Ankara'da Doğu Türkistan'daki zulmü anlatan Adı Soykırım belgeselinin galası yapıldı

Güncel
qha muhabir
28 Mayıs 2022, 14:42
qha muhabir
28 Mayıs 2022, 14:42

Çin’in Doğu Türkistan’da yıllardır Uygur Türklerine uyguladığı sistematik işkence ve soykırımının tanıklar ağzından anlatıldığı belgesel “Adı Soykırım” Ankara’da gösterildi. Belgesel filmini hazırlayan Doğu Türkistanlı aktivistler, Kırım Haber Ajansına konuşarak yaşanan soykırımı gündeme getirdi.

Yönetmenliğini Tülay Gökçimen’in üstlendiği, Human Movie Team (HMT) ekibinin ortak çalışması olan Adı Soykırım belgeseli, 27 Mayıs 2022 tarihinde Ankara’da Türkiye Diyanet Vakfı Kocatepe konferans salonunda gösterildi. Öte yandan etkinlikte, belgesel gösteriminin yanı sıra Uygur Kültür Gecesi düzenlendi.

GALA GÖSTERİMİNE ESKİ BAKAN ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK KATILDI

Eski Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da dahil kimi siyasilerin yer aldığı belgesel galasına yoğun katılım sağlandı.

ZULMÜ BİZZAT YAŞAMIŞ, GÖRMÜŞ KİŞİLER ANLATIYOR

Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmeyi amaçlayan belgeselde Çin’in Uygur Türkleri ve diğer Müslüman halklarına yönelik uyguladığı soykırım ve insanlık dışı muameleler; bizzat yaşamış, görmüş tanıklar tarafından anlatılıyor. Yıllardır Doğu Türkistan’da kalan ailelerinden haber alamayan ve akrabalarının seslerini duyamayan Uygur Türklerinin hikayeleri, Türkiye’de yaşayan Meryem Sultan, Muhammet Ali Atayurt ve Aygül Kadir’in ağzından aktarılıyor.

Belgeselde, doktora öğrencisi Meryem Sultan, sürekli takip edildiği hissine kapıldığını gözyaşları içerisinde anlattı. Muhammet Ali Atayurt ise, camiye gittiği için Çin’in kendisini takibe aldığını ve bu nedenle Türkiye’ye geldiğini söyledi.

Bir diğer kamp mağduru Aygül Kadir, toplama kamplarında yaşadığı türlü işkenceleri ve ailesini nasıl kaybettiğini anlatıyor.

“ÇİN, TUTUKLAMALARDA HİÇ AYRIM GÖZETMİYOR: KAMPLARDA ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DA VAR”

Belgesel gösterisinin açılışında Sultan Satuk Buğrahan Vakfı yetkililerinden Abdulehet Udun konuşma yaptı. Doğu Türkistan’dan yeni sızan belgelere dikkat çekerek fotoğrafların içler acısı olduğunu ifade eden Udun, suçsuz yere tutuklananlar arasında 13 yaştan 73 yaşa kadar her yaştan kadın ve erkeklerin olduğunu belirtti. Uygur Türklerinin hiç ayrım gözetmeksizin tutuklandığına vurgu yapan Udun, aralarında profesör, akademisyen, sporcu ve şarkıcı gibi her kitleden kişilerin olduğu toplumsal bir tutuklamanın söz konusu olduğunu söyledi. Udun, ayrıca bunların sadece buzdağının görünen bir kısmı olduğunu da sözlerine ekledi.

“SAHAYA GİDEREK ÇEKMEYİ PLANLIYORDUK, GİDEMEDİK”

Belgesel gösteriminin sonunda, filmin yönetmeni Tülay Gökçimen konuşma yaptı. Uzun zamandır Doğu Türkistan ile alakalı bir belgesel çekmek niyetinde olduğunu belirten yönetmen, sahaya gidip çekmeyi düşündüğünü fakat oraya gitmek için yaptığı tüm çaba ve deneyimlerinin olumsuz sonuçlandığını söyledi. Gökçimen, bunun sonucunda Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı tanıkları çekmeye, Uygur soykırımını ellerinden gelinceye kadar duyurmaya karar verdiklerini belirtti.

Kırım Haber Ajansı’na (QHA) konuşan HMT ekibinin yöneticisi, bu belgeseli Doğu Türkistan’daki Uygur soykırımına dikkat çekmek amacıyla yaptıklarını söyledi. Yönetici, belgeselin yönetmeni ve aynı zamanda HMT’nin koordinatörü olan Tülay Gökçimen’in, dünyanın farklı bölgelerinde de insan haklarıyla ilgili belgeleseller yaptığı bilgisini paylaştı. Ayrca, belgeselin kurgusu ve montajını HMT’nin genel yayın yönetmenlerinden Betül Doğan’ın yaptığı bilgisini aktardı.

Yönetici, 2016 yılında kurulduktan bu yana sosyal medyada ürettiği içeriklerle dünya üzerindeki insanların yaşadığı zulümleri duyurmaya çalıştığını, genellikle genç kadınlardan oluşan HMT’nin, daha önce 2020 Dünya İnsan Hakları Günü’nde sosyal medya üzerinde “Doğu Türkistan’ı Duyuyoruz” konulu sosyal medya duyarlılık çalışması yaparak gündem oluşturduğunu da belirtti.

“ÇİN BİZİM EN TEMEL İNSANI HAKLARIMIZI BİLE YERİNE GETİRMİYOR”

QHA’ya konuşan Meryem Sultan, Çin yönetimine seslenerek “Bizim haklarımız ve isteklerimiz insani olduğu gibi somut ve ulaşılabilirdir. Daha önce söylediğim gibi ben ailem ile istediğim zaman dijital bağlantı kurmak istiyorum. Lütfen bizim insani isteklerimizi yerine getirin. Biz anamızla, babamızla, kardeşlerimizle, akrabalarımızla, dostlarımızla iletişim kurmak istiyor. Bu kadar basit bir eylemi engellemede amacınız nedir?” ifadelerini kullandı.

Film gösterisinin yanı sıra Uygur kültürünü tanıtmayı amaçlayan Uygur Kültür Gecesi düzenlendi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.