ABD: Çin'in Uygur soykırımı ve insanlığa karşı işlediği suçlara itiraz etmeye devam edeceğiz

Güncel
qha muhabir
27 Mayıs 2022, 10:35
qha muhabir
27 Mayıs 2022, 10:35

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin Çin’e yönelik politikalarını değerlendirerek; Pekin yönetiminin Uygurlara yaptığı soykırım ve insanlığa karşı suçlarına yönelik itiraza devam edeceklerini ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 26 Mayıs 2022 tarihinde Washington’da düzenlenen insan hakları ve uluslararası hukuk ihlalleri konulu panelde, ABD’nin Çin’e yönelik politikalarını değerlendirdi. ABD’nin çatışma veya yeni bir soğuk savaş peşinde olmadığını belirten Blinken, “Çin’in büyük bir güç olma rolünü engellemeye ya da onu durdurmaya çalışmıyoruz ancak uluslararası hukuku, ilkeleri ve kurumlarını savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Çin’in Uygur Türklerine yönelik Doğu Türkistan’daki eylemlerini ABD’nin “soykırım” ve “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” olarak gördüğünü yenileyen Dışişleri Bakanı, bu konudaki itirazlarını dile getirmeye devam edeceklerini vurguladı. Ayrıca Blinken, Çin’in Tibetlilere karşı kötü muamelelerine ve Hong Kong’da “anti-demokratik önlemlerin” kullanılmasına atıfta bulunarak Çin’in insan hakları ihlallerini eleştirdi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Çin, Doğu Türkistan'da bağımsız insan hakları gözlemi' teklifini reddetti |  Doğu Türkistan Bülteni Haber Ajansı


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.