"Bağımsız ve egemen bir Ukrayna, Avrupa-Atlantik güvenliği için şarttır"

18 Temmuz 2020, 11:00

Strateji ve enerji alanında yazdığı makaleleriyle tanınan, daha önce Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri’nin (AGİT) kabinesinde görev yapmış Florian Encke, yeni makalesinde Ukrayna’yı ele aldı.

Nato Review’de yayımlanan “Bağımsız ve egemen bir Ukrayna, Avrupa-Atlantik güvenliği için şarttır” başlıklı makalesinde Encke, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan politikasının Avrupa-Atlantik güvenliğini tehdit ettiğini, Rusya-NATO ilişkilerinin Ukrayna’nın egemenliğinin, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesiyle normalleşebileceğini ifade etti. Yaptırımların belli adımlar atılmadan hafifletilmesinin ise Avrupa’nın inanılırlığını zedeleyerek istikrarsızlık riskini arttıracağını vurguladı.

“SOĞUK SAVAŞIN SONA ERMESİNDEN BERİ AVRUPA’DAKİ BİR DEVLET İLK DEFA KUVVET KULLANARAK SINIRLARI DEĞİŞTİRMEYE KALKTI”

Kırım’ın altı yıldır Rus işgali altında olduğunu hatırlatan Encke, “Soğuk Savaşın sona ermesinden beri Avrupa’daki bir devlet ilk defa kuvvet kullanarak sınırları değiştirmeye kalktı” sözleriyle Rusya’nın uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın istikrarını bozma eylemlerine başladığını belirtti.

Batılı ülkelerin Moskova’ya ihllaler nedeniyle yaptırım uygulamakla birlikte, son zamanlarda daha farklı seslerin de yükseldiğini ifade eden Encke, Rusya’yla ticari çıkarların öne sürülerek yaptırımların hafifletilmek istendiğine dair görüşlerin dile getirildiğini belirtti.

“RUSYA’NIN KENDİ GÜVENLİK ÇIKARLARINA ULAŞMAK İÇİN BÜYÜK GÜÇLER ARASINDA NÜFUZ ALANLARI OLUŞTURMA İSTEĞİ KABUL EDİLEMEZ”

“Helsinki Nihai Senedi, Paris Şartı ve NATO-Rusya Kurucu Senedinin de aralarında bulunduğu birçok belgeyi kapsayan bu güvenlik düzeninin amacı, egemenliğin herkes için eşit olduğu ve güvenliğin bölünemez olduğu ilkesine dayalı olan bu düzenden Avrupa’daki bütün ülkelerin yararlanmasını sağlamaktır. ” diyen Encke, söz konusu düzenin Rusya’ya karşı düşmanca bir düzen olmadığını, güncelliğini de koruduğunu hatırlattı.

Rusya’nın kendi çıkarları uğruna nüfuz alanları oluşturma isteğinin kabul edilemeyeceğini söyleyen yazar, bu hususun Avrupa güvenliği açısından riskler oluşturacağını, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün, ilkelere dayalı Avrupa düzeninin merkezinde yer aldığını belirtti.

“YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASI BATININ İNANILIRLIĞINI ZAYIFLATACAKTIR”

Yaptırımların hedefinin Rusya’nın Ukrayna’ya karşı giriştiği saldırgan eylemlere tepki olduğunu söyleyen Encke, “Bu yaptırımlar birçok kez uzatılmışsa da bazıları tarafından hâlâ eleştirilmektedirler. Ancak yaptırımların meşru olmadığı veya etkisiz kaldığı şeklindeki iddialar tamamen asılsızdır.” diyerek yaptırımların askeri gerginliğin tırmanmasını önlemeyi amaçladığını açıkladı.

Encke yaptırımların kaldırılması tartışmalarıyla ilgili olarak şu ifadelerde bulundu: “Bu önlemler Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığını zayıflatan veya tehdit eden eylemlerden sorumlu olan Rus elitini hedef almak üzere dikkatle tasarlanmışlardır. Ayrıca, özellikle Rus liderlere uygulamalarını değiştirmeleri için baskı yapmak amacıyla Rusya’nın petrol, gaz ve bankacılık sektörlerinde kaydettiği uzun vadeli gelişmeleri hedef almaktadırlar. Hedef doğrudan Rus halkı değildir. Bu açıkça ölçülü bir tepkidir. Rusya’dan anlamlı bir hamle gelmedikçe yaptırımların kaldırılması Batının inanılırlığını zayıflatacaktır. Çatışmanın çözümlenmesine bir katkısı olmayacağı gibi Ukrayna’nın istikrarsızlığa sürüklenme riskini de arttıracaktır.”

RUSYA’NIN UZLAŞMAZLIĞINA VURGU

Minsk Anlaşmalarının taraflarından olan Rusya’nın bunların uygulanmasında sorumluluk taşıdığını belirten Encke, Moskova’nın desteği olmadan Donetsk ve Lugansk’taki sözde oluşumların kısa sürede çökeceğini ve bunların çözümün önünde engel oluşturduğunu vurguladı.

Bölgede ateşkes ihlalleri ve yasaklanmış ağır silahlarla gerçekleştirilen ihlallerin devam ettiğini de hatırlatan yazar, “AGİT Özel Gözlem Misyonu Rusya’nın desteklediği militanlar tarafından büyük ölçüde kısıtlanmaktadır.” dedi.

Moskova’nın Ukrayna’nın doğusunu Rusya Federasyonuna fiilen entegrasyonunu teşvik ettiğini açıkça vurgulayan yazıda, özellikle Rus Rublesinin kullanılmasını sağlayarak ve yerel halk kitlelerine Rus pasaportları dağıtarak bu yönde çaba güdüldüğü ifade edildi.

“BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ UKRAYNA’NIN ULUSAL GÖREVİDİR”

Encke yazısında, “Egemenlik ve bağımsızlıklarından ödün vermeden ülkelerinin toprak bütünlüğünün nasıl eski haline getirileceği kararı Ukraynalılara düşer. Ukraynalıların geleceklerini kendilerinin belirlemesi gerekir ve bunu yapacak beceriye sahiptirler. Ukraynalılar refah ve barış içinde, ortak değerlere sahip Avrupa demokrasileri arasında sağlam bir yere sahip bir ülkede yaşamak istediklerini açıkça dile getirmişlerdir. Nüfusun çoğunluğu gelecekte ülkeyi Avrupa Birliği ve NATO içinde görmek istemektedir.” sözleriyle Ukrayna’nın duruşunun ve istikametinin altını çizdi.

Ukrayna’nın on yıllar boyunca yapısal reformların olmaması, hukukun üstünlüğünün zayıflığı, yolsuzluk ve çeşitli sebeplerle Ukrayna’nın kalkınma umudunun ve hibrit saldırılara karşı direnme gücünün zayıfladığını ifade eden Encke, “Bu zayıflıklar liderlerinin uzun yıllardır stratejik bir yönelimlerinin olmamasının neticesidir.” dedi.

Ukrayna ve diğer bölgelerdeki olaylardan sonra NATO ile Rusya’nın ve yine Rusya ile Ukrayna’nın ilişkilerin normale dönmesinin Moskova’nın Ukrayna’nın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tartışmasız biçimde tanımasına bağlı olduğunu vurgulayan Encek, “Doğu Ukrayna’daki çatışmanın çözümlenmesinin anahtarı Moskova’dadır.” diye kaydetti.

“UKRAYNA’NIN BATININ DESTEĞİNE OLAN İHTİYACI SÜRECEKTİR”

Encke yazısında son olarak şu ifadelere yer verdi: “Rusya’nın saldırgan davranışlarını dünyanın başka bölgelerine de yayması ve Batılı ülkelere karşı bir dizi hibrid saldırıya başlamış olması NATO-Rusya ilişkilerinde normalleşme olması için hiçbir neden bırakmamıştır. Normalleşme olabilmesi için Rusya’nın eylemlerinde uluslararası hukuka ve ülkenin uluslararası zorunluluk ve sorumluluklarına uyduğunu gösterecek yapıcı değişiklikler gerekecektir. Açıkça söylemek gerekirse, bu öncelikle Rusya’nın Ukrayna’ya karşı davranışında bir değişiklikle başlamalıdır. Moskova kalıcı bir çözümü desteklemeye hazır olana kadar stratejik sabır gerekecektir. Ukrayna’nın Batının desteğine olan ihtiyacı sürmektedir.”

Güvenlik
karadeniz
Kırım
Rus saldırganlığı
Rusya
Ukrayna
Bunlara da bakın: