Azerbaycanlı uzmanlar, Karabağ Zaferi sonrası süreci değerlendirdi

Güvenlik
Ömer Kaya
10 Kasım 2021, 18:15
Ömer Kaya
10 Kasım 2021, 18:15

Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıl Ermeni işgali altında kalan topraklarını kurtarmak için başlattığı tarihi harekatı, 1 yıl önce 27 Eylül’de başladı. 44 günde gelen büyük bir zaferle işgal altındaki Karabağ topraklarının büyük bölümü kurtarıldı. Bugün Azerbaycan’ın 28 yıllık işgale son verdiği tarihi zaferin birinci yıl dönümü. QHA, İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından yaşanan süreci Azerbaycanlı uzmanlara sordu. Azerbaycanlı araştırmacılar Nazım Cafersoy ve Ramid Hüseynov, Karabağ Zaferi’nin ardından Güney Kafkasya’daki son durumu değerlendirdi.

Kırım Haber Ajansı, Azerbaycanlı uzmanlarla birinci yılında Azerbaycan’ın tarihi Karabağ Zaferi ve sonrasında yaşanan gelişmelere mercek tutan bir röportaj gerçekleştirdi. Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (QAFSAM) Başkan Yardımcısı Nazım Cafersoy ve Azerbaycan Haydar Aliyev Yüksek Askeri Okulu Öğretim Üyesi, Siyaset Bilimci Doç. Dr. Ramid Hüseynov, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında bölgedeki güncel durumu, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkes anlaşmasını ve Rusya’nın bölgede artan etkisine dair soruları yanıtladı.

AZERBAYCAN KARABAĞ HAREKATI’NDA TOPRAKLARININ NE KADARINI ERMENİ İŞGALİNDEN KURTARDI?

İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan, Ermeni işgalindeki topraklarının ne kadarını kurtarmıştır?

Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (QAFSAM) Başkan Yardımcısı Nazım Cafersoy: İstatistiksel bir veri değil de konuyla ilgili tahmini veriler var. Yüzde 90’lar oranında işgal edilen toprakların kurtarıldığını söyleyebiliriz. Geri kalanında da geçici bir barış bölgesi var. 12 bin kilometrelik bir bölgenin 2 bin 500 kilometrekarelik bir alanının şu an için bu kapsam dışında kaldığı belirlenmektedir.

Azerbaycanlı siyaset bilimci, Doç. Dr. Ramid Hüseynov: 27 Eylül 2020’de başlayan 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan Ordusu, Fuzuli, Ağdam, Cebrayil, Zengilan, Kubadlı, Laçın, Kelbecer, Şuşa’nın yanı sıra Hadrud, Sugovuşan ve diğer büyük yerleşim yerlerini, onlarca askeri bölgeyi ele geçirdi. Ermenistan tarafından işgal edilen köyler ve yerleşim yerleri işgalden kurtarıldı. Ancak 10 Kasım 2020’de Ermenistan’ın talebi ve Rusya’nın ısrarı üzerine tam bir ateşkes ve Dağlık Karabağ ihtilaf bölgesinde tüm askeri operasyonlar ilan edildi. Bu durumda Hankendi de dahil olmak üzere birçok yerleşim yeri Ermeni ayrılıkçıların kontrolünde kaldı.

SON GELİŞMELER “KARABAĞ” İÇİN BİR ÜMİT OLABİLİR Mİ? | Efendi Barutçu

İKİNCİ KARABAĞ SAVAŞI’NIN ARDINDAN AZERBAYCAN VE ERMENİSTAN ARASINDAKİ DEVLET SINIRI NASIL ŞEKİLLENECEK?

Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki devlet sınırı ne şekilde olacaktır?

Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (QAFSAM) Başkan Yardımcısı Nazım Cafersoy: Bu konu ile ilgili müzakereler halen devam etmekle birlikte 10 Kasım Beyannamesiyle başladı ve bir senedir devam ediyor. Ermenistan işgal ordusu, Kelbecer, Laçın ve Ağdam bölgelerini de terk etti. Yani Azerbaycan ordusunun kurtardığı bölgeler haricinde de pek çok bölgenin sağlanan ateşkes sonucunda kontrolünün sağlandığı söylenebilir. Azerbaycan, Ermenistan arasındaki yeni sınır müzakereleri ise bir yıldır devam etmektedir.

Azerbaycan devleti bu süreçte kendisine ait olarak gördüğü kısımlarda gözetleme kuleleri ve benzeri yapılar inşa ederek, birliklerini yerleştirerek, sınır güvenliği için gerekli çalışmaları yaparak oradaki varlığını sürdürüyor.

Savaştan sonraki sulh dönemde de bölgenin coğrafi yapısından kaynaklı sorunlar nedeniyle aşamalı olarak kontrol sağlanacaktır. Buna rağmen sahada çalışmalar hızlı bir şekilde devam etmekte Azerbaycan devletinin bu bölgelerde fiziki varlığı hızla temin edilmektedir. Fakat bunun resmiyete dökülme süreci halen sonuçlanmamıştır.

Mesela 9 Kasım 2021’de Paşinyan ve İlham Aliyev’in bir video konferans üzerinden bir araya geleceği konuşuluyordu. Bu konuşmanın içeriğinde de ortak bir yol haritasının planlanması ve ortak bir bildiri yayımlanması bekleniyor. Ortak bir komisyon oluşturulması da görüşmeler sonucu ortaya çıkması beklenen gelişmeler arasında.

RUSYA’NIN GÜNEY KAFKASYA’DAKİ ROLÜ ARTIYOR MU?

Azerbaycan’ın savaştan galip ayrılmasının ardından imzalanan ateşkes anlaşmasıyla, Rusya’nın Kafkasya’daki rolünü artırmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Nazım Cafersoy: Rusya esasında 1720’li yıllardan beri Hazar bölgesinde askeri ve siyasal olarak pek  çok yönden faaliyet sağlamaya, kendi varlığını oluşturmaya çalışıyor ve 1828’li yıllardan itibaren de Rusya’nın bölgedeki belirleyici gücü pozisyonundaydı ancak bu faaliyetlerde 1992 yılından itibaren geriye doğru bir süreç işledi. Bu bölgeler, siyasal olarak Rusya’dan bağımsızlığını ilan etti. Ama Rusya’nın buraya yönelik iddiaları emperyal çabaları bölgeyi kontrol etmek için 250 sene içerisinde oluşturduğu mekanizmalar kendi varlığını sürdürdü. Bunlar askeri kültürel ekonomik ve politika üzerinden mekanizmalardır.

Askeri olarak Rus birlikleri bir şekilde hep bölgedeki varlığını sürdürmüştü. Politik olarak bölgeye kendini Rusya’ya göbekten bağlı hisseden iktidarlar yaratıldı ve desteklendi. Kültürel olarak bölgede Rus dili ve kültürü üzerinden bir ortak geçmişin varlığı propagandası gerçekleştirildi.

Ekonomik olarak da Rusya şu veya bu şekilde varlığını sürdürüyordu hatta bu düzlemde Ermenistan Rusya’nın en fazla etkin olduğu bölgeydi. Geçen 30 senede ise Azerbaycan’ın etkisiyle Rusya’nın uygulamış olduğu bu politikalar daha çok denge politikası üzerine evrilmiş oldu. Azerbaycan, Rusya’nın kaygı duyduğu önemli enerji ve silahlanma projelerini yürüttü fakat bunları Rusya ile bir kavganın içine girerek değil Batı merkezli bir denge politikası içerisinde sağladı.

Bu dönüşen ilişki türünün Karabağ Savaşı’yla yeni bir boyutunu gördük. O yeni boyut da Rusya’nın bir barış gücü, arabulucu olarak bölgeye tekrar dönmesi olarak tezahür etti. Rus ordusu, Ermenistan ve bölgedeki diğer aktörler üzerinde bir işgal ordusu olarak anılırken, konu Azerbaycan olduğunda burada bir barış gücü pozisyonunu hedefliyor. Burada meşruluğunu koruyabilmesi, Azerbaycan’a bağlı çünkü taraflardan biri karşı çıkarsa Rusya orada yasal olarak bulunamıyor ve bölgeyi terk etmek zorunda kalıyor. Bunun için daha hassas davranmak zorunda kalıyor.

Eskiden Rusya’nın bölgeye yönelik tutumu yapıcı değil yıkıcı bir yaklaşım içeriyorken Karabağ meselesiyle yapıcı ve uluslararası hukuku da gözeten ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü gözeten bir hale evrildiği kabul edilmelidir. Burada önemli etkilerden biri de Türkiye’nin Kafkaslarda ve Azerbaycan üzerindeki etki alanının genişlemesiyle, Rusya’nın bu etkiye de bir noktada karşı çıkmak yerine kabullenip ılımlı bir yaklaşım sergilemesi oldu. Evet, artan bir Rus etkisi var ama bu etkinin bir dönüşümü de içerdiği unutulmamalı.

Nazım Cafersoy
Nazim Cafersoy: Karadeniz'de Rusya-ABD rekabeti ve Türkiye - Tarihistan.org

İlgili haber: “Rusya olmazsa Dağlık Karabağ’da işgal sürdürülemez”

“RUSYA, TÜRKİYE’NİN GÜNEY KAFKASYA’DA GÜÇLENMESİNİ ARZU ETMEZ”

Ramid Hüseynov: Rusya’nın Güney Kafkasya’daki politikası, esas olarak bölgedeki askeri-politik durumun ağırlaşması ve etnik ayrılıkçılığın kışkırtılması ile karakterizedir. Rusya, daha fazla iç çatışma yaratarak Hazar Havzası ve Güney Kafkasya’daki ulusal çıkarlarını güvence altına almaya çalışıyor. Ancak bölge ülkeleriyle yakın komşuluk ilişkilerinin kurulması, ekonomik, siyasi ve kültürel işbirlikleri şüphesiz Rusya’nın jeopolitik konumunu güçlendirmeye ve Batı’nın direncini zayıflatmaya hizmet edecektir. Ancak Rusya’da kimin iktidarda olduğuna bakılmaksızın, bu devletin stratejik çıkarları ve jeopolitik-jeostratejik hedefleri değişmeden kalıyor.

Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi ve çatışmanın devam etmesi Rusya’nın jeopolitik çıkarları açısından anlaşılabilirdi. Böyle bir durum bölge üzerindeki etki ve kontrolün çözülmesini kolaylaştırdı.

Rusya’nın savaşın son anında Ermenistan’ı ve Ermenileri tekrar çaresiz bırakmak istememesi, ayrılıkçıların Karabağ’dan tamamen çekilmesini engellemek istememesi, jeopolitik çıkarlarını koruduğunu söylemeye zemin hazırlıyor. Özellikle, herhangi bir uluslararası yetki almadan Azerbaycan’da bir barışı koruma misyonunun konuşlandırılması, Rusya’nın bölge üzerinde kontrol sahibi olması için geniş koşullar yarattı. Sonuç olarak Rusya, diğer güçlerin bölgeye girmesini engelleyerek ve konumunu kimseyle paylaşmayarak üstünlüğünü ortaya koyuyor.

Çünkü Türkiye’nin Güney Kafkasya’da güçlenmesi, jeopolitik avantajı Rusya için arzu edilmez. Rusya’nın savaş sonrası dönemde attığı adımların, bölgedeki konumunu güçlendirmeye yönelik coşkulu çabalarının, Türkiye’nin bölgedeki hakimiyetini artırmaya yönelik olduğu açıktır. Ancak bunun devam edeceğinden emin olmanın doğru olacağını düşünmüyorum.

Ramid Hüseynov

“ATEŞKES ANLAŞMASI UYGULANMALI VE ERMENİSTAN GÜÇLERİ BÖLGEDEN ÇIKMALIDIR”

Karabağ Zaferi’nin ardından imzalanan anlaşmada, Zengezur koridorunun açılması ve Ermenistan güçlerinin Karabağ’ın tamamından çekilmesi öngörülüyordu. Ancak buna şu ana kadar uyulmadığı görülüyor. Sizce, bölgedeki aktörler ateşkes anlaşmasının ne kadarına uymaktadır?

Nazım Cafersoy: Azerbaycan’ın şu an bölgede altyapı başta olmak üzere çok ciddi çalışmaları var ve böyle bir değişimin her iki taraf için de hemen gerçekleşmesini beklemek güçtür. Azerbaycan tarafı bölgeden bir koridor olarak bahsediyor ama Ermenistan tarafı bu koridor söylemini reddediyor çünkü bölgede bir koridor olduğunda bunun bir de kontrolünün sağlanması gerekli. Mevcut durumda hem pratikte hem de zamana yayılarak uygulanması gereken politikalar bulunmaktadır. Pratikte uygulanması gerekenler öncelikle Ermenistan kuvvetlerinin bölgeden çıkmasıdır. Bununla ilgili süreç, Azerbaycan tarafının tüm iyi niyetli çalışmalarına rağmen hala tamamlanmış değil. Görüşmeler halen devam etse de Ermenistan’ın başta mayın haritalarını teslim etmeyerek bu durumu elinde bir koz olarak bulundurma yaklaşımı Azerbaycan kanadında bir bıkkınlığın oluşmasına neden oldu denilebilir.

Ayrıca Hocalı gibi kentlere yerleşmiş bulunan Ermenilerin bölgeden taşınması süreci yavaş ilerliyor ve kentlerin asıl sahibi olan Azerbaycanlıların bölgeye dönüş zamanları uzuyor. Bu ve benzeri konuları da kapsayan sürecin işleyişinin de önümüzdeki günlerde ciddi çalışmalar yapılacağı düşünülüyor.

Rus tarafının oradaki yasa dışı bölücü rejim unsurlarını desteklemesi ve onlarla görüşüyor olması da Azerbaycan’ın rahatsız olma nedenlerinden bu ve buna benzer gelişmeler sürecin yavaş bir şekilde ilerlemesine neden oluyor. Ayrıca alanın mayınsızlaştırılma çalışmalarının da 2-3 yıl gibi bir süre alması beklendiği için bunlar da sürecin hızlı bir şekilde ilerlemesine engel olan durumlardan.

Nazım Cafersoy

İlgili haber: Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasındaki Karabağ anlaşmasının ayrıntıları belli oldu

Ramid Hüseynov: 10 Kasım 2020 tarihli açıklamanın hükümlerine göre, Rusya Federasyonu barış gücü birliği, Ermeni silahlı kuvvetlerinin geri çekilmesine paralel olarak konuşlandırılacaktı. Ancak ne yazık ki Rus barış güçlerinin beklentilerini karşılamadılar. Ayrılıkçılar hala Karabağ’da. Artan sayıları bile zaman zaman basına yansıyor. Barış gücü askerleri bunu engellemekle kalmıyor, aynı zamanda bu güçlerin kışkırtmalarına kayıtsız kalarak, Ermeni ailelerinin Karabağ topraklarına yasadışı olarak yerleştirilmesi ve Ermeni askeri ve siyasi liderlerinin gelişi için koşullar yaratıyorlar. Bu adımları atarak işgalci gücün mevzilerini güçlendirmekte, bölgenin istikrar ve güvenliğini tehdit etmeye devam etmesine yardımcı olmakta ve Azerbaycan ordusuna karşı açıkça provokasyonlar yapmaktadırlar. Azerbaycan ateşkese kesinlikle bağlı kalmasına ve beyanname hükümlerine uygun adımlar atmasına rağmen.

İkinci Karabağ Savaşı’ndaki zaferin önemli yönlerinden biri, Azerbaycan’ın Nahçıvan ve Türkiye ile doğrudan kara ilişkilerini yeniden tesis edecek olan Zengezur koridoru başta olmak üzere iletişim hatlarının açılmasıdır. Azerbaycan, Türkiye ve diğer Türk devletleri arasında büyük bir iletişimin oluşmasına yol açacak bu koridorun sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi, askeri ve stratejik hedefleri olduğu da bir sır değil.

Bu faktör dikkate alındığında, Rusya’nın Zengazur koridoru üzerindeki kontrolüne değinen 10 Kasım açıklamasının tesadüfi sayılamayacağı düşünülebilir. Rusya böyle bir koridor açmakla ilgileniyor gibi görünse de, bunu kontrolden çıkarmayacağı başından belliydi. Rusya, koridor aracılığıyla bölgedeki jeoekonomik çıkarlarını sürdürmek ve hamisi Ermenistan ile askeri-politik ilişkilerini daha da geliştirmekle ilgileniyor görünse de, bu koridorun Türk devletlerinin birliğine, askeri-politik-ekonomik birliğine ivme kazandıracağını da anlıyor. birlik. Dolayısıyla koridoru kontrol altında tutmak Rusya için jeostratejik bir hedef.

Rusya, Zengezur koridorunun açılmasının Azerbaycan’ın konumunu daha da güçlendireceğinden, Türkiye ile ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğini derinleştireceğinden ve gelecekte ortak bir Türk devletleri birliği oluşturabileceğinden endişe duymaktadır. Dolayısıyla koridorun açılmasındaki gecikme bunun açık bir örneğidir.

Ramid Hüseynov
Zengezur Koridoru açılıyor! - Dünyadan Haberler
Zengezur Koridoru Türk dünyasına açılan kapı mı olacak? Stratejik önemi ne?

Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan’ın sahadaki kazanımları sizce masada birtakım kayıplara uğramış mıdır? Ermenistan’ı Karabağ’a bağlayan Laçın koridorunun halen Rusya’nın kontrolünde olduğu göz önüne alınırsa Karabağ’da gelen süreçte neler bekliyorsunuz?

Nazım Cafersoy: 10 Kasım’da yayınlanan bildirinin zaman içerisinde değerlendirilmesi taraftarıyım. Şüphesiz bu bildirinin Azerbaycan zafere giderken imzalanmış olması, çözümün daha hızlı bir şekilde sağlanması adına önemliydi. Bu olay, işin içerisinde büyük aktörlerin olduğu bir süreç. Uluslararası dengeleri göz önüne almadan bir operasyon yaparsanız bunun sonucu başarı gibi gözükse de büyük bir stratejik sıkıntıya yol açabilirdi ki bunun örnekleri Ukrayna’da da gözlendi. Dolayısıyla durma noktası dengenin sağlanması adına anlamlıydı. Her ne kadar içimizden sonuna kadar gitmek geliyor ise de bazı hedeflediğimiz noktalara diplomatik yaklaşımlar ile gelmek önemli kazanımlardı.

Yine bölgenin coğrafi yapısının zorluğu ve verilebilecek askeri kayıplar da göz önüne alındığında gerçekleşen anlaşma çeşitli kazanımları da beraberinde getirmiştir. Zaten savaş askeri ve politik araçların doğru kullanılmasıdır. Biz onu yaptık ve bizim için şartları çok daha iyi bir noktaya getirdik ancak yine bazı konuların zaman içerisinde hallolması gerekliliğini düşünüyorum.

Masada kaybetme gibi bir durum kesinlikle yok… Askeri olarak masada güçlüyüz. Diplomatik olarak Azerbaycan devletinin Türkiye ile koordinasyon halinde bu süreci iyi yönettiği açık. Ayrıca Rusya’da dış politikanın değişmesi yönünde ciddi aktörler o aktörlerin de desteğini belli açılardan kazanmış durumdayız bunlar bizde masada da güçlü olduğumuz düşüncesini oluşturuyor.

Rusya’nın Ermenistan’a yakın Rus yanlısı askeri-politik personeli kullanarak bölgedeki varlığının önemi hakkında bir fikir oluşturmaya çalışması tesadüf değildir

“RUSYA BÖLGEDE HAKİMİYETİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR”

Ramid Hüseynov: Azerbaycan, yaklaşık 30 yıldır Ermenistan tarafından işgal ve terör altında. 2020 yılında jeopolitik süreçlerin değişen doğası ve bölgesel askeri-politik durum İkinci Karabağ Savaşı’nı zorunlu kılmıştır. Bu, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının çoğunu kurtarması için tarihi bir fırsat yakaladı. Ancak Azerbaycan, savaşın askeri düzeyde sona ermesinin, siyasi biçimde sona ermesi anlamına gelmediğinin çok iyi farkındadır. Ayrılıkçı, işgalci Ermeni zihniyetinin devam ettiğini ve onları destekleyenlerin olduğunu dikkate aldığımızda, siyasi çatışmanın önümüzdeki yıllarda da devam edeceği sonucuna varıyoruz. Siyasi arenada zaferi pekiştirmek için daha fazla mücadele gerekiyor.

Rusya’nın Ermenistan’a yakın Rus yanlısı askeri-politik personeli kullanarak bölgedeki varlığının önemi hakkında bir fikir oluşturmaya çalışması tesadüf değildir. Rusya bölgedeki hakimiyetini güçlendirmeye çalışıyor. Barış güçlerinin Laçın koridorunda ve Karabağ’ın diğer bölgelerinde en az dört yıl daha kalacağını düşünürsek, bu avantajın devam edeceğini varsayabiliriz.

Ramid Hüseynov

Kuşkusuz bu misyonun devam etmesi Rusya için olduğu kadar Ermenistan için de olumlu bir önem taşımaktadır. Bu misyon ayrıca dolaylı olarak Ermenilerin Hankendi ve çevre bölgelerdeki iskân politikasının genişletilmesine, bölücülerin kışkırtıcı eylemlerine, terör faaliyetlerinin yaygınlaşmasına ve sık sık ateşkes ihlallerine zemin hazırlamaktadır. Ermeniler bile bu “yaratılmış” güvenlikten yararlanarak intikam savaşı konusunu gündeme getirmekten çekinmiyorlar.

Ancak Ermenistan’ın şu anki liderliğinin, her iki ülkenin de egemen davranışlarının barış ve güvenliği sağlamak için önemli olduğunun çok iyi farkında olduğunu düşünüyorum. Bunun için bir barış anlaşması imzalamak, tarafların birbirlerinin toprak bütünlüğünü ve sınırlarını tanıması gerekiyor. Bu durumda ekonomik ve siyasi ilişkilerin normalleşmesini ve gelişmesini sağlamak mümkündür. Ekonomik zorlukların derinleştiği Ermenistan için ilişkilerin iyileştirilmesi çok önemli. Ermeni toplumunda saldırganlık, şovenizm ve ayrılıkçılık fikri hala devam etse de çıkış yolu burada Rusya’nın varlığından değil, Batı ile güvenliğin ve entegrasyonun sağlanmasındadır.

Bu nedenle, Ermenistan’ın ekonomik ve siyasi kalkınmasını sağlamak için bölgesel barış ve güvenliği sağlamaya sorumlu bir yaklaşım benimsemesi ve saldırganlık politikasından vazgeçmesi halinde barışı koruma misyonuna ihtiyaç olmayacağına inanıyorum. Bu, Rus barış güçlerinin gelecekteki faaliyetlerinin uzatılması meselesinin daha çok Azerbaycan ve Ermenistan’ın siyasi iradesine ve karşılıklı davranışlarına bağlı olacağı anlamına geliyor.

İkinci Karabağ Savaşı sonrasında bölgede yeni bir jeopolitik yapılanmanın ve gerçeklerin ortaya çıkması, bölgenin dış ve iç politikalarının yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Egemen eşitlik, karşılıklı anlayış ve devletlerin uluslararası hukuk normları içindeki davranışları önemli faktörlerdir. Bölgedeki demokratikleşmenin ve insan hak ve özgürlüklerinin geri döndürülemezliği, bölgedeki çoğu ülkenin iç politikalarını giderek daha pragmatik bir temelde inşa etmesini gerektiriyor. Emperyalist çıkarların sürdürülmesinin, devletlerin çatışmalar ve askeri güçle yönetilmesinin, demokratik olmayan ilkelere yapılan atıfların etkisiz olduğu görülmektedir. Bu ülkelerin kendileri için ciddi bir sorun haline geldiği de açıktır.

Bu bağlamda Rusya’nın modern dünya düzenine, yeni jeopolitik gerçeklere uygun davranmasının bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri güçlendireceği gibi komşu ülkelerle ilişkileri daha da geliştireceğine ve uluslararası imajı olumlu yönde değiştireceğine inanıyorum.

AZERBAYCAN’IN TARİHİ KARABAĞ ZAFERİ’NİN BİRİNCİ YIL DÖNÜMÜ
GÜN GÜN İKİNCİ KARABAĞ SAVAŞI’NDA NELER YAŞANDI?

Kırım Haber Ajansı (QHA), Azerbaycan’ın 27 Eylül’den 10 Kasım’a kadar sürdürdüğü tarihi Karabağ Harekatının kırılma noktalarını gün gün takip etti. Azerbaycan’ın nihai zaferiyle sonuçlanan çatışmalarda, Ermenistan’ın hiçbir ateşkes anlaşmasına uymayarak sivillere saldırıları da unutulmadı. Azerbaycan’ın tarihi Karabağ harekatı videosunda, savaşın hafızalara kazınan anlarını izleyeceksiniz: