60. yıl dönümünde 1959 Kerkük Katliamı Şehitleri anıldı

12 Temmuz 2019, 23:27

100 yıldır çok çeşitli baskı, asimilasyon ve yok etme politikaları ile karşı karşıya kalan Türkmenler, günümüzde de mikro terör örgütleri tarafından sistematik bir yok etmeye, vatanlarından, topraklarından koparılmaya çalışılıyor. Tükmenlerinin yaşadığı en büyük acılardan biri olan 14 Temmuz 1959’da gerçekleşen Kerkük Katliamı’nın üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen acısı tazeliğini koruyor.

Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliği ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından 14 Temmuz 1959’da gerçekleşen Türkmenlere yönelik katliamın yıl dönümü dolayısıyla, Ankara TOBB Üniversitesinde bulunan TEPAV Salonu’nda “Kerkük Katliamı’nın 60. Yıl Dönümü Türkmeneli’ndeki Riskler ve Olası Tehditler” adlı bir panel düzenlendi. 

Programda şehitler ve hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapıldı. Ardından Kerkük Türkmenlerine yapılan zulümlerin anlatıldığı bir tanıtım belgeseli gösterildi. Saygı duruşu ve tanıtım belgeselinin gösteriminin ardından Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü bir konuşma yaptı.

Mehmet Tütüncü

ANKARA’DA DÜZENLENEN PANELE ÜST DÜZEY KATILIM

Üst düzey katılımın olduğu panelde; eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, eski MHP Milletvekili Oktay Vural, Kerkük Vakfı Başkanı Erşat Hürmüzlü, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü, TEPAV Politika Analisti Hüseyin Raşit Yılmaz, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç Dr. Serhat Erkmen, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mükremin Şahin’in yanı sıra birçok konuk yer aldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü yaptığı açıklamada, “Türkmenler öz kimliğini ve benliğini gördüğü tüm mezalimlere rağmen korumayı başarmıştır. Bu çok sayıda kayıplar vererek olmuştur. Her şeye rağmen Türkmenler dimdik durmayı başarmıştır.Özellikle 2014’te DAEŞ terör örgütünün giriştiği katliamlar sonucunda Irak’ta en büyük kaybı veren Türkmeneli coğrafyası olmuştur.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN GÖLGESİ  YETER”

Tütüncü, “‘Anavatanımız Türkiye’ ve tüm dünyanın buradaki hayatın normale dönmesi için üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Türkiye’nin kararlı ve milli bir politikası olduğu sürece hiç kimse Türkmenlere dokunamaz. Türkmenleri  korumak için Türkiye’nin gölgesi yeter. Ne parası, ne askeri gücü, ne de başka güce gerek yoktur, sadece gücü yetecektir. Çünkü; Türkiye bölgesel güç olarak belki bugün her istediğini yaptıramayabilir; ancak Türkiye’nin istemediğini yapmak kimsenin ne haddine ne de hakkına düşer. Dolayısıyla anavatanımız Türkiye’den beklentimiz çoktur.” dedi.

“ANAVATANIMIZ TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ”

Türkmeneli’nin  2003-2017 arası geçen süreçte başta Kerkük olmak üzere hukuksuz uygulamalar ile katliamlara maruz kaldığını kaydeden Tütüncü, “2017 hukuksuz referandumunu gerçekleştirmek isteyen bölgesel yönetim de ‘Anavatanımız Türkiye’yi karşılarında bularak  sert bir taşa çarpmıştır” ifadelerini kullandı. 

“BİZİM KİMSENİN TOPRAĞINDA, HAKKINDA GÖZÜMÜZ YOKTUR”

Tütüncü: “Geçmişten günümüze bir projeksiyon tuttuğumuzda önümüzde çok riskli çok tehlikeli bir süreci görmekteyiz. Anayasaya garip bir şekilde sokulan 140. maddeyi ısıtıp gündeme almak istiyorlar. Aynı şekilde, Türkmeneli  bölgesinde bir referandum ve seçim yapılmak istenmektedir. Demokratik ve normal şartlarda gerçekleştirilecek bir referandum Türkmenlerin en büyük arzusudur. O toprakların gerçekte kime ait olduğu ortaya çıkacaktır. Ancak bugünkü şartlarda demokrasi kılıfına büründürülmüş bombalar, hem Türkmeneli’ni hem Irak’ı tehlikeye sokacaktır.” şeklinde konuştu

Uyarı niteliğinde bir ifadeyi de açıklamalarına ekleyen Tütüncü, “Kararlar, Kerkük başta olmak üzere Türkmeneli’nin tüm bölgeleri istikrarı ve kararları önce kendi bölgesinden, Bağdat’tan verilmelidir. Erbil’den yahut Süleymaniye’den değil. Olmadı, olmaz,olamaz.Türkmenler buna müsade etmeyecektir. Son 15 yıllık süreci tekrar yaşamamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız.” diye konuştu. 

Hüseyin Raşit Yılmaz

TÜRKMENELİ BAŞKALARI İÇİN “PETROL” TÜRKLER İÇİN “VATAN” DEMEKTİR!

TEPAV Politika Analisti Hüseyin Raşit Yılmaz ise, katliamın nedenlerine dikkat çekerek tarihi hatırlatmalar yaptı. Bölgede 1958 yılında yıkılan kraliyet yönetiminin ardından cumhuriyet rejimiyle de Irak Kuzey bölgesinde bir Türk varlığının istenmediğini vurgulayan Yılmaz, Türklerin bölgeden uzaklaştırılıp güney bölgelere itilmesinin petrol ve bölge hakimiyeti arzusuyla doğrundan ilgili olduğunu kaydetti. 

BEKLEYEN TEHDİT VE RİSKLERE BEŞ BAŞLIKTA ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Beş ana konuya dikkat çeken Yılmaz, yaşama sevincini yaşatmak olan moralin gerekliliği, risk ve tehlikelere çözümler, göçlerin istihdamının gerçekleştirilebilmesi gibi başlıklara işaret etti. Bir diğer başlığın da ”eğitim olduğunu söyleyen Yılmaz “eğitime karşı olduğunu” eğitimin müfredat empozesi olmasından dolayı milli varlığın muhafazası için öğretimin esas olması gerekliliğine inandığını vurguladı.

Tüm dünyadaki Türkmenler, siyasi haklarla da, etkin faaliyetlerle de gerçekleri dünyaya, dünyanın yaygın yöntemleriyle duyurulmasının çok önem arz ettiğini söyledi.

“MAZLUM DEĞİL HAKLIYIZ”

Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, “Meselelerde Türkiye’yi ikna etmemiz kafi değildir, bütün dünyayı ikna etmemiz lazımdır.Mazlum olduğumuzu söylediğimiz zaman mazlumlar kuyruğuna geçirilir, erteleniriz. Bizim haklı olduğumuzu duyurmalı ve ispat etmeliyiz.” dedi.

Daha önceden de çok fazla katliam ve kıyımın olduğunu belirten Nakip, 1923, 1924, 1946, 1959 Katliamları, 1991 Altınköprü Katliamı ve  1996’da Bağdat’taki idamların 2003’ten sonra da Tuzhurmatı ve Telafer’de de olanlara rağmen Türkmenlerin hala ayakta olduğunu vurguladı. 

959 Kerkük Katliamı Şehitleri
IRAK
Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliği
Kerkük Katliamı
Mehmet Tütüncü