarlarını herkesten ayrı tutup başka bir kapıdan alıyorlar. Generallere elimdeki resmi evrakı gösterdikten sonra serbest bırakılıyorum.

Gurzuf’a giderken Mamut-Sultan Vadisi (Dobroye) yakınlarında karantina noktası vardı. Yerlilere, ‘Ne karantinası?’ diye sordum. Onlar da bana, ‘Biz şaka olarak buna tavşan hastalığı diyoruz. Bunlar Kırım Tatarlarını diğer milletlerden ayırtmak için yapılan özel karantinalar. Arabaları kontrol edip Kırım Tatarları varsa hemen indiriyorlar ki Kırım’da çok fazla dolanmasınlar’ dedi. İşte karşılaştığım ırkçılığın üçüncü örneği.”

“KIRIM TATAR TERÖRİSTLERİ” YALANI O YILLARDA DOĞMUŞTU!

“Dördüncü örnek de var. Grubumuzdaki Ukrayna, Orta Asya, Baltık ülkelerinden gelen ressamlarla tanışıyorum, onların arasında çok aktif bir çocuk vardı. Grup 5-10 Ekim 1989’da çalışmaya başlıyor, 8 Ekim’de Akmescit’te Kırım Tatar mitingleri düzenlenecekti.

Bu çocuk bize, ‘Yarın şehirde gezmeyin, dağlarda silah dolu bir at arabası bulundu’ demişti… ‘Kırım Tatar teröristleri’ yalanı bugün değil ta o zamanlarda doğdu.

Kırım Tatarlarının vahşi, hala at arabaları kullanan bir de silahları olan bir halk olduğunu düşünüyorlar. Bütün yalıboyunda bir tek ben Kırım Tatarıydım, çocuk da neler anlatıyor. Ertesi gün Gurzuf’ta köpekler bile havlamadı. Çocuklar evlerinden çıkmadı.”

“GÜZEL SANATLARIN TAMAMI RENKLER VE DOĞANIN POZİTİF GÖRÜNTÜLERİYLE DOLU”

Mahmut Çurlu, Gurzuf’ta resim yapmaya başladı. Kırım’da karşılaştığı, pek de hoş olmayan olaylar yeteneğinin çok farklı bir tarafının açılmasına neden oldu.

«Güzel sanatların tamamı, renkler ve doğanın pozitif görüntüleriyle kurulu. Resim, ırkçılıkla ilgili yaşadığım her şeyi, halkımın kaderini hissetmemi sağladı. Onu çok derin, tüm vücudumla hissettim. Resimlerim de her zaman sertti. Hala öyle olmaya devam ediyor»

KIRIM MİLLİ TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TARAFINDAN İSMAİL GASPIRALI ÖDÜLÜ

90’ların başında Mamut Çurlu, Akmescit’teki ilk Kırım Tatar Ressamlar sergilerine katıldı. Ayrıca, Kırım Tatar Milli Galeri ve Kırım Tatar Ressamlar Birliğinin kuruluşları arasındaydı.

90’ların ortasında Çurlu, Kırım Tatar kilim dokumacılığını yeniden canlandırma programını başarılı bir şekilde hayata geçirerek program katılımcılarına nakış ve bitki boyalarla ip boyalama tekniklerini öğretti. 1999’da Kırım Tatar kültürüne yaptığı katkılardan dolayı Kırım Milli Topluluklar Birliği tarafından “İsmail Gaspıralı” ödülüne laik görüldü.

EN BÜYÜK PROJELERİNDEN BİRİ “KIRIM TARZI”

Mamut Çurlu’nun en büyük projelerden biri “Kırım Tarzı”. Bu proje, farklı milletlere ait Kırım’ın güzel sanatlar uzmanlarını etrafında birleştirdi. Proje çerçevesinde, ressam Mamut Çurku; Ukrayna, Varşova, Moskova, Paris gibi şehirlerde geleneksel tarzda yapılan modern eserlerin olduğu yirmiden fazla sergi düzenledi.

Onun resimleri, goblenleri, kilimleri, seramik çalışmaları sadece Ukrayna’da değil yurtdışında da çok meşhur. Bazı çalışmaları müze ve özel koleksiyonlarda yer alıyor.

Çurlu’nun inisiyatifiyle, genç Kırımlı güzel sanat ustalarını birleştiren “Çatır Dağ” grubu kuruldu. Şimdi her bir usta bağımsız olarak kendini geliştirmeye devam ediyor.

Mamut Çurlu, bugün halen Rus işgali altındaki Kırım’ın Akmescit bölgesinde yaşıyor. Bilgisini ve tecrübesini öğrencileriyle paylaşmaya ise devam ediyor.

güzel sanatlar
Kırım Tatar kültürü
Mamut Çurku
Bunlara da bakın: